Joan Baez ve Bob Dylan’ın Aşk Hikayesi

Yeniden alevlenmesini umduğum bir ilişki…
Joan Baez ve Bob Dylan’ın Aşk Hikayesi

Girişte de bahsettiğim gibi, Bob Dylan en sevdiğim müzisyenlerden. Onu dinleyerek büyüdüm, şarkılarından Hurricane’i daha ırkçılığın ne olduğunu kavrayamadığım yaşlarda ezbere söylüyordum. Tabii, büyüdükçe Dylan’ın şarkıları benim için yeni anlamlar kazandı. New York’a taşındığımda ise tüm etkisi yeni bir boyuta ulaştı. Onun yürüdüğü sokaklarda yürüyor, ünlenmeden önce sahnelerinde şarkılar söylediği Cafe Wha? gibi yerlerde oturuyordum. Torunlarından biri ile aynı okulda olmakla beraber hep aynı kahve dükkanında karşılaşıyorduk, arada kovboy çizmeleri giyerdi — hatta arkadaşlarımdan biri neredeyse onunla oda arkadaşı olacaktı, çok yakınlardı. 

24 Mayıs, Bob Dylan’ın 80. doğum günüydü. Harika bir söz yazarı, müzisyen ve genel ‘cool’ birey olan Bay Dylan’ın bugün müziklerinden, aktivistliğinden ya da hayatından bahsetmektense, aşktan bahsedeceğim. Daha da spesifik olmam gerekirse Joan Baez ile olan aşk hikayesinden. 

Başlamadan önce Martin Scorsese’nin yönetmenliğini üstlendiği Rolling Thunder Revue: A Bob Dylan Story belgeselinden bir kesit paylaşmak istiyorum. Belgeselin devamını Netflix’ten izleyebilirsiniz. 


Bu kesitte beni etkileyen şeylerden biri sessizlikleri dolduran yıllar içinde daha da yoğunlaşmış hisler. Baez ve Dylan 1961 yılında New York’ta tanışıyorlar. O dönemde şehirde popülerleşen bir ‘folk’ müzik dünyası var. O yıllarda zaten ünlü bir müzisyen olan Baez, Dylan’ın bir performansını izliyor ve yörüngesine giriyor. Bunun nedeni de hem Dylan’nın yeteneğini görmesi hem de ondan hoşlanması. Baez onu konserlerine çıkarmaya, onu seyircileri ile tanıştırmaya başlıyor. Onun ipek gibi yumuşacık sesine karşılık Dylan’ın sesini çok farklı bulanlar oluyor. Birkaç yıl beraber turnelere çıkıyorlar, politik meselelerde sessiz kalmamak için birbirlerini destekliyorlar. Bob Dylan, 2004’te yazdığı otobiyografisi, Chronicles: Volume One’da Baez hakkında şunları yazıyor: 

“Ona bakmadan duramıyordum, gözlerimi kırpmak bile istemiyordum. Ona bir bakışım, büyük bir iç çekmeme neden oluyordu. Bir de o sesi vardı. Sesi sizi kötü ruhlardan kurtarabilecek güçteydi. İlahi bir sesle şarkı söylüyordu. Onun yaptığı ve güzel olmayan bir şey yoktu.” 

Bob Dylan ve Joan Baez

Ayrılmaz bir ikili oluyorlar. Ancak 1965’te Dylan’ın İngiltere’de yaptığı turne sırasında  ayrılıyorlar. Baez’i bir kere bile sahneye çağırmaması, ona fazlalıkmış gibi davranması bu ayrılığı tetikliyor. Ayrılıktan sonra arkadaş kalsalar da, ilişkileri hakkında konuşmuyorlar. 1975 yılında Rolling Thunder Revue turnesinde geçen yukarıda paylaştığım videoda da birbirlerine olan aşkları çok belli oluyor. 

Mary Wharton’ın yönetmenliğini üstlendiği Joan Baez: How Sweet the Sound belgeselinin Toronto Uluslararası Film Festivali gösteriminde Dylan, ayrılıktan 44 yıl sonra sessizliğini bozuyor ve bu konuda kötü hissettiğini ve ilişkilerinin bitmesinin onu üzdüğünü paylaşıyor. Baez ise  o dönemde Dylan için deli olduğunu paylaşıyor. Baez’in en sevilen şarkılarından Diamonds & Rust, Dylan’ın, 1974 yılında onu bir anda aramasının ardından yazılıyor. Dylan’ın Visions of Joanna adlı şarkısının Baez ile ilgili olduğunu düşünenler var.  Hala ikisinin beraber olma umuduna tutunsam da, arkadaş olarak hayatlarına devam edecekler gibi gözüküyor… 

Tüm fotoğraflar: Daniel Kramer

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

20'lik20'lik

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🎶Müzikli Bülten🎶

Ayrılık şarkıları, Bob Dylan ve Burçin Cingöz

27 May 2021

daniel kramer

YAZARLAR

Yasmin Güleç

Anthony Bourdain'in #1 numaralı hayranı olmak dışında zamanımı genelde yazarak, yürüyerek, kahve içerek ve derin politik tartışmalara girerek harcıyorum.

20'lik

20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.

İLGİLİ OKUMALAR