Yabancı, rasyonale dönüşü satın aldı mı?


Dijital dönüşümde doğru teknolojiye ulaşmanın en hızlı yolu: BANDWITT Sektör ve ölçek fark etmeksizin 2017’den beri firmaların uçtan uca dijital dönüşüm süreçlerini yöneten BANDWITT , modüler yapısıyla firmalara dönüşümde hız kazandırıyor. Yaptığı çalışmalarla firmaları hızlı bir şekilde analiz ederek ihtiyaçlarını belirleyen BANDWITT, bu ihtiyaçları projelendirirken teknoloji tedarikçileri ile firmaları eşleştiriyor. BANDWITT ’in sunduğu avantajlar neler? Firmalar, teknoloji çözümlerine ve ilgili tedarikçilere ulaşırken hız kazanarak teknoloji satın alımlarında yaşanan belirsizliklerin ve vakit kaybının önüne geçebiliyorlar. Sunulan geniş tedarikçi havuzu sayesinde alternatif çözüm sağlayıcılarını inceleyerek platform üzerinden ilgili değerlendirmelere hızlıca ulaşabiliyorlar. Platform ve içerisindeki modüler yapıyla teknoloji ihtiyaçlarını hızlı ve etkin bir şekilde uygulamaya geçirerek kısa sürede iş süreçlerinde verimlilik ve kârlılık sağlayabiliyorlar. BANDWITT, dönüşümü teşvik etmek amacıyla firmalara piyasada karşılaşmadıkları çeşitli esnek üyelik modelleri sunuyor. Böylece firmalar teknoloji dönüşümünü sabit ve uygun bütçelerle yönetme ve ihtiyaçlarına yönelik farklı hizmetlere ulaşma fırsatına sahip oluyorlar. Neden BANDWITT? Bugüne kadar 500’den fazla firma ve KOBİ ile çalışan, iş ortakları ve geliştirdiği projeler sayesine önemli tecrübelere sahip olan BANDWITT; üretim, gıda, tarım, akaryakıt, gayrimenkul ve perakende gibi farklı sektörlerden firmaların dijitalleşmesine katkı sağlıyor. BANDWITT hakkında detaylı bilgiye ulaşmak için burayı ziyaret edebilir, firmanıza en uygun teknolojilerle hemen eşleşmek için [email protected] adresiyle iletişime geçebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Haziran başında göreve başlayan yeni ekonomi yönetiminin sıklıkla vurguladığı “rasyonele dönüş” adımlarının, uzun süredir Türk piyasalarından uzak duran yabancı yatırımcıların ilgisini tekrardan ülkemize çekmeye başladığı görülüyor. Yabancı haber ajansları tarafından yapılan birtakım haberler de bu durumu doğrular nitelikte.
Örneğin Reuters’ın 29 Ağustos'ta yayımladığı bir makalede, TCMB tarafından alınan 750 baz puanlık faiz artışı kararının ardından yabancı yatırımcıların Türk piyasalarına geri dönmeyi değerlendirdiği aktarıldı.
Ajansa açıklamalarda bulunan yabancı yatırımcılar son faiz artırımının ardından genel tablo açısından daha rahatladıklarını ifade ederken, ortodoks politikalara dönüş konusunda ne kadar adım atılırsa Türkiye’ye yatırımda bulunma ihtimallerinin o kadar artacağını belirtti.
Yayımlanan makalede her yatırımcının da tekrarladığı gibi “rasyonel politikalarda süreklilik” vurgusu yapılırken, ekonomideki gidişatın değişmesine rağmen yatırımcıları ikna etmenin kolay olmayacağı da ifade edildi.
Veriler ne söylüyor?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından açıklanan aylık ödemeler dengesi istatistiklerine göre yeni ekonomi yönetiminin göreve başladığı Haziran ayında Türkiye’ye; 135 milyon dolarlık kısmı doğrudan, 1,8 milyar dolarlık kısmı ise portföy kaynaklı olmak üzere totalde 1,9 milyar dolarlık yabancı yatırım girişi kaydedildi. Söz konusu yatırımların 1,1 milyar dolarlık kısmının hisse senedi piyasasından net alım şeklinde gerçekleştiği ifade edilirken, devlet borçlanma senetleri piyasasına ise 46 milyon dolarlık giriş kaydedildiği belirtildi.
Yine TCMB tarafından açıklanan haftalık menkul kıymet istatistiklerine göre yurt dışında yerleşik yatırımcılar, yeni ekonomi yönetiminin göreve başladığı 2 Haziran tarihinden bu yana Borsa İstanbul’dan toplamda 1,7 milyar dolarlık net alım yaptı. Borsa İstanbul’daki yabancı yatırımcı payı aynı süre içinde tekrardan %30 düzeyinin üzerine çıkarken, DİBS piyasasında ise uzun süredir görülmeyen güçlü girişler kaydedildi.
Uzmanlar ne diyor?
Yabancı yatırımcının son hamlelerden ne yönde etkilendiğini ve TCMB’nin aldığı 750 baz puanlık faiz artış kararının yabancı yatırımcı ilgisini çekme konusunda ne derece etkili olduğunu sizler için uzmanlara sorduk.
Konuya ilişkin Aposto’ya konuşan Sagam Strateji Danışmanlık Yönetim Kurulu Üyesi Murat Sağman, yabancı yatırımcının Türk piyasalarına ilgisinin gittikçe arttığını fakat yatırımcının birtakım kuşkulara sahip olduğunu ve konuyla ilgili biraz daha zamana ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Yabancı yatırımcının faiz artışlarının devamını beklediğini söyleyen Sağman, gözlerin 21 Eylül’deki PPK toplantısının sonucuna çevrili olduğunu da belirtti.
Konuya ilgili görüşlerini Aposto’ya aktaran Rota Portföy Yatırım Danışmanlığı Direktörü Kerem Aksoy, yeni yönetimin göreve başladığı ilk günden bugüne kadar söylemlerinde her zaman ‘makro finansal istikrar’ kavramını öne çıkardığını ifade ederek, “Dengeli ve sürdürülebilir bir büyümeyle beraber enflasyonun kontrol altına alınması, cari açığın dizginlenmesi, üretim ve ihracat odaklı bir politika seti uygulayacakları mesajını sürekli verdiler. Ayrıca para politikasında normalleşme ve mali disiplin alanında atılan adımlar da piyasalar tarafından yakından takip edildi” ifadelerini kullandı.
“TCMB, 22 Haziran, 20 Temmuz ve 24 Ağustos tarihlerindeki PPK (Para Piyasası Kurulu) toplantılarında bir hafta vadeli repo faiz oranını (politika faizi) toplamda 1.750 bp artırarak %8,50’den %25 seviyesine çıkarttı.
Bu toplantılardan özellikle 24 Ağustos toplantısı karar notunda gelecek döneme ilişkin yönlendirme yapılırken ‘Politika faizi, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirlenecektir.
Enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırma gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilecektir.’ cümlesiyle kararlı duruşun sürdürüldüğünü ve sıkılaşmaya ilişkin piyasaya net mesaj verildiğini görüyoruz.”
Atılan rasyonelleşme adımlarının yabancı yatırımcılar üzerindeki etkisine de değinen Aksoy, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:
“Bu bağlamda gerek yerli gerek yabancı yatırımcıların da verilen bu mesajı aldığını Türkiye ülke risk primi 5 yıllık CDS rakamlarındaki gevşeme (düşme) bize net bir şekilde gösteriyor. Mayıs sonu itibarıyla 700 bp seviyelerine kadar çıkan ülke risk primi CDS an itibarıyla 380 bp seviyelerine kadar gevşedi.
Sıkılaşma ve mali disiplin kanadında atılan adımların devamı, makro ihtiyati tedbir setinin yumuşatılması, bankalara alan açılması ve büyümenin dengeli dağılımı sağlanmaya devam ederse CDS risk primindeki düşmeyle beraber özellikle uzun vadeli yabancı yatırımcı ilgisinin de artacağını öngörmek yanlış olmayacaktır.
Yeni ekonomi yönetiminin atmış olduğu adımların piyasalar nezdindeki net etkilerini gördüğümüz iki kalem bulunuyor. Bunlar;
5 yıllık CDS rakamları; Mayıs 2023’ten bugüne bakıldığında 700 bp seviyelerinden 380 bp seviyelerine kadar geri çekilme yaşandı.
Borsa İstanbul’daki yabancı takas oranı haziran ayı başında %27,40 seviyelerinden an itibarıyla %31,64 seviyelerine kadar yükseldi. Özellikle son faiz artırım sürecinde yabancı payının %1 daha arttığını gözlemledik.”
Aksoy, TCMB tarafından Ağustos ayı toplantısında alınan 750 baz puanlık artış kararın yabancı yatırımcı üzerindeki etkilerini nasıl yorumladığına ilişkin sorumuza ise şu şekilde yanıt verdi:
“Yabancı yatırımcı nezdinde en önemli kavram olan ‘öngörülebilirlik’ özellikle son faiz artışı sonrası iyiyden iyiye fiyatlanmaya başladı diyebiliriz. Orta/uzun vadede hem CDS rakamlarındaki düşüş hem de BIST yabancı payındaki artışı görmemiz portföy girişleri adına kritik öneme haiz olacak. Ayrıca son olarak yeni ekonomi Yönetimi tarafından açılanacak OVP (Orta Vadeli Program) de yabancı yatırımcı tarafından ilgiyle takip edilecektir.”
Konuyla ilgili Aposto’ya görüşlerini aktaran ALB Yatırım Başekonomisti Doç. Dr. Filiz Eryılmaz ise, rasyonel politikalara geçişin ardından CDS’lerdeki gerileme ile birlikte Türkiye’ye yabancı yatırımcı girişinin hızlandığına işaret ederek şu ifadeleri kullandı:
“Yabancı yatırımcı bir miktar bekle-gör modunda. Daha güçlü giriş için rasyonelleşme yolunda uygulamaya konan politikaların devam ettirilip ettirilmeyeceğini izliyor.
Bu bağlamda geçen haftaki KKM kararları ve güçlü politika faizi yabancı açısından kritik önemli pozitif gelişmeler oldu. Eylül ayında açıklanacak olan OVP'yi bekliyor şimdi yatırımcı. OVP yabancıyı tatmin ederse girişler hızlanabilir.
Yine Eylül ayında SP ve Fitch'in Türkiye not değerlendirmesi var. Kredi notunda bir artış olmasa bile kredi not görünümünde iyileşme yine yabancı girişini artıran önemli bir gelişme olabilir.”
Eryılmaz, yabancı yatırımcı ilgisindeki artışın sebeplerini ise şu şekilde sıraladı:
“Rasyonel ve öngörülebilir politikalara yani ortodoks politikalara dönüyor olmamız en büyük etken diyebilirim. Bu sayede enflasyon ve cari açıkta azalma yine bütçe açığında azalma ile makroekonomik dengelenmenin sağlanacağı ve kur üzerindeki baskının da azalacağını düşünüyorlar.
Bu arada özellikle CDS'te geri çekilme büyük yabancı fonlar için çok önemli. CDS düştükçe yabancı girişleri başta bankacılık ve holding hisseleri olmak üzere Türkiye'de kurumsallaşmış, iyi yönetilen ve özkaynak karlılığı dolar bazında güçlü olan şirketlere yönelim artacaktır.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
TCMB'nin yayımladığı toplantı özetinde sadeleşme adımlarının kademeli olarak devam edeceği belirtildi. Bakan Şimşek açıklamasında "sürdürülebilir büyüme" vurgusu yaptı. Erdoğan ile Putin'in pazartesi günü görüşeceği açıklandı.
01 Eyl 2023

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
İspanya, Arjantin'i tarihin en tek taraflı finallerinden birinde Ferran Torres'in golüyle yendi ve ikinci kez dünya şampiyonu oldu.

“Ama” bağlacı, dilimizde temel olarak karşıt anlamlı iki cümleyi veya sözcük grubunu birbirine bağlama görevini yapar. Tek başına bir anlamı olmayan bu sözcük, cümleler arasında kurduğu köprüler sayesinde cümleye çok çeşitli anlam ve işlev kazandırır. “Ama” bağlacını karşıtlık ve zıtlık ilişkisi kurmak, koşul (şart) anlamı kazandırmak, anlamı pekiştirmek ve güçlendirmek, dikkati çekmek, uyarı ve ikazda bulunmak, beklenmeyen bir durumu / istisnayı belirtmek için kullanırız.





