Yapay zeka teknolojisinde kişisel verilerin korunması

Yapay zeka ve veri koruma, giderek birbiriyle kesişen iki önemli alan. Yapay zeka sistemleri genellikle büyük miktarda veriye kolaylıkla erişebiliyor. Derin öğrenme algoritmaları ile birçok farklı kaynaktan büyük miktarda veri toplar ve bu verileri analiz ederek öğrenme ve karar verme yeteneklerini geliştirirler. Bu veriler genellikle insan davranışları, tercihleri, alışkanlıkları ve diğer kişisel bilgileri içerebilir. Yani yapay zekanın, kişisel verilerin toplanması ve işlenmesi için önemli bir araç olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Hal böyleyken yapay zeka kullanımı, kişisel verilerin gizliliği noktasında öncelikli ve hassas bir konu olarak karşımıza çıkıyor ve önemli etik sorunları gündeme getiriyor.
Her şeyden önce yapay zeka terimi ile ne kastedildiğinin anlaşılmasında fayda var.
Nedir bu yapay zeka?
Yapay zekanın tüm dünyada geçerli veya net bir tanımı olmasa da, yapay zeka insanlar gibi düşünmeye ve eylemlerini taklit etmeye programlanmış makinelerde insan zekasının simülasyonu olarak ifade edilebilir. Yapay zeka, bir makine öğrenme, akıl yürütme ve problem çözme gibi insan tabanlı becerilere sahip olduğunda var olur.
Kişisel verilerden besleniyor
Yapay zeka terimi ilk kez 1956 yılında bir konferansta John McCarthy tarafından kullanıldı. O günden bugüne kadar büyük gelişmeler yaşayan yapay zeka, daha da hızlı gelişerek ilerlemeye devam ediyor. Apple Siri, Google Asistan gibi sesli komutlarımızı işleyerek sorularımızı cevaplayan ve ev aletlerini kontrol eden sesli asistanlar, otonom araçlar, video izleme ya da yüz tanıma sistemleri gibi güvenlik sistemlerinin her biri karşımıza çıkan en yaygın yapay zeka örnekleri. Her geçen gün de bu örneklere bir başkası ekleniyor. Bu durumda kişisel verilerimizi temel kaynak olarak kullanan bu yapay zeka teknolojisi için bazı önlemlerin alınması bizler için elzem hale geliyor.
İnternetin bu denli yaygınlaşması ile birlikte bizler her gün birçok kişisel verimizi farkında olmadan paylaşıyoruz. Öyle ki online alışveriş yaptığımız e-ticaret sitelerinde, fotoğraflarımızı ve videolarımızı paylaştığımız sosyal medya platformlarında, telefon ve tabletlerimize indirdiğimiz mobil uygulamalarda ya da sık sık kullandığımız arama motorlarında farkında olarak ya da olmayarak, istekli ya da isteksiz olarak sürekli kişisel bilgilerimizi dijital ortama yüklüyoruz. Bu çoğu zaman uygulama ve hizmetlerin sağladığı kolaylık ve rahatlıktan etkilenerek düşünmeden gerçekleşiyor, kimi zamansa verilerimizin üzerindeki kontrolü kaybedip sadece birkaç tıklama ile verilerimizi sanal ortamla paylaşıyoruz. Bu kolaylığın karşısında ise, verilerimizin nereye gittiğini ve kimlerin eline geçtiğini düşünmüyoruz.
Ne var ki bu denli özel kişisel bilgilerin yanlış ellere geçmesi, kötüye kullanılması ya da yanlış amaçlar için kullanılması günün sonunda dolandırıcılık, sahte hesaplar, itibar kaybı ya da kişisel güvenlik riskleri gibi ciddi zararları ve hak kayıplarını beraberinde getiriyor. İşte bu noktada kişisel verilerimizin gizliliğinin sağlanması mahremiyetimiz için büyük önem arz ediyor.
Türkiye’de yasal durum ne?
Yapay zeka teknolojisi, son yıllarda büyük gelişmeler kaydetti ve çeşitli alanlarda kullanılmaya başlandı. Ancak, verilerimizden beslenerek varlığını sürdüren yapay zeka teknolojisi ile kişisel verilerin işlenmesi ve korunması konusunda bazı riskler de beraberinde geldi. Hal böyleyken yapay zekaya yönelik düzenlemeler mahremiyetimizin korunması için her geçen gün daha da önem kazanıyor.
Türkiye’de yapay zeka sistemlerine yönelik henüz spesifik bir düzenleme bulunmuyor. Ne var ki, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) veri mahremiyetimizin sağlanması için uygulamada büyük öneme sahip. Nitekim veri güvenliğinin sağlanabilmesi, ancak yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesi ve kullanılmasında KVKK gerekliliklerine uyulması ile sağlanabilir.
KVKK’nın 4. ve 5. maddesi kapsamında, hukuka uygun şekilde kişisel verilerin işlenmesi için açık rıza, şeffaflık, meşru menfaat, amaçla sınırlılık, veri güvenliği, saklama süresi gibi birçok ilke ve kural belirlenmiştir. Bu ilke ve kuralların, yapay zeka teknolojisi ile uyumlu hale getirilmesi veri güvenliğinin tesis edilerek mahremiyetimizin korunması için elzem. Örneğin, yapay zeka algoritmaları kullanılarak kişisel verilerin analizi yapılırken, algoritmaların bu verileri gizli ve güvenli bir şekilde saklaması ve yalnızca belirlenen amaçlar için kullanması gerekiyor.
Anayasa’nın 20/3. maddesi ile koruma altına alınan temel hak ve özgürlüklerimiz kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı bakımından da yapay zeka sistemlerine ilişkin düzenlemeler büyük gerekliliğe sahip. Veri güvenliğinin ve gizliliğinin sağlanması için kişisel verilerin işlenmesinde yapay zeka sistemleri de dahil olmak üzere her türlü teknolojinin kullanımı, kişisel veri sahiplerinin temel hak ve özgürlüklerine saygı gösterilerek gerçekleştirilmeli.
Bununla birlikte, Kişisel Verileri Koruma Kurumu (“Kurum”) tarafından 15 Eylül 2021 tarihinde yayımlanan “Yapay Zeka Alanında Kişisel Verilerin Korunmasına Dair Tavsiyeler” yapay zeka alanında faaliyet gösteren geliştiriciler, üreticiler, servis sağlayıcıları ve karar alıcılar için önemli öneriler barındırıyor. Kurum, bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin gözetilerek yapay zeka uygulamaların geliştirilmesi ve uygulanmasına vurgu yaparak, veri güvenliği ve gizliliğine ilişkin ilkelere dikkat çekiyor.
Mahremiyetimizi korumak için neler yapmalıyız?
Elektronik cihazların hayatımızda bu denli yaygın olduğu bu günlerde haber okurken, müzik dinlerken, alışveriş yaparken ya da sosyal medyayı kullanırken her gün, her dakika, her saniye kişisel verilerimizi sanal ortamla paylaşıyoruz. Bu da kişisel verilerimizin dijital ortamda saklanarak bizlerin çeşitli tehditlerle karşı karşıya kalmasına yol açıyor. Her şeyden önce bizlerin bilinçlenmesi bu noktada büyük öneme sahip.
Kuruluşlar yapay zeka kullanımı konusunda şeffaf olduklarından ve bireylere kişisel verilerinin nasıl toplandığı, kullanıldığı ve işlendiği hakkında açık bilgiler sağladıklarından emin olmalı. Veri sahipler yeterli şekilde aydınlatılmalı, kişisel verilerinin toplandığı belirli amaca uygun olarak işlenmesi için bireylerden gerekli onayı aldıklarından emin olmalı. Kişisel verilerin işlenmesi temelli yapay zeka ve veri toplama çalışmaları, kişilerin temel hak ve özgürlüklerini koruyan bir yaklaşım içerisinde yapılmalı. Bununla birlikte özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi söz konusuysa, özel veri koruma kuralları göz önünde bulundurularak daha sıkı teknik ve idari tedbirler uygulanmalı. Ve en önemlisi ise verilerin mümkün olduğunca anonim hale getirilerek işlenmesi tercih edilmeli.
Özel hayatın ve mahremiyetimizin gizliliğinin en temel haklarımızdan biri olduğu gerçeği göz önüne alındığında, yapay zekanın kişisel verilerimizi kullanırken verilerimizin güvenliğine yönelik tüm riskleri azaltıcı, kapsamlı bir korumayı sağlaması çok önemli.
Veri sahipleri olarak bizlerin de alması gereken bazı cevaplar var. Verilerimiz neden ve nasıl kullanılıyor? Verilerimiz hangi amaçla kullanılıyor? Adil, yasal ve şeffaf bir şekilde saklanabiliyor mu? Verilerimiz üçüncü kişilerle paylaşılıyor mu? Mahremiyetimizin korunduğundan emin olmak istiyorsak bu sorulara doğru ve yeterli cevaplar aldığımızdan emin olmalıyız. Ancak bu şekilde bizler ve hayatımızda giderek büyük alan kaplayan yapay zeka teknolojileri ile aramızda güven ortamı oluşabilir.
Yapay zeka artık tamamen hayatımızın içinde. Ve bu birliktelik giderek daha da güçleniyor. Yapay zekadan uzaklaşmak yerine, bizlere düşen mahremiyetimizi koruyarak onlarla birlikte yaşamayı öğrenmek. Unutmamalıyız ki mahremiyetimiz olmadan güvende olmamız mümkün değil.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
TikTok'a bir yasak da İngiltere'den, ISO'dan anonimleştirme standartı, Avusturya veri koruma otoritesinden Meta'nın izleme pikseline dair karar, ICO'dan polis teşkilatına yaptırım kararı, Hollanda'dan da Meta'ya bir darbe ve daha fazlası...
20 Mar 2023

YAZARLAR

Veri Koruma ve Mahremiyet Gündemi
Sivil toplum kuruluşu Verini Koru'nun ekibi, Türkiye'de ve dünyada kişisel verilerin korunması alanında yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyor ve her Pazartesi sizlerle buluşturmak için bültenler hâline getiriyor.
İLGİLİ OKUMALAR


