Yapay zekâyı cinsiyetçi kodlarla okumak

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler fark etmeden her toplumda kırılgan gruplar toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığa maruz kalıyor. Günlük hayatımızda büyük yer işgal eden cinsiyet temelli ayrımcılık, kendini en basit diyaloglarda bile hatırlatıyor. Yıllardır süregelen bir düzenin sonucu olan bu rolleri; başta haneiçi olmak üzere sosyal, iş ve eğitim hayatlarımızda yok ederek eşit bir dünya oluşturmak için çaba sarf ediyoruz. Peki, insan eliyle inşa edilen ve geleceğimizi şekillendirmesi beklenen yapay zekâ (YZ) teknolojilerine bu açıdan bakmaya ne dersiniz?
- Arka plan: Konuyla ilgili olarak UNESCO 2019 yılında “Yapay Zekâ ve Kadınların Güçlendirilmesi” adlı bir atölyeye ev sahipliği yaptı. Etkinlik sonucu yayımlanan raporda YZ teknolojisindeki toplumsal cinsiyet rollerine dikkat çekildi.
- Önemli noktalar: Apple’ın Siri’sinin itaatkar bir kadın karakterinde olması, “cinsiyetsiz” bir isme sahip olan Google Asistan’ın kadın sesiyle konuşması gibi dikkatlerden kaçan ama toplumsal cinsiyet stereoitiplerini besleyen konular ele alındı. Buna göre, tüketicilerin “yardımcı” rollerde kadın sesi duymaya, “otoriter” rollerde erkek sesi duymaya alışkın oldukları saptandı.
- Önemli noktalar: Apple’ın Siri’sinin itaatkar bir kadın karakterinde olması, “cinsiyetsiz” bir isme sahip olan Google Asistan’ın kadın sesiyle konuşması gibi dikkatlerden kaçan ama toplumsal cinsiyet stereoitiplerini besleyen konular ele alındı. Buna göre, tüketicilerin “yardımcı” rollerde kadın sesi duymaya, “otoriter” rollerde erkek sesi duymaya alışkın oldukları saptandı.
- Bilişim sektöründe erkek egemen bir iş kültürünün hakim olması ise önemli bir problem. YZ teknolojilerinin tasarımında ve geliştirilmesinde erkeklerin aşırı temsili, iş yeri dahil toplumun çeşitli düzeylerinde cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik kazanılan ilerlemeleri geriletme riski taşıyor. Çünkü YZ teknolojisi, gerçek dünyadaki verilerden öğrenilen algoritmalara dayanıyor.
- Dünya genelinde YZ alanında çalışanların yalnızca %22’si kadın, makine öğrenmesi alt dalına gelindiğinde bu oran %12’ye kadar düşüyor. Bu durum aslında bizlere YZ’nin handikapları hakkında da fikir veriyor. YZ, sosyokültürel kodlarımızın bir uzantısı olarak gelişiyor.
- Karşıt görüş: YZ teknolojisi yalnızca bizlere direktif veren seslerden ibaret olmasa da teknoloji şirketleri “cinsiyetsiz” bir YZ için ilk iş olarak cinsiyetsiz bir kimlik yaratmaya girişti. “Q” adındaki cinsiyetsiz YZ’nin ses tonu oluşturulurken kadın ve erkek seslerini referans almak yerine 22 trans bireyin ve 2 non-binary bireyin sesleri kullanıldı. Böylece geniş bir cinsiyet spektrumu yansıtılmış oldu.
- Ne yapmalı? UNESCO, yayımladığı yeni raporda YZ teknolojisindeki cinsiyet eşitsizliğini daha geniş bir perspektiften ele aldı. Küresel bir diyalogun çıktısı olarak hazırlanan 2020 Raporu’nda, tüm iş hayatını kapsayan öneriler sunuldu. Özel sektörde, sivil toplumda ve kamu kurumlarında YZ teknolojileriyle çalışan kurumlara sunulan temel hedefler şu şekilde:
- YZ cihazlarında, algoritmalar ve veri setlerinde bulunan yerleşik cinsiyet ön yargılarının üstesinden gelinmesi,
- Teknoloji sektöründe faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların idari ve teknik birimlerindeki görevli kadın temsilci sayısının artırılması,
- Teknoloji sektörü için güçlü ve cinsiyet ayrımı gözetmeyen YZ ilkeleri, yönergeleri ve etik kurallarının oluşturulması.
Unutulmamalı ki her konuda olduğu gibi bu konuda da ilk adımlardan biri farkındalık. YZ teknolojisinde algoritmaların kasten olmasa da toplumsal cinsiyet kodları üzerinden kurulduğunu fark ederek bu teknolojileri, durum bilinciyle incelemek başlangıç noktası.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta yapay zekânın cinsiyetçi kodlarına, dünyadaki doğum izni tartışmalarına ve Covid-19'un iklim kriziyle ilişkisine odaklanıyoruz.
17 Eyl 2020

YAZARLAR

Nesibe Kırış
@kocuniversity law&sociology '19 | human rights lawyer | fellow @ussalconsultancy | political consultant | author @aposto @metapolitik_| editor @B_Noktasi

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Çin, Haziran 2026’da yayımladığı yeni “Beyaz Kitap”la küresel yönetişim vizyonunu daha açık biçimde ortaya koydu. Pekin, BM’nin güçlendirilmesini, Küresel Güney’in karar alma süreçlerinde daha fazla söz sahibi olmasını ve ticaret ile tedarik zincirlerinin önündeki engellerin azaltılmasını savunuyor. Bu yaklaşım, Çin’in ABD ile rekabetinde doğrudan bir hegemonya arayışından çok, ekonomik yükselişini sürdürebileceği daha çok kutuplu ve daha az korumacı bir düzen talebine işaret ediyor.

BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.




