Yasaklananlar: Sigara


Tütün ve Sigaranın Yolculuğu
Günümüz dünyasında oldukça çeşitli şekillerde tüketilen tütün ve tütün mamulleri Amerika kıtasının keşfi sonucunda dünyaya yayılmıştır. Christopher Columbus ve mürettebatı kıtaya ayak bastıktan sonra keşif çalışmalarına başlamıştır. Keşif için yola koyulan grup kıtanın iç bölgelerine doğru ilerledikçe kurutulmuş yaprakları yakıp dumanını içine çeken yerlilerle karşılaşmışlardır. Bu yapraklardan keşif ekibine de ikram edildi ve ekip de bu yaprakları Columbus’a sunmuştur.
Tütün daha önceleri Avrupa’ya gelen ve başlangıçta üst sınıfa ait olan kahve, çay, çikolata vb. ürünlerin zıttına aynı anda bütün sınıflarca tüketilen ve tüketim oranı çok çabuk bir şekilde yükselen bir ürün olarak karşımıza çıkmıştır.
Tütünün Osmanlı-Türk coğrafyasına girişi hakkında bir netlik mevcut olmasa da 1500’lerin sonlarına doğru girmiş olması muhtemeldir. Hezarfen Hüseyin Efendi eserinde tütünün 1598 yılında İngilizler tarafından İstanbul’a getirildiğini ve bazı hastalıklara iyi geleceği söylenerek satıldığını belirtmiştir.
Peçevi ise tütün kullanımının yaygınlığını “İnsanlar arasında o kadar rağbet gördü ki, ayak takımından bazı insanların tütünü çok içmelerinden hâsıl olan duman sebebiyle kahvehanelerde insanların birbirini görmesi güçleşirdi.” şeklinde ifade etmiştir.
Tütüne İlk Yasaklar
Yabancı tüccarlar aracılığıyla Osmanlı topraklarına sokulan tütün hakkında dini tartışmaların çıkması da gecikmedi. Tütünen uygulanan ilk yasak, tütün denince akla gelen ilk padişah olan 4. Murat tarafından değil, 1. Ahmet tarafından çıkarılan fermanla 1609 yılında uygulanmıştır. Yasaklar bu dönemde birbirini takip etmiştir ancak uygulamada sonuç alınamamıştır. Hatta bu dönemdeki yasakların sebebi olarak balmumu fiyatlarının artışı gösterilmektedir. Balmumu o dönemde tütünün ekiminde böceklenmeyi önlemek için kullanıldığından dolayı tütün ekimi arttıkça balmumu tüketimi de artmış ve mum fiyatları yükselmiştir. Mum fiyatlarının yükselişinin önüne geçebilmek için ise tütün içmek ve ekmek yasaklanmıştır.
Bu yasakların tütün tüketimine büyük bir etkisi olmamıştır. 4. Murat padişah oluncaya dek bu durum süregelmiştir ancak 4. Murat’ın hükümdarlığı sırasında, 1633 yılında Büyük İstanbul yangını olarak bilinen, Cibali’de tütün kullanımı dolayısıyla çıkan bir yangın sonucunda binlerce evin yanmasından ötürü tütün yasağı katı bir şekilde uygulanmaya başlandı. Dönemin padişahi bu yasağı bizzat takip edip kahvehaneleri yıktırmış, halkın arasına karışarak tütün içenleri yakalayıp öldürtmüştür. Tütün kullanımı dolayısıyla 4. Murat döneminde binlerce insanın öldürüldüğü söylenmektedir.
Söz konusu yasaklar 4. Mehmet tahta çıkana kadar devam etti. Tütün ekimi ve içimi, 4. Murat döneminde tütün içmesinden dolayı Kıbrıs’a sürgün edilen ancak daha sonra şeyhülislamlık makamına getirilen Bahai Efendi’nin fetvasıyla serbest bırakıldı ancak Osmanlı coğrafyasında, tütünün dini hükmü hakkındaki tartışmalar günümüze uzanacak şekilde devam etti.
Kolcular Geliyor: Reji İdaresinden Tekele Uzanan Tütün
Kırım Savaşı sonrasında başlayan borçlanma sürecinin sonunda Osmanlı İmparatorluğu moratoryum (tüm borçların ödeme zorunluluğunu geri bırakmak, resmî olarak geciktirmek.) ilan etti. Bu moratoryum sonucunda Osmanlı mali sistemine ve ödeme planına güvenmeyen alacaklılar bazı ürünlerin vergilerini kendi kurdukları bir teşkilat (Duyun-u Umumiye) ile toplama konusunda uzlaştılar. Osmanlı Devleti, bu uzlaşmaya göre damga, alkollü içki, balık avı, tuz ve tütünden alınan vergi gelirlerini alacaklılara bıraktı.
Duyun-u Umumiye idaresi, Muharrem Kararnamesi uyarınca kurulmuştur. Bu kararnamenin dokuzuncu maddesine göre ise idare tuz ve tütün üzerindeki tekel hakkını başka bir şirkete devredebilmekteydi. İdare bu maddeye dayanarak 27 Mayıs 1883 tarihinde Viyana’dan Credit Anstalt, Berlin’de Banker S. Bleichröder ve Osmanlı Bankası ile ortaklarının oluşturduğu bir konsorsiyum tarafından resmi adı “Société de la Régie Co-interésseé des Tabacs de l’Empire Ottoman” olan kuruluş nizamnamesindeki ismiyle “Memalik-i Şahane Duhanları Müşterekü’l-Menfaa Reji İdaresi” adıyla anılan Reji idaresi resmen kuruldu ve faaliyetlerine 14 Nisan 1884 tarihi itibariyle başladı.
Tütün üretmek için Rejiden ruhsat alınması şart konuldu. Reji, tütün kaçakçılığına önlem olarak kendi bünyesinde silahlı kuvvetlerle denetim yapmıştır. Bu kuvvetler “kolcu” olarak adlandırılmaktadır. Bahsedilen kolcuların üreticilere yönelik sıkı denetimler yapmasının yanında eziyet ettikleri de anlatılmaktadır. 42 yıl süren Reji dönemi boyunca hem kolculardan hem üreticilerden ve kaçakçılardan toplam 20 bin kişinin öldüğü ileri sürülmektedir. Hatta hepimizin bildiği “Çökertme Zeybeği”nde bahsedilen kolcular da bu Rejinin kolcularıdır.
Osmanlı Devleti Rejiyi kaldırmak için 1912’de Tütün Tekeli kanun tasarısını hazırlar ancak eş zamanlı olarak Balkan Savaşı’nın patlak vermesi sonucunda devletin maddi olarak daha da güçsüzleşmesi sonucunda Osmanlı, Reji İdaresinden borç almak zorunda kalır. 1 milyon 500 bin Osmanlı Lirası borç karşılığında şirketin sahip olduğu ayrıcalıklar 1914’ten başlamak üzere 15 yıllığına uzatılır.
Tütün Rejisi 1925 yılının şubat ayında lağvedildi. 1 Mart 1925’te Reji devlet tarafından satın alındı. Bu dönemden sonra Tekel olarak isimlendirildi ve 2008’e kadar varlığını sürdürmeyi başardı. 2008’e gelindiğinde ise özelleştirilerek British American Tobaccoya satıldı.
Cumhuriyetin İlk Yıllarında Yasaklar
Osmanlı dönemindeki tütün yasaklarına ve tütünün devlet tekeline girmesi hakkında kısaca bilgilendikten sonra Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu günden itibaren sigaraya uygulanan yasakları ele almaya çalışacağız.
Atatürk döneminde sigara hakkında uygulanmış net yasaklar karşımıza çıkmamıştır.
1940’lı yılların başında bazı toplu ulaşım araçlarında (vapur ve tramvaylar) sigara içmenin yasaklandığına dair haberler karşımıza çıkmaktadır. Ancak bu uygulamanın isteneni veremediği, kişileri tramvaylarda ve vapurlarda sigara içmekten alıkoymadığı sık sık dönemin basınında kendisine yer bulmuştur.
1940’lı yıllara ait ilgi çekici bir başka yasağın da incelenmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Bu yasak sigarayı kısıtlayıcı bir yasak değil ancak ilgi çekici bir yasaklama olduğundan dolayı yazıda yer vermemiş olsaydık içimizde ukte olarak kalmış bir yasak olarak anacaktık. Söz konusu yasak çakmak kullanımıyla ilgili 1946 yılında başlayan ve birkaç yıl devam eden bir yasaktır. İlk bakışta garip gelse de bir dönem Türkiye’de çakmak kullanmak gerçekten yasaklanmıştır.
Bu yasağın esas nedeni, kibrit kullanımın teşvik edilmeye çalışılmasıdır. O dönemde kibrit üretiminin devlet tekelinde olması dolayısıyla vatandaşları kibrit kullanımına yönlendirmek isteyen devlet, çakmak kullanmayı yasaklayarak insanları kibrit kullanmaya mecbur bırakmıştır. Bu yasak Cumhuriyet tarihinin en ilginç yasaklarından biri olarak tarihe karışmıştır.
60’lı yıllara gelindiğinde yukarıda aktardığımız vapur ve tramvay yasağı genişletilip tüm toplu ulaşım araçlarını kapsaması hedeflenmiş ancak uygulamada yine sonuç alınamamıştır.
Sigara Karşıtlığı Yükseliyor, Yabancı Sigara Serbestleşiyor; 80’ler
80’li yıllara gelindiğinde sigara karşıtlığının hem TBMM’ye yansıdığını hem de ülke geneli büyük şirketlerin konu hakkında çağrıda bulundukları görülmektedir. Tüm bu çağrılar dönemde önem kazanmasına rağmen tütünün serbestleşmesine yönelik adımlar 80’li yıllarda ağırlık kazanmıştır. Yasaklama hamleleri kendisini 90’lı yıllarda gösterebilecektir.
TEKEL’e yapılan yatırımlar 1984 yılına gelindiğinde tamamen durdurulmuştu. Bu durdurmanın asıl amacı çok uluslu şirketlere hareket alanı sağlamak olduğu söylenebilir. Aynı yıl içerisinde yabancı sigara ithal etme yasağı kaldırıldı. 1986 yılında ise yerli ve yabancı sermaye tarafından TEKEL ile ortaklık kurma şartıyla tütün mamulü üretilmesine izin verildi. Tütün üretiminde ve sigaralardaki bu yabancılaşma 90’lı yıllarda da devam etti.
Sigara çeşitliliğinin artması ve yabancı sigaraların ithalatının serbest hale gelmesinden sonra 1986 yılında kapalı alanda sigara içilmesinin yasaklanmasına yönelik bir yasa teklifi TBMM’ye sunuldu. Ancak bu teklif için henüz erkendi ve yasalaşacak aşamaya gelemedi.
1980’lerin ikinci yarısında bazı Alarko, Boyner grubu gibi bazı şirketler tarafından sigara karşıtı kampanyalara başlandı. Bu şirketlerin üretim tesislerinde, mağazalarında ve fabrikalarında sigara kullanımını yasakladı.
Türk Hava Yolları tarafından da benzer bir yasaklama girişimine 1986 yılında karar verildiyse de o dönem için bu yasak uygulanamamıştır. THY 1986 yılında iç hatlar ve altı saatin altındaki dış hat seferlerinde sigara içilmesini yasakladı. bu yasağa karşı bazı kişiler sigara tiryakilerinin uçak tuvaletlerinde gizlice sigara içmeye başlamasının uçakta yangın çıkma riskini artıracağını söyleyerek karşı çıkmışlardır. THY bu yasağı 1990’a kadar devam ettirdikten sonra yaptığı bir anket çalışmasından sonra yasağı dış hat seferleri kaldırma kararı aldı ve uçakta sigara içme serbestliği 1999 yılına kadar devam etti. THY yasağı 1 Nisan 1999’dan itibaren “Sağlığa zararı kanıtlanmış olan sigaranın tiryakiliğinin kişisel bir tasarruf olduğu, fakat kapalı mekánlarda içilen sigaranın havalandırma sistemleri ne kadar güçlü olursa olsun kullanıcı olmayanların da sağlığını olumsuz etkilediği bir gerçektir. Bu nedenle THY, sigara içme yasağı 1 Nisan 1999'dan itibaren tüm dış hat seferlerinde de yürürlüğe koyacaktır.” şeklindeki açıklamasıyla dış hat seferleri için tekrar başlatmıştır.
1988 yılında Bülent Akarcalı önderliğinde, dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren tarafından da desteklenen bir sigara karşıtı kampanya başlatıldı. Bu kampanya “Elveda Sigara Merhaba Hayat” olarak adlandırıldı ve çalışmalar yürütüldü.

Kampanyanın başladığı günlere ait bir manşet
Kampanya kapsamında hastanelerde sigara içilmesi yasaklandıktan sonra dönemin Sağlık Bakanı Bülent Akarcalı yurt içinden ve yurt dışından tehditler aldığını öne sürmüştür. Ancak Bakan Akarcalı bu tehditleri umursamadığını, Cumhurbaşkanının, başbakanın ve hatta Başbakanın annesinin bile desteklerini alıp bu kampanyaya devam etme ısrarını belirtmiştir. Dönemin Başbakanı olan Turgut Özal’ın o dönemde bu kampanyayı destekleyip daha sonrasında görüleceği üzere 1991 yılında sigara kullanımını kısıtlama amacıyla TBMM’de kabul edilen teklifi veto etmesi ise ilginçtir.


Bakana yönelik tehditler hakkında yapılan haber
Bu kampanya basın tarafından da ilgi ve destek görmüştü. Dönemin yüksek tirajlı gazetelerinden birisi olan Milliyet’te kampanya hakkında Metin Özyıldırım tarafından bir haftalık yazı dizisi yayımlandı ve bu yazı dizisinin altında da Haslet Soyöz tarafından çizilen sigara karşıtı “Sigarayı Nasıl Duman Ettim” başlıklı karikatürler yer aldı. Hatta Haslet Soyöz serinin son karikatüründe kendisinin seri boyunca 14 paket sigara içtiğini ancak son karikatür ile birlikte sigarayı bırakmayı denediğini ifade etmiştir. Soyöz’ün bu girişimi umuyoruz ki başarıya ulaşmıştır.

Soyöz’ün karikatür serisinin yayımlanmış son çizimi

Kampanyaya ait posta pulu görseli
Bu şekilde sigara karşıtı kampanyalarla ve yabancı sigaranın serbestleşmesi ile geçen 80’li yıllar boyunca birkaç şirketin gösterdiği reaksiyon dışında geniş çaplı bir yasaklama eğilimi ülke çapında görülmemiştir. 90’lar incelendiğinde net yasaklamaların başlayacağı ancak uygulama konusunda yine problemler yaşanacağı 2000’ler sonrasında ise sigarayla tamamen savaş pozisyonuna geçildiği görülecektir.
Özal’dan Yasağa Veto
Takvimler 9 Ocak 1991’i gösterdiğinde TBMM Genel Kurul sıralarında Anavatan Partisi (ANAP) vekili Bülent Akarcalı, Reşit Ülker ve Sosyal Demokrat Halkçı Parti vekili Cüneyt Canver tarafından ayrı ayrı sunulan üç teklif birlikte görüşülmeye başlandı. Görüşülmesi önceki yıllarda da gündeme gelen ancak kabul edilmeyen bu teklif sigara kullanımının kısıtlanmasına yönelikti.
Daha önceki seferlerin aksine 9 Ocak 1991 tarihli birleşimde bir çırpıda maddeleri okunup kabul edilmiştir. Teklif ile getirilmek istenen sınırlamaları şu şekilde özetleyebiliriz:
-Sağlık, eğitim, kültür hizmeti veren yerlerde; kapalı spor salonlarında ve her türlü toplu taşıma aracında tütün ve tütün mamulü içilmesinin yasaklanması,
Tütün ve tütün mamulleri hakkında ne şekilde olursa olsun reklam yapılmasının yasaklanması,
Sigara paketleri üzerine rahatça okunabilir şekilde “Sağlığa Zararlıdır” ifadesinin yazılması,
TRT’de her ay en az 30 dakika tütün ve tütün mamullerinin zararları hakkında yayın yapılması,
Yasaklara aykırı davrananlara para cezası uygulanmasıdır.
Teklif hakkında olumlu görüşlere sahip olmakla birlikte yasağı ihlal eden kişiler hakkında uygulanacak cezalardan memnun olmayan SHP vekili Hilmi Ziya Postacı görüşlerini “Böylesine insan sağlığı ile ilgili bir konuda, insanlarımızın sağlığını korumak için getireceğimiz teklifler ve tasarılar, zorlamadan uygulanabilir olmalı ve hele bu, insan hayatıyla ilgili olduğu için, niye uygulamadığının karşılığı bir cezaî kovuşturmaya yönelik olmamalı. Bunun için en önemli husus, ülkenin sanayi ve teknolojisinin süratle gelişmesi olmalıdır.” şeklinde ifade etmiştir.
Teklif sahibi vekillerden birisi olan Bülent Akarcalı ise teklifin kabul edilmesinden sonra yasaklar hakkında şu cümleleri sarf etmiştir: Bu teklifle getirilmiş olan kısıtlamalar, yasaklar, şu anda Avrupa Topluluğuna ait ülkelerde getirilmiş olan yasakların gerisindedir. Avrupa Topluluğuna üye olmayan Amerika ve Kanada'da uygulanmaya başlanmış olan yasaklar çok daha ileridedir. En son Amerika'da, örneğin New York'ta otomatik makinelerle sigara satılması yasaklanmıştır ve Kanada'nın almış olduğu karar, 2000 yılından sonra Kanada'da sigara ve tütün mamulü ile ilgili hiçbir şey olmamasıdır, yani ne sigara üretimi, ne sigara tüketimi…
Vekillerin büyük bir uzlaşı içinde kabul ettiği halk sağlığını önemli derece ilgilendiren bu teklif hakkındaki duydukları sevinç çok uzun sürmedi. TBMM sıralarında kabul edilen teklif, 1991’in ocak ayında dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından veto edildi.
Teklifte yer alan:
Tütün mamulleriyle alakalı panoların kaldırılması ve tütün mamulü tüketilmesinin yasak olduğuna dair panoların asılma işleminin mevsim koşullarından dolayı teklifte belirtilen bir aylık sürede tamamlanamayacak olması,
Birçok bakkal, market, kuruyemişçinin panolarının değişmesinin de bir aylık sürede tamamlanamayacak olması,
Reklam yasaklarının yapılan anlaşmaları ihlal edebilecek durumda olması ve ek süre tanınmaması, bu reklam yasaklarının serbest piyasa ilkelerine aykırı olması ve reklam yasağı uygulanan diğer ülkelerden görüldüğü üzere bu yasakların sigara tüketimine etki etmemesi,
Yasakları ihlal eden kişilere uyarı ve ikaz yapılmadan derhal ceza verilmesi,
Bir maddesi ile sulh ceza mahkemelerinin iş yükünü gereksiz şekilde artıracak olması,
gibi durumları veto metninde kaleme alan Cumhurbaşkanı Özal vetoya gerekçe olarak bu durumları ileri sürmüş ve teklifi kabul etmemiş, TBMM’ye geri göndermiştir.
Bu veto üzerine teklif genelde olduğu gibi aynen görüşülüp kabul edilmemiş, benzer bir teklif de yakın zamanda gündeme alınmamıştır.
Beş Yıl Sonra Gelen Yasak
1991 yılında Cumhurbaşkanı Özal tarafından veto edilen tekliften sonra 1996 senesine kadar konu hakkında bir çalışma yapılmadı. Yasama organında sigara karşıtlığında yaşanan beş senelik durgunluk sonrasında 1991’de veto edilen teklife benzer bir kanun teklifi TBMM gündemine geldi.
Teklif ile sigara kullanımına ilişkin şu sınırlamalar getirilmek istenmiştir:
Sağlık, eğitim, kültür hizmeti veren yerlerde; kapalı spor salonlarında ve her türlü toplu taşıma aracında tütün ve tütün mamulü içilmesinin yasaklanması,
Tütün ve tütün mamulleri hakkında ne şekilde olursa olsun reklam yapılmasının yasaklanması,
On sekiz yaşından küçüklere tütün ve tütün mamulleri satışının yasaklanması,
Tütün ve mamullerinin içilmesinin yasaklandığı yerlere minimum on santimetrelik puntolarla bu yasağa dair yazılar asılması,
Tütün ve mamullerinin paketlerinin üzerine açıkça görünecek şekilde “Sağlığa zararlıdır” ibaresinin eklenmesi,
TRT tarafından her ay tütün ve tütün mamullerinin zararları hakkında doksan dakikalık yayın yapılması
Tütün ve mamullerinin içilmesinin yasaklandığı yerlerde içen kişilerin uyarılması, bu uyarıya rağmen devam etmesi halinde zabıta eşliğinde o yerden uzaklaştırılması, buna rağmen içmeye devam ettiği halde kişiye idari para cezası verilmesi
Sigara içilmesinin yasak olmasına rağmen müsaade edilen yerin amirine veya yetkilisine idari para cezası verilmesi
Bu gibi sınırlamalar 1991’deki teklifle benzerlik göstermektedir. Farklı noktaları bu teklifte yasak yerlerde içenlere direkt olarak para cezası değil öncelikle uyarı ve uzaklaştırma gibi tedbirler uygulanmasıdır. Buna ek olarak TRT yayınlarının süresi 1991’deki teklifte altmış dakika iken bu teklifte doksan dakika olarak gözükmektedir.
Bir diğer farklılık da 1991’deki teklifin veto edilmesine yol açan maddelerinde olmuştur. 1991’de sunulan teklife göre bu yasayla gelecek şartlara bir ay içinde herkesin uyması bekleniyordu. Dönemin Cumhurbaşkanı Özal bunun gerçek dışı bir beklenti olduğunu beyan ederek teklifi veto etmişti. Ancak bu teklifte bahsedilen süreler bir yıla çıkarılmıştır.
Oturuma başkanlık eden TBMM Başkanvekili Hasan Korkmazcan kanunun kabul edilmesinden sonra “Bu kanunun başarılı uygulanabilmesi için bir eğitim çalışmasına ihtiyaç var ve bunda da başta, değerli milletvekillerimiz olmak üzere, bütün kamu görevlilerine görev düşmektedir. Ben, bu görevi ilk yerine getirenlerden biri olmak için, bu saatten itibaren, hayatım boyunca, bir daha sigara içmeyeceğimi ilan ediyorum.” şeklinde açıklamada bulunmuştur.
Korkmazcan’ın bu açıklaması üzerine Refah Partisi vekili Kahraman Emmioğlu TBMM kulislerinin de sigara içenler ve içmeyenler olarak ayrılması gerektiğini ifade etmiştir.
Yasaklar Sertleşiyor, Erdoğan Sahada; Bıraktım De!
2000’li yıllara Türkiye koalisyon yönetiminde girmişti ancak bu koalisyon yönetimi uzun sürmemişti. 2002 Genel Seçimlerinde sandıktan birinci parti olarak çıkan AK Parti 20 yıldan fazla süren ve hala devam eden iktidar yolculuğuna bu tarihte başlamıştı.
AK Parti, iktidarı döneminin başlangıcından itibaren kademe artırarak sigarayla mücadele konusunda adımlar attı.
Bu mücadeleye 2004 yılında RTÜK de katıldı. Dönemin en popüler dizilerinden olan Kurtlar Vadisi’nde yer alan yoğun sigara kullanımı RTÜK’ün dikkatinden kaçmadı ve dizinin adeta gizli sigara reklamı havası yarattığını belirtti. Bunun sonucunda televizyonda sigara gösterilmesine yasak getirildi.
2011 yılında yayımlanmaya başlayan Leyla ile Mecnun dizisi uygulanan bu sansürleri adeta tiye alarak sigara içilmesi gereken sahnelerde sakız, aynı sansürün olduğu alkol içeren sahnelerde ise belli başlı meyveleri kullanarak bu sansür uygulamasıyla orijinal bir şekilde başa çıkmıştır.
AK Parti iktidarı boyunca sigara kısıtlamaları hakkında en ciddi adım 2008’de atılmıştır. Bu adımın sinyallerini ise dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan 2007 senesinde sigara ile mücadelenin terörle mücadele kadar önemli olduğunu vurgulayarak vermiştir.
2008 senesindeki kanun değişiklikleri incelenmeden önce Erdoğan’ın sigarayla mücadelede şahsen rol alıp gördüğü her sigara tiryakisinin paketine el koyduğunu ve sigarayı bırakması için “Bıraktım” dedirttirerek söz aldığını hatta sözleşme imzalattığını söylemeden geçmek olmaz. Birçok vatandaşa bu şekilde sigarayı bıraktırmasının yanında Nazlı Çelik’e de sigarayı bıraktırmış ve sözleşme imzalatmıştır. Erdoğan’ın sigarayı bıraktırdığı kişilerden topladığı sigara paketlerinden Şubat 2022’de bir sergi açılmıştır.


Sigaraya şiddetli bir şekilde karşı olan Erdoğan sigara içmek gibi bir özgürlüğün olamayacağını, asıl özgürlüğün sigara içmememe özgürlüğü olduğunu ve içmeyenin özgürlüğünün korunması gerektiğini de ifade etti. Hatta bu durumu intihar etme özgürlüğünün olmamasına benzeterek açıkladı.
Sigara kullanımını engelleme çalışmalarının yakın zamandaki medyatik yansımalarını inceledikten sonra bu kısıtlamaların arkasında yer alan hukuki zemini ve TBMM Genel Kurulunda yasaklar hakkında yapılan konuşmaları incelemeye geçebiliriz.
2007’nin aralık ayının sonuna gelindiğinde 1996’daki yasaklamalardan sonra ilk defa konu hakkında geniş çaplı bir kanun teklifi TBMM sıralarında görüşülmeye başlandı. 3 Ocak 2008’de kabul edilip 19 Ocak 2008’de Resmi Gazete’de yayımlanan bu teklifi ve teklifin görüşmeleri sırasında yaşananları yakından inceleyelim.
Sigara içmenin yasak olduğu alanlar:
Kamu hizmeti veren binaların kapalı alanları,
Koridorları dahil her türlü eğitim, sağlık, üretim, ticaret, sosyal, kültürel, spor, eğlence ve benzeri amaçlı özel hukuk kişilerine ait olan ve birden çok kişinin girebileceği (ikamete mahsus konutlar hariç) binaların kapalı alanları,
Taksiler dahil her türlü toplu ulaşım aracı,
Bütün eğitim kurumlarının, kültür ve sosyal hizmet binalarının kapalı ve açık alanları,
Lokantalar ile kahvehane, kafeterya, birahane gibi eğlence hizmeti verilen işletmeler
olarak belirlenmiştir. Görüldüğü üzere yasak tiryakilerin hayatının neredeyse her alanına temas etmiş ve evleri dışında sigara içebilecekleri alanları oldukça kısıtlamıştır. Bütün bu yasaklamaların yanında yaşlı bakımevleri, ruh ve sinir hastalıkları hastaneleri, cezaevleri; şehirlerarası veya uluslararası deniz ulaşım araçlarının güvertelerinde sigara içmenin serbest olduğu alanlar oluşturulabilmesine imkan tanınmıştır. Bu alanlara 18 yaşından küçüklerin girmesi de yasaklanmıştır.
Yine aynı kanunla otellerde sigara içenlere özel odalar tahsis edilebileceği, açık havada yapılan her türlü sportif, kültürel, sanatsal ve eğlence faaliyetlerinin yapıldığı yerlerde de sigara içmek yasaklanmış olsa da yine sigara içilmesine mahsus alanlar oluşturulmasına izin verilmiştir.
Bunların yanında reklam yasağı daha öteye taşınarak sigara markalarını içeren tişört takı vb. şeyler kullanılması da yasaklanmıştır. Tütün üreticilerinin bayilere her ne ad adı altında olursa olsun ürünü bedelsiz vermeleri de yasaklanmıştır.
Televizyonda yayınlanan programlarda, filmlerde, dizilerde, müzik kliplerinde, reklam ve tanıtım filmlerinde tütün ürünü kullanılması ve gösterilmesi yasaklanmıştır. 2018 yılında bu yasaklara sinema ve tiyatrolarda gösterilen eserlerde tütün görüntülerinin yer alması ayrıca internet, topluma açık olan sosyal medya ve benzeri ortamlarda ise ticari gaye ve reklam amaçlı tütün gösterilmesi veya kullanılması yasaklanmıştır.
2008’de kabul edilen diğer yasaklar şu şekildedir:
Onsekiz yaşını doldurmamış kişiler, tütün ürünü işletmelerinde, pazarlanmasında ve satışında istihdam edilemez.
Tütün ürünleri, paket açılarak adet şeklinde veya daha küçük paketlere bölünerek satılamaz.
Tütün ürünleri, yetkili satıcı olan yerlerin dışında; otomatik makinelerle, telefon, televizyon ve internet gibi elektronik ortamlarla satılamaz ve satış amacıyla kargo yoluyla taşınamaz.
Tütün ürünleriyle ilgili izmarit, paket, ağızlık, kağıt ve benzeri atıklar çevreye atılamaz.
Tütün ürünleri, onsekiz yaşını doldurmamış kişilerin doğrudan ulaşacağı ve işletme dışından görülecek şekilde satışa arz edilemez. Tütün ürünleri satış belgesi olmaksızın ve satış belgesinde belirtilen yerin dışında satışa sunulamaz.
Her türlü sakız, şeker, çerez, oyuncak, kıyafet, takı, aksesuar ve benzeri ürünler tütün ürünlerine benzeyecek veya markasını çağrıştıracak şekilde üretilemez, dağıtılamaz ve satılamaz.
Tüm bu hükümler dışında para cezalarına yer verilmiştir. Ancak kanunda yazan cezalar günümüzde uygulanandan farklı olduğundan dolayı para cezalarına yer verilmeyecektir. 2022 yılı için sigara içmenin yasak olduğu yerlerde yasağa uymamanın cezası 277 Türk Lirası olarak belirlenmiştir.
Yasa üzerine yapılan görüşmelerde tüm partiler yasayı desteklediklerini ifade etmişlerdir.
AK Parti vekili Cevdet Erdöl, sigaranın neden olduğu ölümleri TBMM kürsüsünde şu şekilde aktarmıştır: “Türkiye’nin peki ödediği bedel nedir? Yani yaklaşık 20 milyar dolar yıllık bedelden bahsetmiyorum. Günde 300 kişi beklenenden erken ölüyor. Peki, 100 bin kişi ediyor yıllık, 100 bin! 10-15 bin pasif içici beklenenden erken ölüyor, 5-6 bin de çocuk, masum yavrular ölüyor, sakat kalıyor, özürlü kalıyor.
Peki, ben size şunu sorarım: Her gün 300 kişi herhangi bir stadyumda kavga etse, bırakın Allah korusun ölmesini, burnu kanasa, ikinci gün yine 300 kişi kavga etse burnu kanasa, üçüncü gün yine öyle olsa, dördüncü gün hangimiz o statta maç oynanmasına müsaade edebiliriz, ederiz, etmemiz mi gerekir veya? Dolayısıyla, buna bu gözle bakmak lazım. Türkiye’ye olan bedeli çok ağır. Bir paket sigaranın ekonomiye bedeli 7,2 dolardır, uluslararası hesaplamaları budur.”
Dönemin DTP vekili Hasip Kaplan ise yasada bazı yetersizlikler ve belirsizlikler bulunmasına rağmen bu yasayı destekleyeceklerini ifade etmiştir: “Doğrusu, bu yasa tasarısının kısmen yetersizlikleri ve ceza uygulamasındaki belirsizlikleri dışındaki kaygılarımızla beraber, böylesi bir yasanın çıkarılmasının ihtiyaç olduğunu düşünüyor, biz de Demokratik Toplum Partisi olarak bu yasanın lehinde oy kullanacağımızı ifade etmek istiyoruz.”
Aynı zamanda doktor olan CHP vekili Sacid Yıldız ise bu yasanın bir sigara yasaklaması değil sigara içmeyeni koruyan bir yasa olduğunu ifade etmiştir: “Burada getirilen şey sigara yasağı değildir, sigara içmeyeni dumandan korumaktır, sigara içmeyeni maruz olduğu dumandan korumaktır. Onun için, bu kamuoyunda sigara yasağı gibi algılanıyor. Bir yasak yok, isteyen kendisi içebilecek, ama içmeyenin sağlığını korumak esastır. Çünkü, pasif içicilerde de önemli sağlık sorunlarının ortaya çıktığı gösterilmiştir.”
MHP’li vekil Süleyman Latif Yunusoğlu ise artık toplumun da sigarayı reddettiğini ve bu sebeple yasa teklifinin çok isabetli olduğunu ifade etmiştir: “Değerli milletvekilleri, tütün mamulleri, insan sağlığına zarar veren maddelerin başında gelmektedir. Gelişmiş toplumlar bunun farkındadır. Sağlığını düşünen her insan tütün mamullerinden uzak durmalıdır. İnsan vücudu da toplum da artık sigarayı reddetmektedir. İnsan sağlığı ve hayat kalitesi çok önemlidir. Tütün mamulleri tüketimi, bireylerin kendi kendilerine verdiği zararın ötesinde, toplum sağlığını ve toplumun geleceğini doğrudan ilgilendirmektedir.”
Tüm partilerin uzlaşması gibi nadiren gerçekleşen bir olayın yaşanmasını sağlayan sigaraya uygulanan son kısıtlamalar 2008’de kanunlaşan bu yasaklar değildi.
Takvimler 2013’ü gösterdiğinde TBMM gündemine bir torba yasa geldi. 24 Mayıs 2013 tarihinde TBMM sıralarında kabul edilen bu torba teklifin 26. maddesi hususi araçların sürücü koltuklarında oturan kişilerin de tütün ve tütün ürünü tüketmesini yasaklayacaktı. TBMM sıralarında bu husus da neredeyse tartışılmadan kabul edildi. Yalnızca CHP tarafından bu maddenin 18 yaşından küçük çocukların olduğu araçlar olarak değiştirilmesine yönelik bir önerge verildi ancak bu önerge kabul edilmedi. 2013’ten beri kişisel araçların sürücülerinin sigara içmesi yasaklanmış ancak bu yasağın ne derece uygulandığı ise merak konusu olmuştur.
2019 yılında, tütünün cazibesini azaltmak, daha az zararlı ürün aldatmacasına son vermek, resimli uyarıların etkisini artırmak gibi amaçlar doğrultusunda tek tip siyah sigara paketi uygulamasına geçildi. Markaların tasarımlarının güzel olması, paketin renginin güzel olması gibi bilhassa gençleri sigaraya çekebilecek durumları ortadan kaldırmak için bu yola başvurulmuştur. Aynı zamanda sigara paketinin kendisinin de bir reklam aracı olduğunu varsayarsak yıllardır süregelen reklam yasaklarına bir yenisi eklenmiştir diyebiliriz.
Sağlık Bakanlığı tek tip paket uygulamasının tasarımlarda taklite son vereceği için tütün üreticilerinin ve marka sahiplerinin de kazançlı çıkacağını ifade etmektedir.
Örtülü Yasak: VERGİ
Sigaranın 18 dalı vergiymiş, tekel bayiler bir paketten bir lira bile kazanmıyormuş gibi söylemleri tiryakilerin ağzından sıkça duymaktayız. Ülkede sigara almak kanunen yasak değil ancak fiili durumda uygulanan vergilerin ağırlığından dolayı örtülü bir yasak olduğundan bahsedebiliriz.
Paket başına minimum 25 olmak üzere 29-30 Türk Lirasına ulaşan vergiler uygulanıyor. Bu durumda yukarıda yer alan söylemlerin altının boş olmadığını ve devletin sigaraya insanlardan daha bağımlı olduğunu söylememiz yanlış olmaz.
Kapanış
İkinci sayısında sigaraya uygulanan “Yasaklananlar”da önümüzdeki sayıda sigaranın yakından bir arkadaşı olarak anılabilecek alkole uygulanan yasakları inceleyeceğiz. Türkiye’nin tarihinde özellikle toplumun günlük hayatı üzerinde tesiri olan bu ve diğer yasakları daha yakından tanıyabilmek için serinin gelecek sayılarını takip etmeyi unutmayın.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Çeşitli yasakları ve bu yasakların nasıl ortaya çıktığını inceliyoruz.
04 Ara 2022

YAZARLAR

Parlamento
TBMM ile büyükşehir belediye meclislerindeki gelişmeler, meclislere dair araştırma raporları ve siyasete dair daha fazlası her hafta bu yayında!
İLGİLİ OKUMALAR


