Bu yazıyı kaleme alan üniversite mezunu bir travesti de olabilirdi. Defalarca kez örneklemlerle görüleceği üzere olmadı. Öncelikle trans+ varoluşların yaşam ve eğitim hakkı gaspının arkasında olan tüm formal ve informal süreçlerin öz eleştirisini herkesin verebildiği günlerin umuduyla bu yazıyı yazdığımı belirtmek isterim. Bugüne dek öyle ya da böyle bu gaspın değirmenine bir damla bile su taşıdıysam bunun özrünü dilerim. Formal ya da informal eğitim hayatımda kişisel deneyimlere gelecek olursam bir LGBTİ+ özne olarak diğer lubunyaların da gayet iyi bildiği üzere; devamlı bir şekilde bastırma ve yadsıma eylemlerinin hakim olduğu bir çocukluk ve gençlik yaşadığımı belirtmem yanlış olmaz. Öyle ki lisenin sonuna dek devam eden bu yadsıma ve bastırma “sayesinde” akranlarım ergenliğin ilk romantik ve cinsel ilişki deneyimleriyle haşır neşir olurken, zeka ve kapsayıcı becerileri ölçmekle alakası olmayan üniversite giriş sınavı çalışmalarına kafamı gömerek Boğaziçi Üniversitesi’ne girebildim.
İlköğretim, ortaöğretim, lise ve hatta üniversite yıllarımda öyle ya da böyle kendimce hep başarılı ama cinsel yönelim anlamında “görünmez” öğrenciydim. Natrans heteroseksüel olmayan tüm cinsiyet kimliklerinin ve cinsel yönelimlerin bastırıldığı ölçüde “başarılı” bulunduğu bu normatif toplumda geçmişime dair kaybettiklerim ise az mı çok mu karar vermek zor. Ancak üniversitemin ülkenin geri kalanına göre kapsayıcı, özgür ve bu bastırma ile yadsımanın sona ermesine “ev” olan habitatında kendim olarak var olabilmek ve buna hâlâ devam edebilmek belki de maskesiz alabildiğimiz her nefes kadar değerli. Bu yaşam ve varoluş mücadelesinin karşısında formal ya da informal eğitim süreçlerimizde yer alanlar farklılıkların tektipleştirilmek istendiği bir toplum ideasıyla nefes alınabilecek tüm alanları yok etmeye çalışıyorlar. Ancak LGBTİ+’ların ikili cinsiyet sistemi içerisinde eriyip kaybolmasını, kendilerini bastırıp yadsımasını arzulayanlara, nefret suçlarına ve söylemlerine inat yaşamaya devam edeceğiz. Her çocuk örgün ya da örgün olmayan eğitime eşit erişinceye ve ayrımcılığa maruz kalmayıncaya kadar nefes almaya ve mücadeleye devam edeceğiz. Eşit değiliz, eşitleneceğiz!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş


