Dönme Dolapta Kendini Bulmak

Kendimizi gerçekleştirebilmek üzerine
Dönme Dolapta Kendini Bulmak

Yazı: Büge Erel

Bugün beni bilgisayarın başına oturmaya motive eden; “kendimizi gerçekleştirebilmek” kavramını konuşma isteğimdi. “Konuşalım” derken, gerçekten konuşalım demek istiyorum sanki küçük bir masaya iki sandalye çekilmiş gibi; geçmişteki karakterler konuşsun, ben  anlatayım siz de benimle tartışmaya girin okurken. ‘Hayır’ diyin mesela kendi yerinizi masada alırken, antitez oluşturun veya göğsünüzde bir rahatlama hissedin ortak hislerin nefesinden gelen. Bunu yapmamız için daha güzel bir yaş olabilir mi, sayın 20’likler? O halde, hadi gelin biraz bizden konuşalım. 

Karşımızda gördüğümüz içimizdekinin aynasıdır cümlesini hayatımızın sayısız yerinde farklı formlarda duymuşuzdur; korkuların genetik aktarımla geçebildiğini bildiğimiz bir dünyada, masallarda, mitlerde ve belki de atasözlerinde bulduğumuz her bir parça da, kişiliğimiz için benzer bir yansıtıcı görevi görür mü peki? Eğer bir zaman makinesi icat edip bilimin tüm mümkün kıldıklarını, genetik yatkınlıklarımızı ve bunların atalarımızla olan bağlantısını psikiyatr Carl Gustav Jung’a  anlatabiliyor olmayı dilerdim. 

Dilara Burma x absürt uyum


Analitik  psikolojinin kurucusu Jung, bu durumu bir aktarımın  veya benzerliğin ötesine taşır; özümüzde ortak olanı, kolektif bilinç dışını (bkz. collective unconscious) ve bunun biçimleri olan arketiplerin biyolojik manifestosu olarak yorumlardı dumuru belki de, kim bilir?

Peki o zamanının bakış açısıyla nasıl yorumlamıştı bizi, tüm insanlıkla olan bağımızı? Bir dönme dolap düşünün; kendini tekrarlayan döngüler, aldığımız eylemlerle kendimizi  sürüklediğimiz benzer durumlar…  

Sahi, tüm bunların arkasında yatan, dolabı döndürebilecek enerji nereden gelir ki? Arkada yatan  bir motivasyon olmalı sanki. Jung da bu şekilde düşünmüş olsa gerek; “psychic energy” olarak  adlandırdığı bu enerjiyi, kişilik içerisindeki çatışmaların bir sonucu olarak belirtmişti. Hipotezine  göre bu çatışmalar da eylemlerimizin temelini oluşturmaktaydı. Kişiliğin bütününü işaret etmek için  kullanılan psişe (bkz. psyche), ise psişik enerjinin içinde aktığı alan görevini görüyordu. Psişe;  düşünme, hissetme, duyumsama ve sezme yolları ile dünyayla bağ kurar ve bizim hem kendimizle  hem de insan türüyle kurduğumuz ilişkinin durumunu belirlerdi. Tüm bunun arkasında kişinin  amacı; yaratıcı, entelektüel ve spiritüel gelişimini destekleyip, “kendini gerçekleştirmeyi“ (self- realization) mümkün kılmak  olarak ele alınırdı. İnsan bu dönme dolapta döner durur, kimi zaman duraksar, tekrarlar, başı dönerdi belki… Fakat günün sonunda; gelişimin ve atılacak ilk adımın asıl amacı, psişenin tüm  boyutlarıyla bütünleşmiş haliyle bu dönme dolabın dışına çıkmak olmalıydı.  

Aslı Nalbant x absürt uyum


(Sims Karakteri) Olmak ya da Olmamak, İşte Bütün Mesele Bu!  

Henüz çözümlenememiş bir ağ sirkülasyonu olan beynimizin; kendisini (yani  bizi) korumak üzerine programlandığını ve evrimin öğretisiyle her seferinde bu konuda seviye  atladığını biliyoruz. Problemleri dışarıda bırakarak, ruh sağlığımızı ve buna bağlı olduğuna inanılan  fiziksel sağlığımızı korumaya çalıştığını da ekleyelim bu denkleme. Bilinç ve özellikle bilinçdışı  vesilesiyle varlığını belli eden bu koruma mekanizması, bizi benliğimize hapsolmuş tıkanıklardan  koruyor. İster aktarılmış bir travma, ister zor gelen bir basamak olsun yolu zihin için katlanabilir kılmaya çalışıyor da denilebilir. Bu noktada kritik olan ise, bu sistemin başarı oranı ve başarısının  neye göre değerlendirilmesi gerektiği.  

“Sims”oynadığımız zamanları hatırlar mısınız?

Birkaç şifre ile yönlendirmeler sunardık hani  karakterimize, hiçbir efor sağlamadan anlık çözümlerle gerekeni yerine getirmiş olurduk.  Hayatımızda devinimine devam eden olaylar ve aldığımız benzer reaksiyonlar tam olarak bu  kısaltma yollarının rolünü üstleniyor. Fakat vücudumuzu zarardan korumaya çalışan bu kısayol,  amacına zıt da olsa, gözümüzün önüne bir perde indirmiş oluyor. “Bilinçdışının farkında olmayan  kişi, başına her geleni “kader” zanneder” derken, Jung’un oldukça haklı olduğunu söyleyebiliriz.  Bu koruma mekanizmasını ve altında yatan bilinçdışı örüntülerini kalpten inceleyip bir bütün  halinde bilincimizle birleştirmek varken, tüm bunlara kayıtsız kalmak hayatımızın dümeninde  olmaktan da alıkoyuyor bir yerde.   

Kendin olmak demek vadedildiği gibi kişisel gelişim hurafelerinden değil; yaptığımız eylemlerin  altındaki anlamı araştırmaktan, büyük resimi görebilmekten, sadece hayatımızdaki değil evrendeki  yerimizi anlamaktan ve atmaya cesaret ettiğimiz adımlardan geçiyor. Kendini gerçekleştirmek;  bilinç ve bilinçdışının uyumlanması ve psişenin kişide “birlik” olarak kendini gösterebilmesiyle mümkün, ancak. Ben demiyorum kuram söylüyor! :) 

Kavramların Oyunu  

İnsan öyle bir canlı ki, düşünmeden edemiyor. Bunu yazarken bile, bende bu konuyu paylaşma  isteği uyandıran ana sebebi düşünüyorum. Bununla da yetinmiyor, bunların tahmin ettiğimizden daha fazla ortaklık barındırıp barındırmadığını sorguluyorum. Eğer her bir kelime birbirimize dokunmayı başarıyor, birlikte atan nabızlarımıza dokunmayı başarıyorsa zaman limitlerinin ötesine  geçip, bu soruyu yüksek sesli bir “evet” ile yanıtlayabiliyoruz sanki. 

Bildiğimi sandığım her şey aslında bilmediklerimin önünde bir sis. Ötedeki kendime,  bütüne ulaşmaya çalışıyorum. Çalışıyoruz. Ne diyelim, en azından yalnız değiliz değil mi? Daha  nice bizim gibi 20’likler var, olmuş ve olacak. Ne mutlu şimdi bu satırlarda hepimiz buluşabiliyoruz,  geçmişe ve geleceğe dokunarak. 

“Dünyadaki bütün nesneler nasıl benzer ve sürekli birbiriyle yer değiştiren atomlar içeriyorsa bütün  zaman parçacıkları da birbirine ait unsurlar içeriyor.” (Zamanı Durdurmanın Yolları)  Evet, biziz o parçacıklar, ve düşüncelerimiz ortak olan unsurlar olma şerefine ulaşıyor.  

Okuduğumuz her anda, tekrar buluşabilmek üzere…  

İlgilisine:

Collective Unconscious, Carl Jung ¦ Inconsciente Colectivo, Carl Jung

Carl Gustav Jung

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

20'lik20'lik

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Anda Olmalı Bülten

kendimizi gerçekleştirebilmek, anda.mısın ve güneş!

14 Nis 2022

pinterest

YAZARLAR

20'lik

20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.

İLGİLİ OKUMALAR