Yedi Tepe Üzerine Kurulu Işık Şehri Lizbon

Lizbon zengin ve çeşitli bir tarih, hareketli bir şehir hayatı ve yıl boyunca muhteşem bir iklim sunan ışıltılı bir şehirdir.
Yedi Tepe Üzerine Kurulu Işık Şehri Lizbon

Başkent Lizbon, günümüzde sarı tramvayları, Belem Kulesi, Alfama Bölgesi, Cascais sahilleri ve diğer doğal güzellikleriyle Batı Avrupa’nın en güzel şehirlerinden biridir. Tıpkı İstanbul gibi tepeler üzerine ve su kenarına kurulu bir şehirdir. Güneşli gün sayısının yılda ortalama 220 gün olması nedeniyle “Işık Şehri” olarak da anılır.

Konumu sebebiyle aynı zamanda önemli bir liman şehri de olan Lizbon, ülkenin hem en ışıltılı hem de en tarihi şehridir. Tarih boyunca Julius Sezar’dan, Emevilere, İngilizlerden Napolyon’a kadar pek çok farklı hükümdarlığın kesiştiği bir bölge olmuştur. Bu medeniyetlerin izleri şehrin farklı bölgelerinden hala etkisini hissettirmektedir.

Ünlü denizci Vasco da Gama, Hindistan’a giden ilk Avrupalı olduğu ünlü keşfine bu şehirden yola çıkarak başlar. Nobel Ödüllü yazar Jose Saramago da Lizbon’da doğar ve yaşar. Ünlü Harry Potter serisinin yazarı J.K. Rowling de kitabının esin kaynağını Lizbon’dan aldığını söyler.

“Lizbon” isminin kökeninin Fenikeliler döneminde “alis ubbo” yani keyifli küçük liman anlamına gelen kelimeden türediği yaygın bir kanıdır. Bir diğer inanılan mit ise şehrin ilk kurucusu Odysseus’dan dolayı Olisipo (Ulyssipo) olarak günümüze kadar Lizbon olarak geldiğidir.

Tagus Nehrinin iki yakaya ayırdığı bu şehri bir araya getiren 25 Nisan Köprüsü, görünüşüyle San Francisco’daki Golden Bridge (yapan şirketler aynı) ve ülkemizdeki boğaz köprülerini andırır. 25 Nisan’in önemi ise 50 yıla yakın bir süre boyunca ülkeyi zalimce yöneten diktatör Salazar’dan şehrin kurtulduğu gün olmasıdır.

Lizbon’un hatta belki de Portekiz’in en sembolik yemeği, Lizbon şehir merkezine çok yakın olan Belem’de ortaya çıkmıştır. Tarifinin sadece 3 kişi tarafından bilindiği iddia edilen bu tatlının adı Pastel de Belem’dir. Milföy çanağı içerisinde sıcak muhallebi şeklinde servis edilen bu harika pastane ürünü,  orijinal yeri dışında Pastel de Nata olarak satılmaktadır. Muhtemelen orijinal tarifi 18.yy’dan beri saklayanlar diğer denemeleri taklitçi olarak görmektedirler.

Okyanus kıyısında olmasının hakkını veren muhteşem bir deniz ürünleri mutfağı da vardır. Morina balığından yapılan Bacalhau ve sardalya ile yapılan Sardinhes yemekleri bunlar içerisinde en meşhurlarıdır. Bunun yanı sıra yengeç, ıstakoz ve istiridye de Lizbon mutfağının önemli bir bölümünü oluşturur. Lizbon’un merkezinde bulunan Ramiro isimli restoran bu alanda dünyaca ünlüdür.

Portekizliler özellikle yabancılara karşı olan sıcakkanlı tutumları, heyecanlı ve hararetli yapıları ile Akdeniz insanlarına oldukça benzemektedir. Futbola olan koşulsuz tutkuları da tıpkı bizim gibidir. Ülkenin üç büyük futbol takımında (Porto, Benfica ve Sporting) ikisi başkent Lizbon şehrinin takımlarıdır. Şehrin her yanında halı sahaları ve her yaştan insanın futbol oynadığını görmek oldukça sıradandır. Küçük yaşlardan itibaren futbol oynamaya ve futbol eğitimine çok önem verilir. Futbol okulları ve akademileri oldukça rekabetçi bir ortamda faaliyet göstererek günümüz Portekiz futboluna adeta ayna tutar.

Maç günleri şehirde adeta hayat durur. Stadyumlar ve çevresinde adeta bir panayır havası oluşur. Benfica ve Sporting takımları şehirde bölge olarak ayrışmazlar ama genel kanı Benfica taraftarının şehir merkezlerinde daha baskın olduğu, Sporting taraftarının ise daha çok banliyö kısımlarında yoğunlaştığı yönündedir. Gelelim yazımızın baş kahramanı olan bu iki takımın detaylı tarihlerine.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş