Yeni sosyal medya yasası ile ne amaçlanıyor?

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
TBMM’nin yeni dönemdeki öncelikli gündemlerinden biri belli oldu. Hükümet, bir yıl aradan sonra sosyal medyaya yönelik yeni bir düzenleme için harekete geçti. Ekim 2020’de yürürlüğe giren sosyal medya yasasının ardından, şimdi de "yalan haber ve dezenformasyonla mücadele" gerekçesiyle ek düzenlemeler yapılması gündemde, ancak elimizde henüz bir taslak yok.
Basında yer alan haberlere göre; dijital mecralarda işlenen suçlarda adli sürecin hızla başlatılması için şirketlerden kullanıcı hesap bilgilerinin istenmesinin önü açılacak, yeni suçlar tanımlanarak kişiye yönelik hapis ve adli para cezası öngörülecek ve RTÜK, İletişim Başkanlığı veya BTK bünyesinde yeni bir yetkili kurum olan Sosyal Medya Başkanlığı oluşturulacak.
Çalışmalara öncelikli olarak Almanya ve Fransa’daki düzenlemelerin incelenerek başlandığı söyleniyor. Peki öngörülen düzenlemeler ve izlenen usuller bu kanunlarla gerçekten paralel mi?
Almanya ve Fransa’da durum ne?
Almanya ve Fransa’daki sosyal medya kanunları, suç teşkil edecek davranışların sosyal medya içerisinde yayılmasını engelleme hedefi ile oluşturuldu, ancak “yalan haber” yayılmasını engelleyecek tedbirler de bulunuyor. Bu ülkelerin düzenlemelerinde, belirtilen kapsamdaki hedeflerin gerçekleşmesi için ana sorumluluk platformlara ve platform temsilcilerine veriliyor. Platformların sorumluluğu, kullanıcılarına yalan haber/sakıncalı içerikleri “kolay ve hızlı” bildirebilecekleri bir mekanizma sunmak ve bu isteklerine 24 saat içerisinde yanıt vermek üzerine. Sakıncalı içerik ülke kanunlarında “açık ve net” şekilde belirtilen kapsamda görülüyorsa platform tarafından kaldırılıyor. Platformlar sorumluluklarını yerine getirmediği takdirde, yetkili devlet kurumu platformu cezalandırılabiliyor. Ancak yetkili kurumun içeriğin niteliğini kararlaştırılması açısından bir yetki alanı yok.
E, bizde de vardı
Platform sorumlulukları geçen sene yayımlanan sosyal medya kanunu ile zaten Türkiye’de de düzenlendi. Yeni kanunun biraz daha ileriye giderek kişilerin bireysel sansürleme yapmasını sağlamak için bireysel cezalar öngöreceği belirtiliyor. Biraz araştırma yapınca, basında yer alan yeni tedbirler Hindistan, Malezya, Rusya, Çin ve Nijerya’daki sosyal medya kurallarını andırıyor.
Kimlerin yolunda gidiyoruz, onlar ne kadar özgür?
Freedom House Index’in 2020 verilerine göre bahsedeceğim ülkelerdeki internet özgürlüğü puanları şöyle:
ÜLKE | PUAN (100 üzerinden) | SIRALAMA (63 ülke arasında) |
Almanya | 80 | 4 |
Fransa | 77 | 6 |
Nijerya | 60 | 26 |
Malezya | 58 | 28 |
Hindistan | 51 | 36 |
Türkiye | 35 | 46 |
Bireysel suçların kapsamının iktidara yakın yeni bir kurum tarafından belirlenecek olması ihtimali kamuoyunda büyük kaygıyla karşılanıyor. Bu kadar muğlak ve geniş bir alanda karar verici merciinin siyasi yönlendirmelerle hareket edebilme ihtimali haklı olarak konuşuluyor. Tahmin etmeden de bu kararların yönünü görebiliriz.
Reuters Enstitütüsü Dijital Raporu’nda “siyasi düşüncelerini açıklayanların hapis cezası alma oranı” %65 oranla Türkiye birinci sırada. Yani biz zaten ifade özgürlüğüne toleransı olmayan ülkeler arasında başı çekiyoruz. Peki yalnızca buna yönelik bir kurum ve düzenleme olduğunda sonuç ne olacak? Aynı raporda Malezya 3. sırada ve Malezya geçen hafta sakıncalı içerikleri yayan vatandaşın 6 yıl, gazetecinin ise 10 yıl hapis cezasıyla yargılanması teklif edildi. Aynı hafta bizde de 5 yıla kadar hapis cezası konuşuluyordu.
Sorular ve örnek aldığımız ülkelerdeki bazı sonuçları:
• Kamu güvenliği sınırı nasıl belirleniyor?
Rusya’da 2018 yılında sosyal medya ağında yalnızca 12 kişi olan bir kullanıcı yaptığı paylaşımla kamu güvenliğini riske attığı gerekçesiyle hapis cezası aldı.
• Demokratik haklar iktidara karşı kullanılınca güvenlik ihlali mi olacak?
Rusya'da muhalif gazete editörü hapisteki muhalefet liderine destek olarak düzenlenen bir mitingin tarihini ve saatini içeren bir duyuruda bulunduğu için gözaltına alındı. Ayrıca gençlerin birbirini sokak yürüyüşlerine çağırması kamu güvenliğini tehdit eden içerik olarak kabul edildi.
• Siyasi görüşler arası çifte standart görecek miyiz?
Daha iki hafta önce Hindistan ana muhalefet partisi lideri Raul Ghandi’nin kuralları ihlal etmesi sebebiyle hesabı erişime kapatıldı. Ayrıca Ghandi’yi retweetleyen ana muhalefet partisi resmi hesabı dahil olmak üzere pek çok vekilin ve 5 bin gönüllünün de hesabı kapatıldı. Fakat aynı kurallar iktidar partisi BJP'li bir siyasetçi tarafından da ihlal edildiğinde hesap kısıtlanmadı.
Hindistan sosyal medya platformlarının kaybetmek istemeyeceği bir insan kaynağına sahip. Bu sebeple yeni sosyal medya düzenlemesi ifade özgürlüğü ve demokratik haklara aykırı olsa da en başta düzenlemeyi eleştiren platformlar bile şu an hükümetin söylediğini yapıyor. BM’den raportörler Hindistan hükümetine gönderdikleri sekiz sayfalık raporda “yeni kuralların uluslararası hukuk standartlarını karşılamadığını ve kullanıcıların mahremiyetini ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini” belirtti. Sosyal medya platformları demokratik tarafta olduğunu iddia etse de günün sonunda o pazardaki kazancına bakıyor.
Bu tür bir düzenleme teorik olarak da diğer ülkelerde gördüğümüz pratik sonuçları açısından da hak ihlaline yol açacak. İfade özgürlüğünün sınırları ve kişilere yüklenecek yeni suç tanımları denetlenme mekanizması olmayan siyasi bir kuruma veya kendi menfaatleri olan platformlara bırakılmamalı. Dezenformasyonu, mezenformasyonu ve nefret suçlarını önlemek kısıtlamalar olmadan mümkün.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta odağımıza gündemdeki sosyal medya düzenlemesine dair bilinenler ve başka ülkelerdeki düzenlemeler ile kentlerin hayatta kalma çabasını alıyoruz.
07 Eyl 2021

YAZARLAR

Nesibe Kırış
@kocuniversity law&sociology '19 | human rights lawyer | fellow @ussalconsultancy | political consultant | author @aposto @metapolitik_| editor @B_Noktasi

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




