Yeniler - Veys Çolak

Veys Çolak ismini birçok yerde duyduğunuzu, okuduğunuzu ya da şarkılarını severek dinlediğinizi düşünüyorum. Peyk, Kesmeşeker gibi gruplarla çalmış, şimdilerde Babazula ile zaman zaman sahne alan; Melek Mosso, Eda Baba, Ceren Gündoğdu, Elçin Orçun, Melisa Karakurt ve Melis Karaduman gibi birçok isimle düet yapmış, çok enstrümanlı ve çok-disiplini bir müzisyen… Dahası müzik yazarlığı ve sahne fotoğrafçılığı gibi alanlarla da mesleğini bir arada tutmuş, beslemiş.
Kısacası Veys Çolak, müziğin performatif hâlinden ötesiyle ilgilenen, anlatan, üreten; sahnenin arkasındakileri de aynı amaçta buluşan farklı üretim noktalarıyla görünür kılmaya çalışan bir müzik insanı. Kendisiyle 15 Nisan’da yayınlanacak albümüyle başlayıp müzisyenliğinden, ait olduğu müzik sahnesinde nasıl yol aldığına, şarkıların üretim süreçlerinden müzik endüstrisinin sıkıntılarına birçok konuyu konuştuk.
Albümden önce 18 Mart’ta, Veys Çolak’ın enerjisini “Kimsenin Kimsesi” şarkısına yakın, diye tarif ettiği “Yaralara Saygılar” isimli parçayı dinleyeceğiz. Ardından 1 Nisan’da başka bir tekli, “Gülüşümden” dinleyiciyle buluşacak. Bu sırada bir de buradan hatırlatalım, 23 Mart tarihinde Blind İstanbul’da yukarıda saydığım birçok ismin de yer aldığı bir konser gerçekleşecek. Sevenlerinin kaçırmaması dileğiyle!
Yakın zamanda BBI Müzik (Bir Baba Indie) ile anlaşayan Veys Çolak, bağımsız müzisyen olmanın özgürleştirici olduğu kadar zaman zaman yorucu olduğunu ve ürettiği müzik sahnesini de beslemesi gerektiğini çok güzel anlatıyor;
“…Bağımsız olmak çok güzel, ama bir noktada yaptığınızın bir iş olduğunu, bu işten başkalarının da kazanması gerektiğini ve bu sayede işlerin büyüyeceğini kabul etmek gerekiyor. ... … Onlar benim hem arkadaşlarım hem de yeni büyüyen bir firma. Daha çok alternatif isimler var bünyelerinde. Büyük bir firmayla anlaşmaktansa, ‘alo’ dediğimde cevap alabileceğim, bana üretimin klip, kapak gibi kısımlarında da yardım edebilecek birileriyle olmak istedim. Yıllardır bunları kendim zaten yapıyordum ama yoruluyorsun. Bir noktada bu gibi şeylerde yardım almak gerekiyor…”
Özellikle pandemi sürecinde kendisinden her ay şarkı dinlediğimiz Veys Çolak’a olmazsa olmaz soruyla müzisyen sıkıntılarına dair ne düşündüğünü soruyorum. Bu vesileyle ilk kez bir müzisyenin müzik hukukunu da araştırdığını, bunun da önemini hatırlatma, müzik yazarlığı yaptığı dönemde de bu konuyu gündeme getirme ihtiyacını öğreniyorum.
“Aslında bu ülkede hepsi çok zor biliyorsun. Ama işte sağlık sigortası dediğin şeyi dışarıdan yatırdığın sürece evet hastaneye gidip tedavi olabiliyorsun. Ben Türkiye’de emekliliğe inanmıyorum gerçekten… Eserinin haklarıyla ilgili ise, şunu söyleyebilirim; şirketlerin hepsi o hakların peşinde. Daha fazla almanın peşinde. … …Olur da milyon dinlenir, patlarsa yaptığın iş, mecbur yine konserden kazanmaya çalışıyorsun. Şu an herkes bunu yaşıyor. İşin dijital kısmı tartışmaya çok açık ve kaotik bir hâlde ilerliyor. … … Telif haklarıyla ilgili zaten MESAM, MSG üyesiyiz birçok müzisyen. Ben aynı zamanda bir edisyon firmasıyla da çalışıyorum. Herhangi bir durumda müzik hukuku ile ilgili avukat görüşmelerim de olabilsin, haklarımı savunabileyim diye…”
Veys Çolak yoğun müzikli takviminin yanı sıra, yakın zamanda Berlin’e taşınmayı planlıyor. Altı yıldır Türkiye’den uzak yaşayan biri olarak neden taşındığını sormadan geçemedim.
“..Oradaki sakinliği, kurallı oluşu seviyorum. … yirmi yıldır burada yaşıyorum, burayı zaten seviyorum, Kadıköy’de büyüdüm diyebilirim… Ama biraz farklı bir ortamda çalışmak, vizyonu genişletmek lazım. Gidişimdeki asıl sebep, oradaki müzisyenler ne yapıyor, bizim kaygılarımızdan uzakta ne yapılabilir, bu kaygılardan uzaklaşabilir miyim, oradaki müzisyenlerle ortak bir şeyler İngilizce / Almanca şarkılar yapabilir miyiz, biraz bunları tatmak istiyorum. …”
Bağları koparmadan, yeni köprüler kuracak şekilde göç etmek sanırım en güzeli. Veys ile uzun bir söyleşi yaptık, röportajın tamamı için Müzikli Mevzular blog sayfasını ziyaret etmeniz yeterli. Belki aynı yaşlarda olduğumuz okurlarımız da benim gibi, Veys’in hatırladığı ve hatırlattığı Kadıköy sahneleri ile kendi ilk gençliğine gider kim bilir…
Röportaj sırasında defterime şöyle bir not düşmüşüm: “şarkıların üretim süreçlerinden bahsederken evden eve stüdyo köprüleri kurulmuş, meşakkatli bir süreçten bahşediyor. O anlatırken “hız” dedi, ama baştan sona dinlediğim şeyde anahtar sözcükler çevre, müzik scene ve iletişim.” Günümüzün koşullarında her müzisyenin eşit imkanlara sahip olamadığını düşünürsek kolektif olmanın, iş birliklerine açık ve bir müzik çevresine sahip olmanın önemi çok açık.
Üreten olabilmek için beslemek ve beslenmek iç içe…
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Tuğçe Hakarar
Müzikli Mevzular

Müzikli Mevzular
Müzik dünyalarının farklı bakış açılarını; tarzlardan ve kalıplardan bağımsız haberler, okumalar ve dinleme alışkanlıklarıyla tartıştığımız paylaşımlar e-posta kutunda!
İLGİLİ OKUMALAR




