
Avengers serisi Türkiye’de Yenilmezler adıyla gösterime girmişti. Her ne kadar film isimlerini Türkçe’ye çevirmek konusunda çok başarılı sayılmasak da, sinema dünyasına kazandırdığımız bu isim hem yakaladığı müthiş galibiyet serisi hem de oyuncuların süper kahraman özelliklerine sahip olmasıyla bir NBA takımına çok uyuyor.
Memphis Grizzlies, sezon başlarken genç çekirdeğiyle heyecan yaratan ancak ligde çok rekabetçi olamayacak bir takım görüntüsündeydi. En iyimser tahminler, Play-In oynamasının başarı olacağını söylüyordu. Ne var ki, bugün geldiğimiz noktada 55-23’le ligin en iyi ikinci derecesine sahip ve bunu büyük ölçüde oyuncularının gelişimine ve bazı alanlarda ligin en iyisi olmalarına borçlu.
Flash
Eğer Memphis’te kendi Avengers takımımızı kuracaksak, her ne kadar orijinal ekipte, hatta Marvel evreninde dahi olmasa da Flash’ı buraya almalıyız. Ve bizim Flash’ımız tabii ki Ja Morant’ten başkası olamaz. Aslında bu lakabın sahibi 2000’ler ve 2010’larda Dwyane Wade’di, fakat günümüzde bir Flash varsa o kesinlikle Morant olmalı. Genç gard ligdeki herkesten daha hızlı, daha çabuk yön değiştirebilen, daha yükseğe sıçrayabilen bir mutant. Sahadayken zamanın onun için diğer bütün oyunculara göre daha yavaş aktığını hissettiriyor. Üçüncü yılında ilk kez All-Star seçilen yıldız oyuncu 27,6 sayı, 5,7 ribaund ve 6,7 asist ortalamalarıyla MVP seviyesinde bir sezon geçiriyor. Geçtiğimiz sezona kıyasla maç başına 8,5 sayı daha fazla atıyor ve spektaküler oyunuyla genç yaşında NBA’in en sevilen oyuncularından biri olmayı başardı. Büyük ihtimalle en çok gelişme gösteren oyuncu ödülünün de sahibi olacak.
Mister Fantastic
Memphis’teki süper kahraman takımımıza bir de Mister Fantastic alalım. Uzuvlarının uzaması sayesinde düşmanlarını alt eden Reed Richards gibi Jaren Jackson Jr. da savunmada bazen öyle pozisyonlara yetişiyor ki, kolları ve bacakları uzuyormuş gibi görünüyor. Geçtiğimiz sezonun büyük bölümünü sakatlık sebebiyle kaçıran genç uzun sadece 11 maçta forma giyebilmişti. Bu sezonsa sakatlığını tamamen atlattı ve sadece bir maç (son oynanan Phoenix maçı) kaçırdı. Ortalamaları tabii ki Morant kadar parlak değil ama maç başına 2,3 blokla ligin bu alandaki bir numaralı oyuncusu. Oyunun diğer tarafında da hem şut tehdidi olan hem de topla çembere gidebilen bir oyuncu. Tek ihtiyacı olan şey bitirme konusunda daha istikrarlı olmak. Kollarınız ve bacaklarınız uzadığında onları kontrol etmek de zor oluyor haliyle.
Hawkeye
Nasıl Avengers’ın Hawkeye’ı varsa, Memphis’in de bir keskin nişancısı olmalı. İşte o isim Desmond Bane. Çaylak yılından ikinci yılına geçen oyuncuların sıçrama yaptığına pek çok kez tanık olmuşuzdur. Ancak Bane’in yaptığı sıçrama gerçekten bambaşka bir düzeyde. Çaylak sezonunda 17’si ilk beş olmak üzere 68 maça çıkan genç gard, bu sezon oynadığı 73 maçın tamamına ilk beşte başladı. Geleneksel istatistiklerin tamamında, oynama süresinin artmasıyla da ilgili olarak, artış kaydeden oyuncunun sayı ortalaması 9,2’den 18,2’ye yükseldi ve şu an Grizzlies’in en skorer ikinci oyuncusu konumunda. Tüm bunların ötesinde uzak mesafe nişancılığı Hawkeye'ı kıskandıracak cinsten. Çaylak sezonunda da şut yeteneğini gösteren oyuncu maç başına 4 denemede %43’lük harika bir isabet oranına sahipti. Bu sezonsa deneme sayısını 7’ye yükseltmesine karşın hala %43’le üçlük atıyor. Böyle olunca isabet sayısı maç başına 1,7’den 3’e yükseldi. Üçlük yüzdesinde tüm ligde üçüncü sırada yer alan süper şutörün üstünde yer alan iki oyuncu, Luke Kennard ve Cameron Johnson’ın kendisinden daha az deneme sayısıyla bu yüzdelere sahip olduğunu da belirtmekte fayda var.
Hulk
Avengers’ın Hulk’ı varsa Memphis’in de Steven Adams’ı var. Bruce Banner haliyle uysal bir bilim adamı olan hayali kahraman, Hulk’a dönüştüğündeyse ortalığı yıkıp geçen, bazen kendi arkadaşlarını bile tanımayan bir ruh haline bürünüyor. Steven Adams’ın ise Hulk’tan farkı her haliyle sevimli bir dev olması. Röportajlardaki esprili cevapları ve saha içinde hem takım arkadaşlarına hem de rakiplerine karşı tutumuyla sadece izleyenlerin değil NBA yıldızlarının da en sevdiği oyunculardan bir tanesi. Ama oyun içinde sertliğinden, mücadelesinden de asla ödün vermiyor. Memphis’te sahadaki pis işler ondan soruluyor. Perdeleriyle Ja Morant’in en büyük yardımcılarından olan Yeni Zelandalı pivot, aynı zamanda maç başına 4,7 hücum ribaunduyla bu alanda ligin en iyisi. Adams’ın yardımlarıyla Grizzlies hem NBA’in en çok ribaund hem de en çok hücum ribaundu alan takımı.
Tabii ki Memphis dört kişiden ibaret değil. Hatta ligde en fazla oyuncu kullanan takımlardan biri. Ziaire Williams, Dillon Brooks, Brandon Clarke, De’Anthony Melton, Tyus Jones ve Kyle “Slo-Mo” Anderson takıma son derece önemli katkılar veriyor. Zaten öyle olmasa ligin en iyi takımı Phoenix’e karşı fantastik dörtlünün oynamadığı son maçı kazanamazlardı. Ancak bu dört oyuncunun yarattığı müthiş etkiyle Memphis Grizzlies “Yenilmezler” lakabını hem sahadaki mücadelesi hem de ligdeki derecesiyle fazlasıyla hak ediyor. Çünkü sezon nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın onlar kazanan oldu bile.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş





