
Aposto! Community’nin podcast serisi Yuvarlak Masa'nın yeni bölümünde beyin gücü kavramını ve beyin gücü için gerekli politikaları konuşmak üzere Spektrum'dan Bartu Özden, 20’lik e-posta yayınından Yasmin Güleç ve istanbulberlin Hattı'ndan Sedef İlgiç'le bir araya geldik.
Metropoll araştırma şirketinin yayınladığı verilere göre Türkiye'den insanların %47’si yurt dışında okumak veya çalışmak istiyor. UNESCO’ya göre Türkiye’den her yıl 50,000 öğrenci yurt dışına okumaya gidiyor ve Türkiye en fazla beyin göçü veren 32 ülke içinde 24. sırada yer alıyor.
Sosyal ve kültürel değişme, kültürleşme, asimilasyon, entegrasyon/adaptasyon ve aidiyet problemleri üzerinde yapılan çalışmalar, göç yaşantısıyla psikolojik bozukluk arasında önemli bir ilişkinin varlığını ortaya koyuyor. Hatta bu yüzden de göçle birlikte birey mevcut yaşam tarzından, sosyal çevresinden ve ilişkilerinden ayrılıyor ve bu nedenle göç ettiği yerde çeşitli duygusal sorunlar yaşıyor. Genç kişilerin başka yerlerde “öteki” olmaya gönüllü olmalarında hangi itici ve/veya çekici faktörler baskın oluyor diye sorduğumuzda, Yasmin gözlemlerini şu şekilde aktardı:
Ekonominin yanı sıra bastırılmışlıklar; her sabah uyandığımızdaki kalp kırıklıkları; şehrin ve ülkenin iyi bir yöne gitmeyişini gözlemlemek; bazen elinden bir sey gelmiyormuş gibi hissetmek; umutsuzluk ve kendine yeni mutlu bir hayat kurma arasındaki gidiş gelişler, yapmaya çalıştıkları işin daha kucakladığı, sevdiği yerlere gitmeye çalışıyor.
Hayatının bir vaktinde Berlin’de yaşamış Sedef şu yorumda bulundu:
Metropolis Yayınları’nın “Bu Ülkeden Gitmek” adlı kitabındaki röportajlar üzerine “Gitmek mi zor, kalmak mı zor?” sorusuna odaklanmıştım. Bu sorunun cevabı, daha fazla araştırma ve eğitim olanakları, stabil ekonomi arayışı, gelir dağılımında ve iyi eğitime erişimde eşitlikte yatıyor. Ancak eşitsizik gitgide büyüyen bir uçuruma dönüşüyor. Bu da içinde yaşadığımız topluma ait hissetmemeyi doğuruyor.
Dr. Semih Eker’in hesabına göre, Türkiye’de bir öğrencinin yıllık maliyeti yaklaşık 9 bin dolar ediyor. Bu hesaba göre, bir öğrencinin mezun olduğunda eğitimine uygun iş bulamaması, yani harcanan kaynakların katma değer ile sonuçlanmaması sadece öğrenci açısından değil, millî ekonomi açısından da önemli bir kayba neden oluyor. Öte yandan beyin göçüne ev sahipliği yapılan ülke, yeniliklere uyum sağlayabilen, daha enerjik ve dinamik eğitimli bir kitleye sahip olabilmektedir.
Bartu, çeşitli amaçlarla yurtdışına giden ya da gitmek zorunda kalan kişilerin elde ettikleri bilgi ve becerilerin Türkiye’ye çeşitli kazanımlar sağlama potansiyelinin söz konusu olması nedeniyle kavramın beyin göçü olarak değil beyin gücü olarak değerlendirilmesi hakkında şu yorumda bulundu:
Türkiye’deki birçok problemin temeli aslında siyasal sorun. Bu sorunu çözebildiğimiz zaman, yani yönetim sisteminin iyiye doğru gittiğinin görülmesiyle bu trendin tersine dönmesi çok kolay. Beyin gücüne çevirmek için, inovasyon desteklenmesi, girişimcinin önü açılması, ifade özgürlüğünün gelişmesi gibi çok fazla konu başlığı var ve hepsi farklı düzenlemeler gerektiriyor. Ama Türkiye bunların yapılabileceği bir ülke — aslında çok eski bir demokrasi. Burası 1876’dan beri parlamentoya sahip bir yer. Ne kadar içselleştiremediğimizi düşünsek de aslında demokratik kültüre sahibiz.”
Konuklarımızın kendi deneyimleri; gözlemlerinin yanı sıra göçten sonra bireyin yaşadığı zorlukları; bireyi buna iten faktörleri; göçün hem göç alan hem de göç veren ülke üzerindeki sosyolojik ve ekonomik boyutlarını konuştuğumuz podcast bölümümüzü keyifle dinlemenizi dileriz.

Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yuvarlak Masa #16; Eurosport Türkiye'nin Aposto! yayını; Aposto! Radyo'da yeni podcast serileri; Yuvarlak Masa Bulmaca #1.
04 Şub 2022

YAZARLAR

Aposto P.S.
Aposto'dan gelişmeler, ürün güncellemeleri, yazar ve yayın topluluğumuzdan hikâyeler, röportajlar, medya sektörüne ve entelektüel üretime dair perspektifler ve daha fazlası.
İLGİLİ OKUMALAR


