⛵ Zirveden Z Raporu: Burak'ın Rotası

Burak Kan yelkenlilerde keyifli yemeklerden görkemli zirvelere, seyahat gününün sonunda Z raporu çıkarmanızı tavsiye ediyor.
⛵ Zirveden Z Raporu: Burak'ın Rotası

✏️ Söyleşi: Kerimcan Akduman

- Kimsiniz? Ne yapıyorsunuz?

Sana da merhaba Kerimcan Bey…

Ben Burak Kan. Makine Mühendisi olarak çıktığı hayat yolunda kendini “planlanmamış" bir şekilde sosyal medyada ve sonrasında da yollarda bulan bir insanım. Makine mühendisliğini halen daha seviyorum ve boş zamanlarımda yapıyorum. (Bu son cümle espri ya da dalga geçme içermiyor. Dünyanın en iyi ortağına sahibim. Hepsi bu.) Hayatta en sevdiğim şeylerden biri hâlâ fabrika ya da imalat ortamı gezmek. :)

Az önce planlanmamış dedim çünkü beni şu anki duruma getiren şeyler biraz plansız ve keyfi gerçekleşti. İçinde bulunduğum duruma zahmetsiz gelmiş gibi görünüyor. Ama öyle değil. En azından içinde bulunduğum durumu korumak hiç öyle değil. Seyahat etmeyi ve sosyal medyayı hayatımın merkezine alırken ortağıma “bu taraf mühendislikten biraz daha az kazandıracak gibi ama galiba daha uzun ve mutlu yaşayabilirim” dedim. Eskiye nazaran daha çok/uzun çalışıyorum. Birçok insanın keyif mi yapıyor dediği anlarda aslında hep bir mesaideyim. Ama şikâyetçi değilim. Bu benim yolum.

🌋 Guatemala


- Hayatınızı değiştiren, sizi siz yapan yolculuk nedir?

Daha sosyal medyada (Twitter ve Instagram) gurukafa hesabım yoktu. Kişisel hesabımın olduğu, kendimce takıldığım yıllar. 2012 yılında bir arkadaşımın teknesini İstanbul’dan Bodrum’a indireceğiz. 3 kişiyiz. Ben o zamana kadar hiç uzun yelken seyri yapmamıştım. Bodrum’a kadar olan 1 haftalık yolda kendimi dinleme fırsatım çok oldu. Yelken-rüzgâr-deniz sesi (ki buna gürültüsüzlüğü de diyebiliriz) bir yerlerde kilidi açtı ve ben ne yapıyorum yahu dedirtti. O günlerde hayatım ve yapacaklarım ile ilgili bir sürü karar aldım. Çoğu olmadı ama olanların bir kısmıyla şu an mutluyum. Sizi siz yapan kısmını doğru cevaplayamam, çünkü ben hâlâ aynı benim. Sadece raylarımı değiştirdim.

- Dağ mı deniz mi?

Denizi ve denizde bulunmayı çok seviyorum. Denize bakmayı da.. Boğazdan geçerken dahi topraklanmış gibi hissediyorum kendimi. Yelkenli bir teknede olduğumda nasıl gevrek gevrek güldüğümü ya da çocuklaştığımı sen de biliyorsun. Ama bu sorunun cevabını dağ olarak cevaplayacağım. Çünkü hayatta gördüğüm en haşmetli şey bir dağdı.

Everest’ten bahsediyorum. Tüm haşmeti ile karşımda durduğunda ağla-ağlama-ağla-ağlama diye beynimin içinde kavga veriyordum. Sanırım irtifadan dolayı kafam bu kadar karışıktı. Ama hâlâ daha bu anı anlatırken tüylerim diken diken olur. Ağlamalıydım bence. Öyle güzel çünkü. Geçtiğimiz günlerde de Ağrı Dağı’nın zirvesine çıktık. Sanırım dağların kendinle mücadele etme tecrübesi daha yüksek. O yolu yaparken de içindeki senle sürekli bir mücadele hâlindesin. Mesela Ağrı Dağı için bana soranlara %30 dağla, %70 kendimle mücadele ettim diyorum :) Ağrı’da da zirvede ne yapacağımı şaşırmıştım. Yanımda taşıdığım şarabı açıp içtim. Tavsiye edilmeyen bir şey tabii ki ama bir yudum da olsa o anı kutlamam lazımdı.

☁️ Ama Dablam


- Hayatınızda çektiğiniz en kıymetli seyahat fotoğrafı hangisi?

En kıymetli seyahat fotoğrafım budur diye hiçbir fotoğrafı kazımadım aklıma ama unutamadığım anların fotoğrafları oluyor sürekli. Şimdi iyi hatırlattın, ben bunları neden bastırmıyorum yahu? Mesela geçen hafta yaptığımız Peru-Amazon turunda 2 tane bizden çok daha yaş almış hanımefendi misafirimiz vardı. Çektikleri fotoğrafları biraz da torunları için çeken iki şahane kadın. Bir gün teknelerimizi Amazon’da nehirde bir yerde durdurduk ve gün batımını izlemeye başladık. O iki hanımefendi biralarını açtı ve tokuşturdular. Sonra hemen bir hatıra pozu verdiler. Ben bu anlarını unutamıyorum.

2019'da Çernobil Tecrit Alanı içinde Pripyat diye bir şehre gittim. Patlamadan önce nükleer santralde çalışanların yaşadığı şehir. Terk edilmiş bir şehir tabii ki şu an. Orada yine Pripyat adında bir kafe vardı. Ben vitray hastasıyım ve hayatımda görmediğim güzellikte dev bir vitray var orada. Bir kısmı parçalanmış. Çernobil’e 2 kere gittim ve her ikisinde de Pripyat Kafe’ye uğradım. Vitraydan mı yoksa eskiden bir süre kafe işlettiğimden mi bilmiyorum o kafeden çıkamıyorum. Oradaki fotoğraflarıma bakıyorum arada.

📷 Çernobil


Son olarak da Everest Zirve’yi ekleyeyim en kıymetlilerime. İlginçtir ki Everest Ana Kamp’tan Everest’in zirvesini göremiyorsunuz (En azından Nepal tarafındaki kamptan; Tibet tarafına hakim değilim.) Everest’in zirvesini tüm ihtişamı ile görmek istiyorsanız Kala Patthar’a çıkıp (Everest Ana Kamp yürüyüşünde teknik tırmanış olmadan yürüyerek çıkabileceğiniz en yüksek nokta) oradan görmeniz lazım. Ana kamptan daha yüksek ve çıktığınızda Everest Zirve tüm güzelliği ile karşınızda duruyor. Ben hayatımdaki bu kadar haşmetli ve bu kadar güzel bir şey görmedim diyeceksiniz. Sonra da başardığınız için kendi omzunuzu öpeceksiniz :) Orada çektiğim fotoğraflar da çok kıymetli benim için. Everest Ana Kamp fotoğrafları ikinci planda kalır.

🏔️ Everest


- Hayatınızdaki en lezzetli yer neresi?

yeRkenli tekne demek zorundayım sanırım :) 5 arkadaş sürekli yelken yapacağız diye çıktığımız ama kendimizi sürekli yerken bulduğumuz seyahatler. Teknede 2 çok iyi şef ve bir de çok iyi bir şarap uzmanı olunca paha biçilmez bir seyahat oluyor. Ancak bu soruyu ülke/şehir olarak kısarsak sanırım bunu San Sebastian olarak cevaplayabilirim. Bunu klasik gastronomi dünyasındaki popülerliği için söylemiyorum. Çünkü ilk gidişimde benimle beraber birçok şef arkadaşım da oradaydı ve orada pintxos barları geze geze yemek yemek ayrı bir deneyim ve eğlenceli gelmişti. Bu yüzden unutamıyorum orayı. Restaurantlar ya da pintxos barlar tabii ki güzel ama arkadaşlarınla eğlenerek geçirdiğin bir seyahat daha kıymetli. Bu yüzden tadı hâlâ damağımda.

Uzaklara gidersek de sanırım Meksika diyebilirim. Bunu derken içimdeki ses "Brezilya’ya haksızlık ettin" diyor. Röportajların bu kısıtlı cevap arayışı bu yüzden strese sokuyor beni. Beni kesme sevgili editör. Meksika Yucatan bölgesinde yediğim cochinita pibil ile Brezilya’da yediğim torresmolar kafamda kavga ediyor şu an.

☠️ Meksika'da Ölüler Günü


- Yolda yazmak mı fotoğraflamak mı daha iyi bir bellek tutma yolu?

Her ikisi diyerek tribünlere oynamak durumundayım. Ancak bazen öyle anlar çıkıyor ki karşınıza, o an yapacağınız en iyi ve en hızlı şey fotoğraflamak. Seyahatte bazen çok hızlı akabiliyor anlar. Burada şunu da yapmamak lazım tabii ki. Fotoğraflarla kafama kazıyacağım diye telefon/vizor ekranından yaşamamak lazım anı. Alacağını al hemen kapa telefonu ya da ekrana bakmadan çek ne çekeceksen. (Öz eleştiri de yapayım ben eskiden sapık gibi her saniyeyi çekerdim. Arka arkaya oynatınca stop motion animasyon gibi, GIF gibi olurdu albümüm. Artık alacağımı alıp, kapatıp anın tadını çıkarıyorum.)

Gelelim yazmak, not almak kısmına. Fotoğraf veya video anı saklamak için şahane ama hissettiklerini hatırlamak yine hafızanla limitli kalıyor. Bazen rüya gibi her şey, sabun köpüğü gibi, puf uçabilir kaybolabilir. En iyisi fotoğraftan sonra uygun bir zamanda o anın detaylarını not etmek. Hiçbir disiplin gözetmeden hatta istersen belli anahtar kelimeler yazıp o ana dair aklına gelenleri not etmek lazım. Telefondaki fotoğraf uygulaması da artık izin veriyor fotoğraflara not düşmeye. Fotoğrafı yukarı kaydır notlarını düş. Ancak günün Z raporu gibi bir yazı yazarsan da kendine çok güzel bir hediye vermiş olursun. Yazmaktan vazgeçme.

- Yolda tanıştığınız en acayip insan kim?

En acayip derken garip manasını kullanmak istemiyorum. Genelde seyahatlerimi paylaşıyorum ama Güney Afrika seyahatimi paylaşmadım mesela. Resmen kendime sakladım, kendim için gezdim gibi oldu. Bu seyahatte Bora Mutlu ile yakından tanıştım. Onunla ilk Clubhouse odalarındaki safari sohbetleri ile tanıdım. Sonra Güney Afrika’da denk geldik ve kazı kazan gibi biri, kazıdıkça başka şeyler çıktı altından. Benim büyüğüm, verdiği akıllar, seyahat tavsiyeleri, dinginliği bildiğin terapi gibi geldi bana. Antarktika’ya şöyle git, Vietnam’ı böyle gez, Afrika’da şunu yap... Önümdeki yola bir sürü tabela koydu Bora Mutlu. Bir de çok iyi cin tonik yapıyor. Safari aracında her daim ekipman hazır.

🥾 Amazon


- En sevdiğiniz rota nedir?

Çok ticari duracak ama en son misafirlerimi ağırladığım Peru - Amazon rotası en güzeli. Çünkü daha önce hiç gelmemiş (hele ki Latin Amerika’ya hiç gelmemiş) biri için muhteşem deneyim. Çünkü tek ülkede 3 farklı ülke gezmiş gibi bir deneyim yaşadılar. Pasifik tarafında çölün, vahanın olduğu bir günün ertesinde penguenlerin, deniz aslanlarının olduğu adaya geçtiler. O kuraklıktan sonra And dağlarını aşıp tam tersi olacak şekilde yağmur ormanlarını, Amazon’u gezdiler. Delirdiler tabii ki. Sonra da onları 3500 metre irtifaya And Dağları’na Cusco’ya çıkardık ve Machu Picchu’da biz bir haftadır ne yaşıyoruz dedirttik.

Ancak cevabım senin için yeterli değilse Büyük Göç gibi gezdiğimiz ve PacMan gibi yiye yiye ilerlediğimiz 2,5 aylık Orta Amerika seyahatimizi sen yaz lütfen.

🌿 Machu Pichu


- En iyi 5 seyahatinizi sıralar mısınız?

Everest Ana Kamp yürüyüşüm.

Hindistan ve Holi Festivali

Çernobil seyahatlerim

Peru - Amazon

Orta Amerika (Kosta Rika, Nikaragua, Guatemala, Meksika)

🎨 Hindistan


- Yıllar boyunca seyahatleriniz nasıl değişti?

Sanırım içerik arsızı gibi bol bol fotoğraf, video çekmekten biraz daha vazgeçip anın tadını çıkarma miktarımı arttırdım. Bu sosyal medya paylaşımlarıma da yansıdı. Anlık atmaktan vazgeçip birkaç gün geriden gelmek benim seyahatten aldığım keyfi çok daha fazla arttırdı. Bazı takipçilerim bundan şikâyetçi ama birçoğu da bu konuda bana destek veriyor, hatta keyfin çok olursa anlattıkların da çok olur diye motive ediyorlar. Canım onlar :)

Biraz detaylı yazıyorum paylaşımlarımı. Biraz onlar için biraz da kendim için. Az önce fotoğraf mı yazı mı dedik ya, sanırım benim hikâyelerim aslında kendime not defterim.

Seyahate giderken yaşayacağım deneyimlere bakıyorum artık. Nerede yatacağıma, ne yiyeceğime sonra bakıyorum. Aralık ayı için Etiyopya’dan bir davet geldi. İlk söylediğim "Danakil Çöküntüsü programa dahilse başka bir talebim yok” oldu. Seyahatlerden dönünce yattığım yatağın, yediğim yemeğin değil yaşadığım anın tebessümü kalıyor yüzümde.

- Daha çok, en yeni, uzak. Seyahati hep bu kavramlarla birleştiriyoruz. Bunların arayışında yakınımızda olanları, etrafımızdan geçenleri kaçırıyor muyuz?

Bunu Türkiye’de yaşayanlar için geçerli kabul edeceğim sanırım. Çoğumuza kodlanan şeyler var. Para varken uzakları gezelim, gençken uzakları gezelim. Yakın yere ileriki yaşlarda da gideriz. Fiyat/performans oranı gibi TL/uzaklık hesabı yapıyoruz. Aslına bakarsan etrafımızdakini de inceden kaçırıyoruz. Mesela hiç Bulgaristan’da Pomakların düğünlerinde gelinlerin yüzlerine yapılan süslemeleri gördünüz mü? Yanı başımızda Bulgaristan’da çok ilginç, başka yerde göremeyeceğiniz şeyler var. Kukeri Festivali. Ocak’ta oradayım mesela. Ya Sakız adasında Paskalya zamanı yapılan Roket Savaşları? Bunlar hemen yanı başımızda ve dünyada eşi benzeri olmayan ritüeller. Bunları yaşlanınca gezeriz demek biraz haksızlık oluyor.

🥳 Cusco, Peru


- Bir yeri keşfetme telaşı ne zaman geçer, insan durmayı, çevresine bakmayı nasıl öğrenir?

Emin değilim, ülke şartlarından dolayı birçoğumuz için seyahat bir lüks ve bundan maksimum verim almayı genelde deli dana gibi koşturup tüm checklistleri tamamlamak sanıyoruz. Bunu bir hata olarak söylemiyorum. TL/gün gerginliği buna itebiliyor, bu çok normal. Belki daha uygun bütçeli yerlerde uzun seyahatler yapmak bu durma, yavaşlama işini öğretir. Benim kendi deneyimlerimden gördüğüm seyahatin 10. gününden sonra başlıyor sakinleme ve çevreye daha güzel bakma işi. Ama ne yazık ki bir çok insan için seyahat sadece o ilk 10 gün. Tamamen ülke şartları, kimsede hata göremiyorum. Hiç kimseye de “standardını düşürüp süreni uzatabilirsin” demek de istemiyorum. İzin günü belli, zaten daha ilk baştan kendini gün ile kısıtlamış, bir de standardına karışmayayım. Birçok insan uzun seyahatlerden yaşını almış insanların daha çok keyif aldığını sanıyor. Alakası yok, emekli ya da kendi işinin patronu onlar. Vakitleri bol. Beyaz yakalıya ver bakalım bol günü, bak bakalım nasıl keyif alıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

RutaRuta

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

⛵ Zirveden Z raporu: Burak'ın rotası

Burak Kan yelkenlilerde keyifli yemeklerden görkemli zirvelere, seyahat gününün sonunda Z raporu çıkarmanızı tavsiye ediyor.

09 Kas 2022

⛵ Zirveden Z raporu: Burak'ın rotası

YAZARLAR

Ruta

Ruta hayatını genelde yolda geçiren ve not tutmak yerine fotoğraf çeken bir adamın seyir defteri.

İLGİLİ OKUMALAR