Berrak zihinler için yalın, zengin, bağımsız bir Türkçe dijital medya üyeliği.
Ücretsiz Kaydol →
Bartu Bıçak
Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret bölümünde öğrenci. Akademik ilgileri ekonomi, kültür ve toplumsal dönüşümler etrafında şekillenirken; üretim pratiği yazı, fotoğraf ve görsel anlatı üzerinden ilerler. Daha önce kreatif ajanslarda edindiği deneyimler sayesinde, medyaya ve anlatıya farklı bir perspektiften yaklaşıyor.
13 Mart’ta vizyona giren "Solo Mio", günümüzün yeni yalnızlık anlayışını ne romantize ederek ne de küçümseyerek ele alıyor ve romantik komedilerde sıklıkla karşımıza çıkan "karşılaşma, yakınlaşma, kriz ve nihayetinde bir tür uzlaşma" formülünde küçük bir değişiklikle hikayeyi ilişkinin başlangıcından değil bitişinden başlatıyor. Matt’in hikayesi, yeni bir ilişki aramakla değil, kendi başına kalabilmeyi öğrenmekle ilgili.

Tekno, doğduğu günden itibaren dinleyici için yalnızca bir müzik türü değil, aynı zamanda bir itiraz ve ifade biçimi oldu. Kimileri için bir manifesto, kimileri içinse kelimelere ihtiyaç duymayan bir başkaldırı... Günümüzde ise aynı müzik türü, bir zamanlar karşısında durduğu kapitalist sistemin en güçlü görsel diline, hatta pazarlama stratejisine dönüşmüş durumda.

Son yıllarda sanat dünyasının en dikkat çeken eğilimlerinden biri şüphesiz enstalasyon sanatının yükselişi. Müze ve galerileri ziyaret edenler artık yalnızca duvara asılı tablolar ya da heykellerle karşılaşmıyor; içinde dolaşılabilen, hissedilen ve kimi zaman izleyiciyi doğrudan sürecin parçası hâline getiren mekansal deneyimler görüyorlar. Peki enstalasyon nasıl ve neden bu kadar popüler oldu?

Eskiden gazetelerin üçüncü sayfalarına sıkışan, marjinal kabul edilen suç hikayeleri, artık dijital ekonominin en prestijli ve kârlı içerik kategorilerinden biri hâline geldi. Görünen o ki modern insan, fiziksel olarak en güvende olduğu anlarda, en büyük korkularını birer eğlence birimi olarak tüketiyor. Peki, ne ara başkalarının trajedileri bizim rahatlama aracımız oldu?

Amerikan futbolunun kalbinde, yılın en çok izlenen televizyon olayında tamamen İspanyolca şarkılarla sahneye çıkan bir sanatçı düşünün. Bu yalnızca bir konser değil; “Amerikan Rüyası”nın dilinin ve renginin değiştiğinin ilanı. Dün geceki Super Bowl finali de Bad Bunny'nin dünyayı kendi şartlarına nasıl ikna ettiğinin güçlü bir göstergesi.

Dünyada, yaşamın ve ölümün bu kadar radikal bir şekilde iç içe geçtiği sayılı mekandan olan Al-Qarafa’nın sakinleri için ölüm, korkutucu bir son olmaktan çıkıp günlük hayatın sıradan bir parçasına dönüşmüş. Bugün bu bölgede, çocuklar mezar taşlarının gölgesinde oynuyor, kadınlar lahitlerin üzerinde yemek pişiriyor, dükkanlar ise türbe duvarlarına yaslanıyor.

Sabahattin Ali’nin "Kürk Mantolu Madonna"sı, 1943’te yayımlandığında Türk edebiyatında sessiz ama derinden bir iz bırakmıştı. Türkiye'de özellikle son 15 yılda vapurda, kafede veya metroda her yaştan okurun elinde görmeye alıştığımız, zaman zaman bir “popüler kültür nesnesi” hâline geldiği için eleştirilen bu romanın 80 yıl sonra Birleşik Krallık’ta gerçek bir edebiyat fenomenine dönüşmesi ise pek çok kişi için sürpriz oldu.


