1999 Öncesi ve Sonrası Deprem Vaatleri

49 yıl boyunca deprem ve afetlere dair vaatlerin verildiği dönemlerin büyük depremlerin hemen sonrası olması ve yetersiz vaat verilmesi bu noktada siyasi partilerin deprem sorununu ciddiyetle ele almadıklarını gösteriyor.
1999 Öncesi ve Sonrası Deprem Vaatleri

1999 ve Öncesi

Türkiye’nin Gölcük Depremi tüm vatandaşlara deprem konusunda ne ölçüde hazırlıksız olduğumuzu gösterirken devletin müdahale kapasitesinin ne denli yetersiz  olduğunu da gözler önüne seriyor. Gölcük Depreminde depreme hızlı ve koordineli bir şekilde müdahale edilememesi ve göçük altında binlerce vatandaşın kalmasıyla birlikte deprem uzun zaman sonra ilk kez bu denli can aldı. Bununla beraber de büyük katlı apartmanlar ve dairelerin olduğu bir bölgede Yaşanan tüm bu can kayıpları ve yaşanılan ihmaller Türkiye’de deprem gerçekten bir gündem maddesi haline geldi. Durumun siyasete ve siyasi partilere etkisini anlamak adına 1990’larda ve öncesine bakmak gerekirse deprem ve afet yönetimi konusunda çoğu partinin benzer pozisyonlarda bulunduğuunu görüyoruz. Depreme dair neredeyse herhangi bir vaat verilmezken bununla beraber afetler noktasında da özellikle sel felaketleri ön plana koyuluyor. Birçok parti, sel veyahut diğer felaketlerde ürünleri zayi olan vatandaşların bu zararının karşılanacağını vaat ediyor.

Bu dönemde özellikle Gölcük depremi ile Erzincan depremleri arasında çok az büyük ölçülü deprem olduğunu düşünsek bile 1970 yılında Kütahya’nın Gediz ilçesinde meydana gelen depremde kaybettiğimiz 1,086 vatandaşımızın ardından 1973 Türkiye Genel Seçimleri sırasında özellikle Cumhuriyet Halk Partisi, deprem ve afetleri ciddi bir gündem maddesi olarak ele almış ve uzun yıllar boyunca siyasetçilerden duyacağımız benzer yapıdaki vaatleri şu şekilde sıralamıştır1:

  • Belli merkezlerde tabii âfetlere karşı ilk yardım araçları ve gereçleri depolanacaktır.
  • Öncelikle deprem bölgeleri için depreme dayanıklı ve halkın maddi olanaklarına uygun yapı teknikleri ve konut tipleri oluşturulacaktır.
  • Daha etkin bir yapı denetim sistemi kurulacaktır.
  • Deprem bölgelerindeki yoksul köylerde, mezra ve komlarda bulunan yığma taş yapılar yerine, daha sağlıklı ve depreme dayanıklı evler yapılması için köylülere yardım edilecektir.

Bu vaatler Türkiye’de demokratik siyasal hayata geçtiğimizden 1999 depremine kadar geçen süreçte siyasi partilerin doğal afetlere dair bakış ve vaatlerini de gösteriyor. 1976 yılında Van Muradiye’de gerçekleşen depremle beraber de genelllikle 1950’den 1999 yılına kadar gerçekleşen depremler bu denli toplu konutların olmadığı şehirlerde gerçekleşmesinden ötürü de refleks olarak genel manada köy ve kırsal yerleşmelere odaklanılıyor.

Bununla beraber CHP’nin 1973 yılında yayınladığı bu vaatler uzun bir süre boyunca siyasi partiler arasında doğal afetlere ve depreme yönelik en detaylı verilen vaatler diyebilmekte bir beis görmemekteyiz. Örneğin aynı yıl seçimlere giren bir diğer parti olan Adalet Partisi’nin depreme ve doğal afetlere dair tek bir vaadi bulunmaktadır o da doğal afetlerde mağdur olan esnaf, zanaatkar, çiftçilerin zararının karşılanmasının vaad edilmesidir.2

Bu iki partinin yanında birçok partinin düzenli olarak vaat vermesini bekleyebilirsiniz. Ancak, durum pek de öyle birçok partinin depreme dair düzenli vaat vermediğini görüyoruz. Örneğin, 1980'lerden 1999 depremine kadarki sürede birçok parti, afet yönetimi ve depremlere dair kalıplaşmış şu vaat bulunuyor. Tabiî afetler sebebi ile çiftçi zararının karşılanması.3

Bunu partilerin yapmadıkları vaatleri bir sonraki döneme aktardığını düşünsek de aslına bakarsak bazı partilerde bunun gerçekleştirmediğini görmekteyiz. Örneğin yukarıdaki vaat 1983 yılından Anavatan Partisi seçim beyannemesinde yer alıyor. 1991 seçimlerinde Anavatan Partisi ise herhangi bir afet yönetimi veyahut deprem vaadinde bulunmamıştı.

Türkiye’nin demokratik siyasal hayata geçmesinden Gölcük Depremi’ne kadar geçen süreçte Türkiye’de siyasi partilerin depremlere ve doğal afetlere dair tavrının ne yönde olduğunu bizlere anlatan en önemli şey çoğu partinin depremleri önemsediğini iddia etmek zor.  Genel olarak partilerin büyük ve fazlasıyla can kaybı yaşadığımız depremin ardından gelen genel seçimler ile birlikte vaat olarak sundukları görülüyor. Bununla beraber neredeyse hemen hemen hiçbir parti detaylı ve deprem afet yönetimi sorunlarını kapsamlı bir şekilde ele almıyor. Bulgularımıza göre bunu yalnızca 1973 yılında CHP yapıyor. Bu konuda şunu da belirtmek gerekir ki hiçbir partinin Gölcük Depremi'ne kadar geçen sürede deprem önlemleri konusunda genel olarak şehirlerde depremlere dair herhangi bir vaat de bulunmamasının da aslında siyasi partilerin bu süreçteki tavrını anlamak açısından önemlidir. Bunun haricinde hiçbir partide bunun gibi bir yaklaşım görülememesi de çoğu siyasi partinin Türkiye gibi bir deprem riskinin çok üst düzey olduğu bir ülkede deprem sorunu neredeyse hiçbir zaman dikkatle, özenle ele almadığını gözler önüne seriyor.

Siyasi partilerin bu bulgular kapsamında Gölcük Depremi'ne kadar gelen süredeki tavrı ise Gölcük Depremi'nde yaşananların kaynağını da somutlaştırıyor. 1999'a kadar detaylı sayılabilecek vaatler bütününü yalnızca 1973 yılında CHP’nin seçim beyannamesinde bulabiliyoruz. Bu vaatlerin verilme sebebi de 1937 seçimlerinden birkaç yıl sonra Kütahya'da olan ve Kütahya ve çevresini etkileyen deprem. Kütahya'daki depremin sonucunda, depremden etkilenen kır ve köy nüfusun fazla olduğu yerleşim bölgelerine odaklanan kısa süreli, depremin etkisini azaltmaya yönelik olmayan vaatlerde bulunuyor.

Özetle, siyasi partiler, 49 yıl boyunca yalnızca büyük depremlerden sonra depreme ve diğer afetlere yönelik yüzeysel vaatlerde bulundular ve deprem kuşağında bulunan Türkiye'nin "deprem sorununu" ciddiye almadılar.

1999 ve Sonrası

17 Ağustos gece yarısı Gölcük’te yaşanılan ve yaraları yıllardır hala sarılamayan depremin ardından 1999 öncesi ve sonrası diye partilerin değişen tavırlarını farklı bir noktada değerlendirmek zorunda olmamıza sebep olacak bir depremdi. Yüz binlerce bina hasar görürken 3 ay sonrasında Düzce’de yaşanılan 7.2 büyüklüğündeki deprem ile Türkiye, "deprem ile mücadeleyi" gerçekten konuşmaya başladı. Ahmet Mete Işıkara’nın ve diğer birçok jeoloji mühendisinin sık sık televizyona çıkıp deprem risklerini anlattığı bu dönem, kuşkusuz  Türkiye’de depremi siyasetin odaklarından biri hâline getirmiştir.

DSP, MHP, ANAP koalisyonunun iktidarında gerçekkleşen depremlerin ardından depremlere dair mecliste çeşitli önlemlere dair vergilerin alındığı 2002 Genel Seçimlerine gidilen süreçte partilerin deprem ve afet yönetimi yönündeki faaliyetlerine kısaca bakalım. Depremler sırasında başbakan olan Bülent Ecevit’in partisi Demokratik Sol Parti 1999 yılında yaşanılan depremlere dair seçim beyannamesinde şunları belirtiyor:

“DSP kentlerimizde yerel yönetimlerin afetlerin olmadan önce ve olduktan sonra yönetilebilmesi "afet yönetim merkezlerî’nin kurulmasına ve bu merkezlerin doğal afetlerden korunma konusunda yoğun eğitim faaliyetlerinde bulunması ve örgütlenmeler gerçekleştirmesine büyük önem vermektedir.”4

Bununla beraber Zorunlu Deprem Sigortası ve depremzedelere harcanan 3.5 katrilyondan ve yardımlardan bahsedilirken DSP depreme dair yapılanları listelerken "daha fazla" önlem alınacağını vaadediyor.

Milliyetçi Hareket Partisi ise koalisyon ortaklarından biri olarak 1999'daki deprem facialarında hükümetin başarılarıyla şöyle övünmüştür:

Sosyoekonomik boyutu çok yüksek olan iki büyük depremin yaraları hızla sarılmıştır.

Bununla beraber DSP gibi MHP de süreç boyunca depremzedelere yaptıklarını anlatırken bunun yanında depreme dair iki vaat de bulundu:

  • Depreme dayanıklı malzeme üretimi ve kullanımı sağlanacak.
  • Doğal afetlerin zararlarını asgariye indirmek için hukuki ve idari tedbirler alınacak ve depremden korunmaya yönelik bilinçlendirme programlarına ağırlık verilecek.5

Koalisyonun son ortağında ise deprem yönetim sürecinde başarısızlıkları sıralarken Anavatan Partisi durumu şöyle özetliyor:

Ağustos ve Kasım 1999 deprem felaketleri, kent yerleşim alanlarımızın ne kadar kırılgan olduğunu acı bir şekilde göstermiştir. Deprem sonrası dönemde ise kriz yönetme kapasitesinden yoksun, böylesine büyük felaketlere karşı gerekli refleksleri gelişmemiş,  eşgüdüm eksikliği içerisinde bir kamu yönetimi ile karşı karşıya kalınmıştır. Bu gerçek bize topraklarının %95’i deprem kuşağında olan bir Türkiye’de benzeri felaketlere karşı ülke genelinde çok bilinçli ve  kapsamlı bir afet yönetimi programı uygulanması gerektiğini göstermiştir. Bu alanda ulusal bir seferberlik gerekmektedir. 

Anavatan Partisi'nin vaadi ise şöyle:

  • Okullardaki öğrencilerimizden başlayarak, tüm vatandaşlarımız deprem konusunda eğitilecektir. Riskli bölgelerde okul, hastane ve diğer hizmet binaları başta olmak üzere, tüm yapılar gözden geçirilip depreme dayanıklı hale getirilecektir. Yapı Denetim Sistemi ve Deprem Sigortası gibi uygulamalar yararlı olmakla birlikte yeni bir Afet Yönetim Sistemi ve uygulama alt yapıları kurulacaktır.6

2002 ve Kazananlar

AK Parti’nin kazandığı 2002  Türkiye Genel Seçimlerinde partinin özellikle deprem ve afet yönetimi alanlarında detaylı ve duruma çözüm üreten vaatler verdiğini beklerken karşımıza sadece bir vaat çıkıyor:

Ülkemizin sık sık tabii afetlerle karşı karşıya kaldığı dikkate alınarak, bu konudaki acil önlemleri almak üzere merkezi idare bünyesinde özel bir birim oluşturulacaktır. Bu birimde, tabii afetlerle ilgili kısa, orta ve uzun vadeli tedbirler alınacaktır. Öncelikle ülkemizin bir deprem bölgesi olduğu düşünülerek, muhtemel bir depremde kayıpların en az seviyeye indirilmesi için gerekli idari ve yasal düzenlemeler yapılarak en üst düzeyde önlemler alınacaktır.7

Meclise girebilen bir diğer parti olan CHP ise depreme dair şu vaatte bulunmuştur;

Ülkede deprem bölgelerinde var olan alt yapı sistemleri ve yapı stoku için depreme dayanıklılık sağlayacak iyileştirme projeleri için uygun ortam sağlayacağız.8

2002 Genel Seçimlerinde en çok oyu alan 2 parti, parti programlarında depreme az ve ölçülemez vaatlerle yer verirken Gölcük ve Düzce’de depremleri sırasında iktidarda olan 3 parti içerisinde depremin yönetilme süreciyle ilgili fikir ayrılıkları bulunuyor ve Anavatan Partisi, DSP ve MHP'den bu noktada ayrılıyor. Yine de buna rağmen ne deprem sırasında da iktidarda olan ne de 2002 Genel Seçimlerinden zaferle çıkan siyasi partilerin hiçbiri Türkiye'deki deprem gerçeğine dair uzun vadeli politikalar üretilebilecek vaatlerde bulunmamıştır.


Kaynakça


1 CHP 1973 Seçim Bildirgesi

2 AP 1973 Seçim Bildirgesi

Anavatan Partisi 1983 Seçim Bildirgesi

DSP 2002 Seçim Bildirgesi

MHP 2022 Seçim Bildirgesi

Anavatan Partisi 2002 Seçim Bildirgesi

AK Parti 2002 Seçim Bildirgesi

CHP 2002 Seçim Bildirgesi


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

VaatVaat

BÜLTEN SAYISI

1999 Öncesi ve Sonrası Deprem Vaatleri #1

49 yıl boyunca deprem ve afetlere dair vaatlerin verildiği dönemlerin büyük depremlerin hemen sonrası olması ve yetersiz vaat verilmesi bu noktada siyasi partilerin deprem sorununu ciddiyetle ele almadıklarını göstermektedir.

17 Şub 2023

1999 Öncesi ve Sonrası Deprem Vaatleri

YAZARLAR

Vaat

Vaat, isminden kendisine gelen sorumlulukla vaatleri derleyen ve inceleyen bir yayın. Her cuma saat 17.00'de.

İLGİLİ OKUMALAR