2021 Türkiye AML değerlendirmesi

(Görsel: Fintech Istanbul)
Geçtiğimiz yıla göz attığımızda; pek çok ülkenin aklama suçu ve terörizmin finansmanı ile mücadele (Anti Money Laundering – AML) açısından ilgili düzenlemelerini yeni yasalaştırması veya güncellemesi neticesinde, aktif bir yıl olduğunu söyleyebiliriz. Paralel şekilde, Türkiye’de de çok sayıda yeni düzenleme ve mevzuata uyum çalışmaları yapıldı. AML çözümleri sunan Sanction Scanner şirketi tarafından yayımlanan raporda, Türkiye’de 2021 yılındaki ilgili çalışmalar ele alınırken; söz konusu rapora göz attığımızda ise aşağıdaki konu başlıklarının öne çıktığını gözlemlemekteyiz:
- Türkiye’de yeni AML düzenlemeleri ve mevzuata uyum
- Artırılmış izleme altındaki yargı yetkileri: Türkiye
- FATF raporu | Türkiye’nin karapara aklama ile mücadelede kaydettiği ilerlemeler
2021’de Türkiye’de aklama suçu ve terörizmin finansmanı ile mücadelede yeni düzenlemeler getirildiği gibi, mevcut düzenlemelere yönelik güncellemeler de yapıldı. Bu itibarla, söz konusu çalışmaları özetlemek gerekirse;
- Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı’nın (MASAK) yeni düzenlemelerine istinaden Uyum Programı Yönetmeliği’ndeki değişiklikler açıklandı: Bu doğrultuda Uyum Programı oluşturacak yükümlüler belirlendi, Finansal Grup tanımı yapıldı, Uyum Görevlisi ve Uyum Görevlisi Yardımcısı kadroları ihdas edildi ve İç Denetim kuralı getirildi.
- MASAK, Müşterinin Tanınması İlkesi Kapsamında Sıkılaştırılmış Tedbirler rehberini yayımladı. Bu rehberin yayımlanmasının amacı; Müşterinin Tanınması İlkesi (Know Your Customer – KYC) kapsamında sıkılaştırılmış tedbir şeklinde alınacak önlemlerin hangi müşteriler, işlemler, ürünler veya hizmetler için önem arz ettiğine, hangi işlemleri içerdiğine ve dikkat edilmesi gereken diğer hususlara dair yükümlülere yol göstermesi şeklinde ifade edilmiştir. KYC ilkesi, mali suçların önlenmesine ilişkin tüm süreçlerin temelini oluşturduğu için büyük önem arz eder. Yükümlülerin, suç gelirlerinin aklanması, terörizmin ve kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanı ile ilişkili kişi ve eylemlerden korunması ya da mevcut risklerin etkin şekilde yönetimi açısından müşteriler hakkında yeterli bilgiye sahip olunması ve gerekli hallerde ilave tedbirlerin alınarak ilgili süreçlerin etkin şekilde yönetilmesini temsil etmektedir.
- Söz konusu yönetmeliğin eski halinde işlem tutarı veya bağlantılı birden fazla işlemin toplam tutarı, yirmi bin lira ve üzerinde ise kimlik tespiti yapılması gerekiyordu. İlgili eşik yükseltilerek, yetmiş beş bin lira ve üzeri tutarlı işlemlerde kimlik tespiti zorunlu hale getirilmiştir.
- MASAK tarafından Şubat ayında yayımlanan Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik uyarınca, yurtdışında tesis edilen güven sözleşmelerinin taraflarına ilişkin kimlik tespiti yapma ve sözleşmenin gerçek faydalanıcılarının tespiti için makul tedbirler alma yükümlülüğü getirilmiştir. Yabancı Ülkelerde Kurulan Güven Sözleşmesi Taraflarına İlişkin Kimlik Tespiti Yükümlülüğü rehberinde ise getirilen yeni kuralların anlaşılması ve bu minvalde alınacak tedbirlerin belirlenmesi adına yükümlülere yardımcı olunması amaçlanmaktadır.
- Bahsi geçen yönetmelikte, KYC yükümlülüğü, Devamlı Bilgi Verme yükümlülüğü ve Şüpheli İşlem Bildirimi yükümlülüğünün ihlalinin tespiti halinde; MASAK tarafından uygulanacak yaptırım “işlem başına idari para cezası verilmesi” olarak belirtiliyor. Söz konusu cezanın toplam tutarı; tablodaki her bir yükümlülüğün ihlalinde, ilgili yıl itibariyle belirlenen tutarları aşamaz ve takip eden yılda benzer bir yükümlülük ihlali olması durumunda ise bu limitler iki kat şeklinde uygulanır. Bir diğer önemli detay ise, “dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak sanal olarak oluşturulup, dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan ancak itibari para, kaydî para, elektronik para, ödeme aracı, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı olarak nitelendirilmeyen gayrimaddi varlıklar” şeklinde tanımlanan kripto varlıklara ilişkin hizmet sağlayıcıların yükümlülerin arasına alınmasıdır.

2021 yılındaki küresel gelişmelere değinecek olursak; Türkiye’nin 1991’de üyesi olduğu ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) bünyesinde yer alan Mali Eylem Görev Gücü (FATF) genel kurulunda alınan ve Türkiye’nin arttırılmış izlemenin söz konusu olduğu gri listeye girmesine yönelik karar büyük önem arz eder. FATF, bir ülke ya da bölgeyi artırılmış izleme listesine aldığında; bu durum ilgili ülkenin belirlenen stratejik eksikliklerini, kararlaştırılan zaman dilimi içinde çözmeyi taahhüt ettiği ve ekstra kontrollere tabi olacağı anlamına gelmektedir. Düzenlenen basın toplantısında konuşan FATF Başkanı Marcus Pleyer, Türkiye'de bankacılık ve emlak sektörlerinin yanı sıra değerli maden ticareti yapan şirketlerin daha sıkı denetlenmesi gerektiğini vurguladı. Takip eden süreçte FATF’nin yayımladığı ülke raporuna göre Türkiye, 40 FATF tavsiyesinden 11’i ile uyumlu, 20’si ile büyük ölçüde uyumlu, 7’si ile kısmen uyumlu iken; 2’si ile de uyumlu değildir.
Burcu Yoldaş
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Etik ve Uyum Bülteni #47
10 Oca 2022

YAZARLAR
İLGİLİ OKUMALAR

