20’li yaşlarda toplumsal cinsiyet aktivisti olmak: Selin Özünaldım

“Bir aktivist olarak, her gün değiştirilmesi gereken daha fazla şey olduğunu fark ediyorum.”
- HeForShe Türkiye, Selin Özünaldım
Küçük bir çocuğun sahip olduğu merak duygusuyla yetişkin bir insanın merak duygusu nasıl aynı değilse dünyayı değiştirmeye olan inançları da bir o kadar farklı. Küçük yaşlarda sahip olduğumuz idealizmi büyüdükçe kaybetmeye başlıyoruz. Büyüme serüveninde süper kahramanların gerçekliğini sorgulamaya başladığımızda ideale olan inancımız da azalıyor. Hayatımızın büyük bir bölümünde kötülerin cezalandırıldığı, iyilerin de ödüllendirildiği bir dünyaya inanırken büyüdükçe belki de kötülerin cezasız kalabileceğini fark ediyoruz. Durum böyle olunca hem çevremiz hem de kendimiz tarafından “Dünyayı sen mi değiştireceksin?” sorusu bizlere yönlendiriliyor.
27 Aralık 2002’de doğan Selin, Bilkent Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler 1. sınıf öğrencisi. Bilgisayar mühendisi bir ailenin çocuğu olarak büyümesine rağmen kendi ilgi alanlarının farkında olarak istediği bölüm olan Uluslararası İlişkilere yöneliyor. Bu noktada ailesinin desteğinin de büyük bir rolü var. Kültürel sistemleri ve toplumun sosyal yapısını sorgulamaya başlayan Selin, değişimin bir parçası olmayı hedeflediği için Birleşmiş Milletler’e e-posta atmaya karar veriyor. Selin’in toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmalarını gerçekleştiren HeForShe biriminin en genç temsilcilerinden biri olmakla başlayan yolculuğu, hem Girl Up hem de Girls Who Code hareketlerinin Türkiye’ye gelmesine katkıda bulunup birçok genç kızın hayatına dokunmasıyla devam ediyor.
Sosyal Normların Dışına Çıkmak
Bilinçli insanlar olarak çevremizdeki sosyal normların farkındayız. Peki bu sosyal normların dışına çıkmak için ne kadar hevesliyiz? “Milyarlarca insanın yaşadığı bir dünyada benim küçük bir davranışım nasıl dünyayı değiştirebilir?” diye düşünüyoruz. Sadece böyle düşünmekle kalmayıp dünyaya katkısı olacağını düşünen insanların da fark etmeden önlerine bariyerler inşa ediyoruz. Lisenin ilk yılında Selin’in öğretmenlerinden biri öğrencilerine “Gelecekte ne olmak istiyorsunuz?” sorusunu yönelttiğinde aktivist cevabıyla karşılaşınca “Ama gerçek bir meslek edinmen lazım.” diyerek tepki veriyor. Hedeflerimizi, isteklerimizi, hayallerimizi çevremizdeki insanlarla paylaştığımızda bu şekilde karşılanmak üstümüzde nasıl bir etki bırakıyor? Selin bu noktada kararlılıkla hareket edip düşüncelerimizin arkasında durmanın önemini vurguluyor. “Tabii ki pes etmemenin yanında doğru zamanın ve doğru koşulların da etkisi var ama değişim için adım atmadan bir şeyleri değiştirebilir miyiz?”

UNGEI ve UNICEF'in ev sahipliği yaptığı Global Feminist Coalition for Gender Transformative Education Convening
Selin küçüklüğünden beri sorgulayan bir yapıya sahip olsa da bu yolda adım atmaya karar vermesininin asıl nedeni, bilinçli bir ailede yetişmesine rağmen erkek kardeşinin Selin’in eğitim konusunda kendisi kadar endişelenmesine gerek olmadığını söylemesi. Ataerkil bakış açısıyla durumu ele aldığımızda kadınlar evlenerek refah koşullarını sağlayabilirken aynı durumun erkekler için geçerli olmaması bu düşüncenin kaynağını oluşturuyor. “Toplumda cinsiyet rolleri hakkında belirli bir algının olduğunu bilsem de bu sözleri kendi erkek kardeşimin ağzından duymak beni harekete geçiren etken oldu.” diyor Selin. “Hiçbir zaman böyle bir düşünceyi aklımdan geçirmediğim için toplumdaki bu algının yaygınlığını fark etmemiştim.”
Kültürel sistemler ve günümüzün toplum yapısı bizleri o kadar çok etkiliyor ki dizilerde, filmlerde ve kitaplarda işlenen sağlıksız temayı kafamızda normalleştiriyoruz. Bir kadının eğitimini tamamlamadan evlenip hayatına eşinin sağladığı olanaklarla devam etmesi olağan karşılanırken tam tersi bir durum kimi zaman aklımızın ucundan bile geçmiyor. Günümüzde popüler kültürün etkisiyle hepimizin kafasında bir feminizm tanımı dolaşıyor ama özellikle Selin’in kendi cümleleriyle yaptığı tanım benim çok hoşuma gitti: “Eğer feminizm, toplumsal cinsiyet eşitliğinin yanı sıra herkesin kendi kimliğini yaşaması anlamına geliyorsa bu sosyal normların arkasına saklanmak doğru olmamalı.”
Bana kalırsa günümüzde “Ben feministim” demek veya feminizm kelimesini bir cümlede kullanmak birçok toplulukta farklı anlamlarla karşılanıyor. Bu duruma sebep olanın radikal feminizm ve liberal feminizm gibi farklı feminizm kuramlarının anlamlarının karıştırılması olduğunu düşünüyorum. Özellikle erkeklerin feministliğe bakış açısından bahsedecek olduğumuzda konu daha da derinleşiyor. Bu düşüncemi kahvemizi yudumlarken Selin’le de paylaşıyorum:
“Geçen dönem ortak dersimiz olan bir erkek arkadaşımla konuşurken çevremdeki çoğu erkek arkadaşımın feminizmin genel ilkelerini radikal feminizmle karıştırdığı fark ettim. Aslında çoğu fark etmeden feminist olmalarına rağmen belki de toplumun ataerkil baskısıyla içinde feminenlik barındıran bir kelimeyle kendilerini tanımlamaya çekiniyorlar. Bu arkadaşımla ders çıkışı sohbet ederken konu feminizme geldiğinde ‘feminizmin biyolojik olarak kadın ve erkek eşitliğinden bahsetmediğini - bu noktada da biyolojik cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelim konularını farklı alt başlıklar halinde incelememiz lazım - sadece bütün insanların toplumda eşit haklara sahip olduğunu savunduğunu’ söyledim. Böylece açıklamamla birlikte aslında feminizmin kendi düşüncesiyle uyuştuğunu fark etti. Fakat ister istemez feminist olduğunu kabul etmesine rağmen bunu diğer arkadaşlarının yanında belirtince sözde maskülenliğinin incileceğini düşündüğünü hissetmem çok da zor olmuyor.”
Ne yazık ki bu açıklamaya rağmen bu düşüncenin doğru olmadığını savunan, kendisini diğer gruplardan daha üstün gören bir kesimin varlığı da aynı şekilde azımsanmayacak bir orana sahip. Bana kalırsa toksik maskülinite olarak açıkladığımız kavram, insanların düşüncelerini yönlendirerek bu konudaki davranışlarını etkiliyor. Sosyal normların ve toplumun belirlediği cinsiyet rollerinin insanların kafasındaki olguları tanımlamada büyük bir rolü var.
Benim sözlerimin üzerine Selin devam ediyor:
“Bir gün dersten çıkıp bir konferansa gitmem gerektiğinde öğretmenim ‘Ben feminizme inanmıyorum. Bence herkes eşittir, kimse birbirinden üstün değil.’ dedi. İçimden ‘Şu an feminizmin tanımını yapıyorsunuz zaten.’ diyorum. Benim için o an konferansa geç kalmam önemli değildi. Kafamda sadece öğretmenimin kafasındaki bu karmaşayı çözmek vardı, ‘Hocam, lütfen oturun bu konuyu çözmemiz lazım’ dedim.”
Toplumda yanlış algılanan feminizm kavramının anlamını düzeltmek bizim elimizde. Sosyal normları yıkabilmek için önce bazı şeylerin yolunda gitmediğini kabullenmeliyiz. Toplumdaki tüm bireylerin biricik olduğu kadar eşit de olduğunu kabul eden bir insan kavramları saptırmadan düşüncelerini ifade edebilmeli.
Liderlik Yetkinliği Anlayışı
LinkedIn Talent Solutions’ta iş başvurularındaki cinsiyet dengesi üzerine okuduğum raporda erkeklerin ilgili iş başvurusundaki kriterlerden %60’ını sağladıklarında işe başvurmaya karar vermelerine rağmen kadınların aynı işe başvurmak için istenen kriterlerin %100’üne uygun olup olmadıklarını değerlendirdiği belirtiliyor. Kesin bir sonuca varmak için bütün olguları değerlendirmek gerekse de bu duruma, Selin’in de belirttiği gibi, kadınların erkeklere göre yetenekleri konusunda daha çekingen yetiştirilmesinin sebep olduğunu düşünüyorum:
“Kızlar lider olabileceklerini düşünerek büyümüyor. Tabii ki sadece bir örnek bu düşüncemi kanıtlamak için yeterli değil ama toplumun geneline baktığımızda durum böyle. Lisedeki iki arkadaşımdan bahsetmek istiyorum: kız arkadaşım matematik dersinde çok başarılıyken erkek arkadaşım da edebiyat alanında başarılıydı. İki arkadaşıma da ‘Çok zekisin’ dediğimizde kız arkadaşım ‘Yok canım sadece derslerime çalışıyorum.’ cevabını verirken erkek arkadaşım ‘Evet, gerçekten de zekiyim.’ cevabını veriyordu. Genç kızlar olarak başarılarımızı ve yeteneklerimizi yeterince takdir etmeden büyüyoruz. Bazen bir konuda yeterince bilgi sahibi olmamıza rağmen toplum içerisinde yargılanmaktan çekindiğimiz için konuşmamayı tercih ediyoruz.”
Selin’den 20’lik Bülten okurlarına özel öneri köşesi:

Not Okay filminin bir posteri
İzlemelik Film:
- 12 Angry Man* (1957)
- Not Okay (2022)
*Selin, bu filmi herkesin izlemesi gerektiğini özellikle vurguluyor.
Dinlemelik Şarkı:
- Coke & Henny, Pt. 1 - Pink Sweat$
Okumalık Kitap:
- Simyacı - Paulo Coelho**
- Veronika Ölmek İstiyor - Paulo Coelho
- Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi - Mary Wollstonecraft
- Frankenstein - Mary Shelley
- Kendine Ait Bir Oda - Virginia Woolf***
- Orlando - Virginia Woolf
- Hırçın Kız - Shakespeare****
**Simyacı, Selin’in hayatını değiştiren kitaplardan biri. Her sene tekrar tekrar okuyor.
***“Kendine Ait Bir Oda’yı bütün günümüz feministleri okumalı. Bu kitabın kapağını, yazarını, ve basım yılını kapatarak rastgele birine okutup geçtiğimiz ay basıldığını söylesek yadırgamaz. Yazıldığı dönemi aşarak tüm zamanlara hitap ediyor.”
****Ama ‘Romeo & Juliet’ değil. “Romeo & Juliet, asla ama ASLA Shakespeare’in en ünlü eseri olmamalı. Benim için ‘Macbeth’, ‘Othello’ ve ‘Venedik Taciri’ olabilir. Bana kalırsa biz ‘Romeo & Juliet’i yanlış anlıyoruz.” Selin bu konudaki düşüncelerini belirttiğinde çoğu zaman tepki aldığını söylese de Shakespeare hakkında daha fazla tutkulu sohbetler etmek isterseniz kimi bulmanız gerektiğini biliyorsunuz.
Düşünmek İçin Sorular:
- Bir kadının güçlü sayılması için katı ve dik başlı mı olması gerekir? Neden feminen özellikler zayıflıkla bağdaştırılırken maskülen tavırlar güç kaynağı olarak görülüyor?
- Sizce toplumsal cinsiyet konusunda eşit bir dünya mümkün mü? İdeale yaklaşmak için bizler neler yapabiliriz?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Selen Nasırlıer
Ekonomi lisansından artakalan zamanlarımda (!) içerik üreticiliğiyle ve radyo yayıncılığıyla ilgileniyorum. Günün yirmi beş saatini kahve içerek, müzik dinleyerek ve çevremdekilerle "Bir renk olsaydın hangi renk olurdun?" gibi sorular üzerine düşünerek geçiyorum.

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR




