21 yılda depremle mücadeleye ilişkin ne yapıldı?

Milat kabul edilen 1999 depreminden sonra denetimsizliği arttığı, kentlerin imar rantına çevrildiği ve deprem vergilerinin umarsızca harcandığı bir "mücadele" yürütüldü.
21 yılda depremle mücadeleye ilişkin ne yapıldı?

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Türkiye, tarihinin en büyük doğal afetlerinden biriyle karşı karşıya kaldı. Resmî rakamlara göre 10 binden fazla vatandaşımız hayatını kaybetti, 50 binden fazla kişi yaralandı. Yüzbinlerce kişi evsiz kalırken milyonlarca kişi soğuk havaya rağmen dışarıda yakınlarının enkazdan kurtarılmasını bekliyor. Türkiye toplumu olarak, depremin gerçekleştiği andan itibaren tüm farklılıklarımızı, kavgalarımızı, ideolojilerimizi bir kenara bırakarak milyonlarca kişinin acısını yüreğimizde hissedip elimizden geldiğince yardım etmeye çalışıyoruz. Bu toplum olmanın, vatandaş olmanın, millet olmanın bir gereği. Umarım ilerleyen süreçte daha da fazlasını yaparak herkesin yaralarını sarabilir, 10 şehri yeniden ayağa kaldırabiliriz.

"Şimdi siyaseti bir kenara bırakmanın zamanı" dedi herkes. Nitekim öyle de yapıldı. Ancak, deprem bölgesine giden yardımların yetersizliğini, koordinasyon eksikliğini, arama kurtarma faaliyetlerinin yetişemediği yerlere dile getirmek de millet olmanın, vatandaş olabilmenin bir gereği. Zaman, depremden kurtulan vatandaşlarımız için mucize diyerek sevinmenin değil, yardım gitmeyen hâlâ kurtarılamayan vatandaşlarımız için çalışmanın sesimizi çıkarmanın zamanı. 85 milyon insanın acısına, öfkesine, kayıplarına, endişesine rağmen eksiklikleri dile getirdiğimiz için Cumhurbaşkanı tarafından tehdit edilmeyi ise çok yanlış buluyorum. AFAD ekiplerinin, vinçlerin, yardım faaliyetlerinin ulaşmadığı yerleri dile getirmek depremle mücadeleyi baltalamak veya korku yaymak değil; yetkilileri seferber etmeye yönelik bir sivil toplum faaliyetidir. Bunu da bir kez daha tekrar etmek istiyorum.

Tüm bunların yanında, depremde binlerce insanın hayatını kaybetmesini, yüzbinlerce kişinin evsiz kalmasını "kader" diyerek kabullenmeyi de reddediyorum. Yaşanan bunca acının kaderin bir sonucu değil, 20 yıldır süregelen ihmal ve suistimallerin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Bu yazıda da, AK Parti iktidarı boyunca deprem ve doğal afetlerle mücadeleye ilişkin yapılan hataları ve ihmalleri ele alacağım. Bunları, salt olarak iktidarı kötülemek ve bunca acıdan siyasi bir çıkar elde etmek için yazmıyorum. Belki okuyan kişiler de farkındalık oluşur da bundan sonra bir daha aynı acıları yaşamamak için hükümetleri denetmeleye, suistimalleri önlemeye dair bir bilinç oluşur diye yazıyorum.

Deprem Vergilerine ne oldu?

Yaşanan her depremde aklımıza gelen ilk sorulardan biri, her vatandaştan toplanan "Deprem Vergilerine ne oldu?" oluyor. 1999 depreminden sonra yürürlüğe sokulan ve kamuoyunda "deprem vergisi" olarak bilinen "Özel İletişim Vergisi", Türkiye'yi depreme yönelik hazırlamak, kentsel dönüşüm projelerini hayata geçirmek ve ilk yardım, arama-kurtarma faaliyetlerini geliştirilmek hedefiyle yürürlüğe sokulmuştu. AK Parti iktidarında kalıcı hâle getirilen bu vergiden, 2003-2022 yılları arasında 36.2 milyar lira gelir elde edildi. Ekonomim.com'dan Alaattin Aktaş, enflasyon ve kur farkı göz önünde bulundurulduğunda deprem vergisinden elde edilen gelirin 685 milyar liraya ulaştığını tahmin ediyor. Bu kadar büyük bir vergi gelirinin nerelere harcandığını ise resmî kayıtlardan takip edemiyoruz. 2011 yılında Van'da yaşanan depremin ardından, dönemin AK Parti Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Deprem vergileri nereye harcandı?" sorusuna şu cevabı vermişti:

“Sonuçta bunlar 74 milyonun servetidir. Deprem vergisi adı altındaki vergiden çok sürekli hâle gelmiş ÖTV vs. var. Bu vergiler bizim sağlığımıza gidiyor. Diyorsunuz ki 'bu çerçevede 44 milyar liralık vergi topladınız, nereye gitti?' Sadece bir yıllık vatandaşın sağlığı için yaptığımız harcama 44 milyar lira. Bu, duble yollara gidiyor, demiryollarına, havayollarına, çiftçimize, eğitime gidiyor.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da 2020 yılında aynı soruyu sorduğunda AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı "Deprem vergileri adı altında bunlar toplanacak ve depreme gönderilecek diye bir düzenleme söz konusu değildir." demişti.

AFAD'ı kimler yönetiyor?

Başta deprem olmak üzere tüm doğal afetlerde arama-kurtarma çalışmaları ve yardım faaliyetleri AFAD tarafından koordine ediliyor. Bu anlamda, doğal afetlerle mücadelede AFAD kritik bir öneme sahip. 4 gündür deprem bölgelerinde yaşanan tüm aksaklıklara ve gecikmelere rağmen AFAD personelinin canla başla enkaz altındaki insanları kurtarmaya çalışmasına tüm Türkiye olarak minnettarız. Ancak, AFAD'ın eksiklerini ve hatalarını da dile getirmek bizim için bir vatandaşlık borcu olmalıdır. Hâlihazırda AFAD'ın faaliyetleri, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yönetiliyor gibi görünüyor. Burada dikkat çekmek istediğim husus ise AFAD gibi kritik öneme sahip bir kurumda bile yöneticilerin liyakat esaslı değil, siyasi yakınlığa göre atanmış olması. AFAD'da Afetlere Müdahale Genel Müdürlüğü görevini İsmail Palakoğlu yürütüyor. Palakoğlu, İlahiyat Fakültesi mezunu ve daha AFAD'daki görevinden önce Türkiye Diyanet Vakfı Genel Müdürü ve Diyanet İşleri Başkanlığı Başkanlık Müşaviri görevlerinde bulunmuş. Kendisinin, afetle mücadele veya arama-kurtarmaya ilişkin bir eğitimi bulunmuyor. Böyle bir durumda, vatandaş olarak bizlerin AFAD'ın yeterliliğini veya depremle mücadeleyi kimlerin yönettiğini sorgulamaya hakkımız yok mu?

%0,5

2022 yılında kamu bütçesinden deprem ve doğal afetleri önlemek için hazırlanan programlara ayrılan pay sadece %0,5. İktisatçı Mustafa Sönmez, depremde yıkım riskini azaltmayı amaçlayan "Şehircilik ve Risk Odaklı Bütünleşik Afet Yönetimi" için 2022'de harcanan para 21,2 milyar lira. Buna karşın, iktidarın yanlış ekonomik politikaları nedeniyle enflasyonun tavan yaptığı, döviz kurunun patladığı bir dönemde sermaye sahiplerinin birikimlerini korumak amacıyla çıkarılan Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasına hazineden harcanan para 93 milyar lira. Depremde yaşanan acıları yüreğinde hisseden bir vatandaş olarak soruyorum: Deprem riskini ensesinde hisseden bir ülkede binlerce insanın hayatını kurtarmak için harcanan para, bir avuç sermaye sahibinin birikimini korumak için harcanın paranın üçte biri olabilir mi?

Reddedilen önergeler

Gazeteci Mehmet Kızmaz, Temmuz 2018 tarihinden itibaren TBBM'ye sunulan 75 deprem önergesinden sadece 5 tanesinin kabul edildiğini açıkladı. 75 önergeden sadece 1 tanesi AK Parti milletvekiline aitken geriye kalan önergeleri muhalefet partilerinin milletvekilleri sunmuşlar. Peki soruyorum: Bu önergeler neden reddedildi? İktidar partisini depremi hiç önemsemiyor ki sadece 1 adet önerge sunmuş?

Yapı Denetimi ve İmar Afları

Depremde binlerce bina yıkıldı ve bu binaların altında onbinlerce insan hayatını kaybetti. 21 yıldır iktidarda olan bir parti yapılan binaları neden denetlemedi? Depreme dayanıksız binalar neden güçlendirilmedi? Diken'in TÜİK verilerinden derlediği haberine göre deprem bölgelerindeki binaların yarıdan fazlası 2001 sonrasına inşa edilmiş. Yıllarca yol yaptık, inşaat yaptık, toplu konut yaptık diye övünen bir iktidar bunca yeni binayı neden ve nasıl denetlemedi?

Bu sorunun en net cevaplarından biri yapı denetim sisteminde yapılan değişiklikler. TMMOB'nin eski Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, yapı denetimi alanında AK Parti iktidarı döneminde yapılan değişikleri şu şekilde açıklıyor:

"4708 sayılı Yasa 2011 yılının başına kadar 19 ilde uygulanmış olup, Bakanlar Kurulu Kararıyla 2011 yılının başından itibaren tüm ülke sathına teşmil edilmiştir. Bu kanun, kapsama giren her türlü yapıyı, özel hukuk tüzel kişiliğine sahip yapı denetim kuruluşlarının denetimine tabi kılmaktadır. Yapının inşa edileceği arsa veya arazinin zemin ve temel raporları ile uygulama projelerini ve hesaplarını kontrol ederek ilgili idareye uygunluk görüşü bildirmek; yapının ruhsat ve ekleri ile mevzuata uygun olarak yapılmasını denetlemek; yapım işlerinde kullanılan malzemeler ile imalâtın proje, teknik şartname ve standartlara uygunluğunu kontrol etmek; yapının ruhsat eki projelerine uygun olarak kısmen veya tamamen bitirildiğine dair ilgili idareye rapor vermek; zemin, malzeme ve imalâta ilişkin deneyleri şartname ve standartlara uygun olarak laboratuarlarda yaptırmak yapı denetim kuruluşlarının görevleri arasında sayılmaktadır.

Yapı denetimi, idarenin yaptırım gücüne dayanarak yürüttüğü asli kolluk faaliyetleri içinde yer almakta olup, Anayasa`nın 128. maddesinde belirtildiği üzere, devletin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülmesi gerekmektedir. Oysa 4708 sayılı Yasa ile devlet, bu asli ve sürekli hizmetini -Anayasa`nın 128. maddesinin yürürlükte olmasına karşın-, özelleştirme konusu yapmıştır. Yapı denetimi, zemin ve temel raporlarından ruhsat aşamasına (aslında ruhsat aşaması dahil, çünkü ruhsat denetim raporlarına göre verilmektedir) kadar yapı denetim kuruluşlarına teslim edilmiştir.

Kamusal açıdan, İdare, kolluk faaliyetleri arasında yer alması nedeniyle yapı denetimi ve bunun sonucu olan ruhsat verme yetkisini özel kişilere devredemez, devletin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu bu kamu hizmetini, ancak memurlar ve diğer kamu hizmetlileri eliyle gördürmesi gerekir."

Bu uzun alıntı, tüm süreci açık bir şekilde anlattığı için kesmeden buraya ekledim. Özeti şu ki, yapılan binaların denetimi AK Parti döneminde kamu kurumlarından alınıp özel şirketlere devredildi. Kâr ve kısa zamanda daha çok iş yapmak üzerine kurulu şirketlere devredilen yapı denetimi sonucunda binalar detaylı bir şekilde denetlenmek yerine kısa zamanda daha çok binaya ruhsat vermek için çalışıldı. İnşaat şirketi olan bir kişi aynı zamanda yapı denetim firması da kurarak kendi inşaatlarını kendi denetledi, kendisi onayladı. Böylesi bir denetimsizlik ve suistimal ortamında depreme dayanıksız bir şekilde inşa edilen binlerce bina da yıkıldı ve onbinlerce kişiye mezar oldu.

Son olarak, AK Parti döneminde 9 kez imar affı yapıldı. Dayanıksız, usulsüz, deprem yönetmeliğine aykırı ve güvenli olmayan binalara seçim dönemlerinde oy devşirmek için af çıkarıldı ve görmezden gelindi. Her defasında af çıkacağına inanan müteahhitler ise yasaları ve kuralları görmezden gelerek hiçbir insani kaygı gütmeden insanlara mezar olacak binalar diktiler yıllar boyunca. Prof. Dr. Celal Şengör'ün de dediği gibi "Deprem ülkesinde imar affı cinayettir".

Peki, bir kez daha soruyorum: Binlerce insanın hayatını kaybetmesi, onbinlerce insanın yaralanması, yüzbinlerce kişinin evsiz kalması kader mi ihmal mi?

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

Kader mi ihmal mi?

Bugün deprem felaketinin dördüncü günündeyiz. Afet bölgesinden gelen ölüm haberleriyle hepimiz yasa boğulurken kurtarma haberleri bir nebze de olsa içimizi rahatlatıyor. Bu sayıda, felaketin kader mi yoka ihmal mi olduğunu ele alacağız.

09 Şub 2023

YAZARLAR

Abdullah Esin

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunudur. Dış politika, diplomasi ve politik ekonomi alanlarında araştırmalar yapmaktadır.

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Karar almak ya da alamamak: Mutlak butlanla afetler birbirine nasıl bağlanıyor?

Demokrasi krizleri ilk bakışta afetlerle ilgisiz görünebilir. Oysa afet yönetimi literatürü tam tersini söylüyor. Türkiye'de de mutlak butlan kararıyla birlikte, belediye başkanlarının tutuklanmasıyla derinleşen siyasi gerilim sürecine bir kurumsal belirsizlik daha eklendi. Türkiye’nin deprem gerçeği ise durduğu yerde duruyor.

23 Tem 2026

Karar almak ya da alamamak: Mutlak butlanla afetler birbirine nasıl bağlanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yeni parti gündemi: CHP'den istifa eden üyeler partiden neden ayrıldıklarını anlatıyor

CHP Genel Başkanlığı'ndan uzaklaştırılan Özgür Özel'in 83 milletvekilinin katıldığı son grup toplantısında yeni parti hazırlıklarını duyurmasının ardından partide art arda istifalar yaşandı. CHP'den istifa eden üyeler, neden istifa ettiklerini ve bundan sonra nasıl bir yol izleyeceklerini Aposto'ya anlattı.

Melisa Gülbaş

·

22 Tem 2026

Yeni parti gündemi: CHP'den istifa eden üyeler partiden neden ayrıldıklarını anlatıyor
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Britanya siyasetinin yeni perdesi: Andy Burnham dönemi ne getirecek?

Westminster siyasetinin geleneksel işleyişine karşı halk arasında biriken öfke, kendini Londra merkezli sistemin dışından geliyormuş gibi konumlandıran eski Manchester Belediye Başkanı, yeni Başbakan Andy Burnham için ilk aşamada bir avantaj sağlıyor şüphesiz. Ancak şimdilik adeta “İngiliz siyasetini kurtaracak bir halk kahramanı olarak selamlanan ve yüceltilen” karizmatik lider Andy Burnham için en büyük sınav, göreve geldikten sonra rüzgar tersten estiğinde ülkesi için anlattığı hikayeye tutunup tutunamayacağı olacak.

Batur Ozan Togay

·

21 Tem 2026

Britanya siyasetinin yeni perdesi: Andy Burnham dönemi ne getirecek?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

KKTC Doğalgaz Boru Hattı: Başarıya giden yol mu?

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkeyi denizin altından bağlayacak doğalgaz boru hattı için çalışmalar resmen başladı. Doğu Akdeniz gaz havzası sadece Kıbrıs (Rum ve Türk kesimi olması bağlamından bağımsız) için değil, Mısır ve İsrail’de dahil olmak üzere son dönemde öne çıkan, doğalgaz rezervleri açısından da oldukça önemli bir havza. Peki bu adımın getirileri ne olabilir?

Birol Oğuz

·

20 Tem 2026

KKTC Doğalgaz Boru Hattı: Başarıya giden yol mu?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Güven ve şeffaflık: Derneklere bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli?

Ahbap Derneği soruşturması, Türkiye'de milyonlarca kişinin bağış yaptığı dernek ile vakıflara ilişkin güven ve şeffaflık tartışmalarını gündeme getirdi. Peki bir derneğe bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli? Bir derneğin güvenilir olduğu nasıl anlaşılır?

Melisa Gülbaş

·

20 Tem 2026

Güven ve şeffaflık: Derneklere bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli?