Pandemi döneminde çalışmaları ile dünyada pozitif izler bırakan yaratıcılarla gerçekleştirdiğimiz kısa söyleşilerde, İlayda bizlerle Oslo’nun "zihinsel bir haritasını"
Bu hafta Lagom Stüdyo’da konuğumuz Oslo’da yaşayan tasarımcı İlayda Keskinaslan. İlayda’nın etkileyici tasarım yolculuğu tasarımın; mimari, fotoğraf, çizim gibi birbirini besleyen farklı alanlarından ilham alıyor. tasarladığını paylaşmıştı. Gerçekleştirdiği yaratıcı çalışmadan ilham alıp üretmek ve yaratıcı potansiyelimizi keşfetmek üzerine farklı bir bakış açısı kazanmıştık.
“Tasarımın dünyayı değiştirmeye yönelik en kuvvetli araç olduğuna inanıyorum.” diyen İlayda ile şehirler ve insanların üretme felsefesine etkisinden IDEO tasarım ofisi ile gerçekleştirdiği projesine uzanan bir söyleşi gerçekleştirdik.

Tasarım yolculuğun hangi hayallerle başladı?
Tasarım yolculuğum lise yıllarında yaşadığım küçük bir aydınlanma ile başladı. Kariyer seçimimde en ön planda tuttuğum kriter "İleride yaptığım iş ile dünyaya pozitif bir katkım olabilecek mi?" sorusuydu. Bazı kişiler bunu bilim insanı olup teknolojide çığır açarak yapar, bazıları da yazar olup yeni dünyalar üreterek bunu başarır. Tasarımcılar ise bunu pek de fark edilmeden, sessizce ve her gün yapıyor. Günlük hayatta dokunduğumuz, gördüğümüz, duyduğumuz hemen hemen her şey birileri tarafından tasarlandı. Aslında bu gerçeklik hepimizin hayat kalitesini belirliyor. Bu düşünce beni çok etkilemişti.

Oslo’da yaşam tasarımlarını nasıl etkiliyor? Şehirler ve insanlar tasarım felsefeni nasıl şekillendiriyor?
Oslo’da yaşam şu ana kadar deneyimlediğim her şeyden çok daha farklı. İçinde yaşanılan şehir yaratıcı insanların üretimini büyük ölçüde şekillendiriyor bence. Burada her şey oldukça düzenli, sakin ve tahmin edilebilir. Tasarımcılar olarak geleceği şekillendirmekle uğraşıyorsak kayda değer bir değişim için var olan normların dışına çıkmalıyız diye düşünüyorum. İstanbul’da yaptığım üretimler günlük hayattaki denge, minimalizm gibi başlıklar altında toplanıyorken Oslo’da yaptığım üretimler günlük hayattaki kaosu ve duyguları öne çıkaran daha cesur işler. Burada insanların sahip olduğu değer yargıları günlük hayatın akışını belirleyen temel taşlardan biri. Yaratıcı insanlar olarak bu taşları sarsacak işler üretmenin gerekli olduğuna inanıyorum.

Farklı yaratıcı alanlarda çalışmaların var. Tasarım, illüstrasyon, fotoğraf, dövme tasarımları... Aynı zamanda mimar bir kimliğin olduğunu da biliyorum. Mimari geçmişinin farklı disiplinlerdeki çalışmalara yansıması nasıl oluyor?
Şu anda her ne kadar aktif olarak mimarlık yapmasam da mimarlık okumanın yaptığım en iyi şeylerden biri olduğunu düşünüyorum. Eğitimim süresince edindiğim alışkanlıklar ve üretme sevgisi beni şu anda olduğum kişi yapan en önemli şey diyebilirim.
Aslında bahsettiğin yaratıcı alanların hepsi birbirinden sürekli beslenen tasarım alanları. Hepsi ile birden ilgilenebiliyor olmamın sebebi aslında tüm bu alanların birbiri ile olan ilişkileri üzerine düşünüyor olmam. Bu alışkanlığı da mimarlık eğitimim sırasında kentlerin insanların günlük hayatını nasıl şekillendirdiğini kavramaya çalışırken edindim. İçinde bulunduğum ve hayranlıkla anlamaya çalıştığım mekânların her biri grafik tasarım, endüstriyel tasarım ve mimari tasarım üçlüsünün birbiriyle olan inanılmaz ilişkileri üzerine kurulu. Ben de kendime bu ilişkileri daha iyi anlamayı görev edindim ve farklı disiplinlerin bir araya geldiği işler üzerinde çalışmaya başladım.
Super Cool Tattoo çalışmaların devam ediyor mu? Hayallerinin mekânsallaşması bir nevi bedenlerimizde yer almış oluyor. Bu çalışmalarında seni neler heyecanlandırıyor?
Aslında Super Cool Tattoo bir kişisel gelişim projesi olarak ortaya çıktı. İnsanlarla iletişim kurmanın görsel yolları üzerine düşünmekten gerçek hayattaki iletişimi bir süredir es geçtiğimi farketmiştim. Bir video üreterek ya da bir poster tasarlayarak bir şeyler anlatmanın sokaktaki biriyle birebir iletişime geçmekten daha doğal geldiğini hissettiğimde kendimi fabrika ayarlarına döndürüp insanlarla iletişimimi geliştirmeyi kendime görev edindim. Birine dövme yapmak iki insan arasındaki bağı başka hiçbir şeyin başaramayacağı kadar güçlendiren bir şey. Benim yaptığım handpoke dövme tarzı ise makine ile yapılan dövmeden çok daha uzun süren bir yöntem. Bu da hem sana hem de karşındakine bu olayın gerçekliğini derinden hissettiren bir durum. Bu yüzden dövme yapmaya ilk başladığımda bana güvenen ve ilk dövmelerini bana yaptıran arkadaşlarımla aramda çok derin bir bağ olduğunu düşünüyorum. Beni en çok heyecanlandıran şey ürettiğim görsellerin onları taşıyan insanların karakterleri ile birlikte yeni anlamlar kazanması.
Pandemi döneminde çok etkileyici bir çalışman oldu. Oslo’nun zihinsel haritasını özgün bir kişisel deneyim ve renklerle oluşturdun. Haritanı ileride nerede görmek isterdin?
Zihinsel haritalar üretmenin en güzel yanı bir şehrin o dönemdeki deneyimini bir görsele hapsediyor olmak. Yaptığım haritaları oluşturan şeyler binalar, yollar, parklar kadar somut şeyler olabilirken bir waffle dükkânının sokağa kadar yayılan kokusu da bu haritada bir alan tanımlayabilir. Zihinsel haritaları bu kadar heyecanlı yapan şey de bir çeşit kişisel dokümantasyon yolu olması. Aslında bunu fotoğraf çekmeye benzetiyorum. İstanbul’dan ayrılmadan önce yaptığım İstanbul haritası benim için orada yaşadığım yılların hatırlatıcısı. Yıllar içinde bir yere aşina olmak, başkalarının bilmediği özel yerleri çok iyi bilmek ve bunların hepsini aklında canlandırıp kağıda dökmek gerçekten çok kişisel ve büyüleyici bir deneyim. İleride Oslo’dan ayrılacağım bir gün olursa yeni bir harita yapmayı ve iki haritanın yan yana geldiğinde benim yıllar içindeki değişimimi gözler önüne sermesini çok istiyorum.

Pandemi, iklim krizi, çevre sorunları, tükenen doğal kaynaklar… Dünya zor bir dönemden geçiyor. Tüm bunların tasarımlarını nasıl etkiliyor? Sence sosyal değişim için tasarım bir araç olabilir mi?
Tasarımın dünyayı değiştirmeye yönelik en kuvvetli araç olduğuna inanıyorum. Dünya kesinlike zor bir süreçten geçiyor. Ama insanlık da şu ana kadar hiç olmadığı kadar büyük bir iletişim gücüne sahip. Bu durumda dünyayı değiştirecek olan şey tüm insanlığa durumun ciddiyetini anlatabilmek. Bunun binlerce yolu var. Dünyanın işleyişini ve kaynakların sınırlı olduğunu anlatan müzelerden, günlük tüketim ayak izinin büyüklüğüne dair infografiklere kadar her şey birilerinin aydınlanmasına yardımcı olabilir. Geçtiğimiz aylarda tasarımı dünyayı değiştirmek için bir araç olarak kullanmasıyla ünlü IDEO tasarım ofisi ile bir proje yapmak üzere çalışmaya başladık. Bu sırada onların yaptığı bir projeleri ile karşılaştım ve bence bu proje dünyayı küçük adımlarla değiştirmenin en iyi örneklerinden. Proje, Afrika’daki kadınların sağlık problemleri ve toplumdaki eşitlik hakkında eğitilmeler üzerine. IDEO bunun için Afrika kültüründe büyük bir yeri olan "hair salon" konsepti üzerinden bir bilgilendirme ofisi tasarladı. Bir alışkanlığın parçası olarak buraya giden kadınlar böylece kendilerini güvende hissettikleri bir ortamda toplumca tabu olan konuları uzmanlarla konuşabiliyorlar. Bence insanların nasıl öğrendiğini anlamak onları daha iyi bir geleceğe götüren "akıllıca" tasarımın en önemli aşaması.
Hâlihazırda üzerinde çalıştığın veya gelecek projelerinden bahsetmek ister misin?
Şu anda üzerinde çalıştığım proje "Sense of Belonging", bir yere ait olmanın modern anlamını sorguluyor. Günümüzde dünya daha önce hiç olmadığı kadar erişilebilir durumda ve her saniye insanlar kendilerine yeni bir "ev" bulma umuduyla yeni bir ülkeye gidiyor. Vatandaşlık kavramı genel anlamda milliyet üzerinden ilerleyen bir olgu. Peki ya öyle olmasaydı? Vatandaşlığımızı aktif biçimde kullandığımız durumlar neredeyse sadece oy vermek, pasaport kullanmak ve vergi vermek ile sınırlı. Vatandaş olmanın aktif pratikleri güven, bilgi paylaşımı, kültürel etkileşim gibi olgular üzerine kurulsaydı dünya nasıl bir yere benzerdi? Üzerinde çalıştığım proje vatandaşlığı "milliyet" (nationality) üzerinden değil de "topluluk" (community) üzerinden kurgularsak ne olur diye soruyor ve bunun analog araçlarını üretmeye çalışıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Milano Moda Haftası dijital podyumlar ile geri dönüyor. Eski Tommy Hilfiger yöneticileri Hugo Boss'da yeniden buluşuyor.
05 Tem 2020

İLGİLİ OKUMALAR


