Uzaklarda bir yerlerde, bir şeyler kök salıyor

“Onlar, yani İstanbul’un anıt ağaçları artık büyük ölçüde yitirdiğimiz bir İstanbul kültürünün ve coğrafi zenginliğinin henüz var olduğu zamanlardan günümüze ulaşan nebati devler.”

Eski İstanbullu Ağaçlar kitabının yazarı Volkan Yalazay böyle diyor anıt ağaçlarla ilgili. Neredeyse dört bir yanı denizlerle çevrili, aldığı yağış ve sıcaklığıyla ormanlaşmaktan başka çaresi olmayan bir şehir İstanbul. Gün geçtikçe insan eliyle, bile isteye yıkılıp yağmalansa da bu mücadeleden sağ çıkmayı başarmış, geçmişin o yemyeşil hikâyesini bugüne taşıyan, gövdesinin boyumuzu, halkalarının yaşımızı aştığı anıtlaşan ağaçları var. Topkapı’nın bahçesinde, Yıldız Korusu’nda, Beykoz Çayırı’nda ve bazen de bir sokak arasında...

Çınar ağacı, Bilezikçi Çiftliği: Büyükdere’den Belgrad Ormanı’na uzanan bir alanda 1800’lü yıllarda Darphane Nazırı Boğos Bilezikçiyan’ın kurduğu çiftlik, 1945 yılında İstanbul Üniversitesi’nin “eğitim ve araştırma ormanı” olarak kamulaştırılmış. Neşet Suyu ve Sultan Suyu çiftlik arazisinde bulunan yüzlerce yıllık kaynak suları 600-700 yaşındaki anıt çınar ağaçlarını bunca yıldır besliyor. Arazide nesli artık tükenmekte olan çınar türleri arasında Londra çınarı, ahtapot çınar, doğu çınarı, “saplı meşe, ikiz çınar ve atlas sediri gibi nadir türler de var.

Sakız ağacı, Validebağ Korusu: Hababam Sınıfı’ndan hatırladığımız Adile Sultan Kasrı’nın ve Abdülaziz Köşkü’nün içinde yükseldiği koru, Anadolu Yakası’nın ikinci büyük yeşil alanı olarak Üsküdar sınırları içinde yer alıyor. İçinde de 1735 doğumlu dev bir sakız... 250-300 yıllık iki tane daha sakız ağacı ona eşlik ediyor. 1698’den bugüne ayakta duran bir fıstık çamı, aşağı yukarı aynı yaşta saplı meşeler ve erguvanlarla toplam 25 türden yaklaşık 4000 ağaç, hep birlikte yaş alıyor.

Ihlamur ağacı, Emirgan Korusu: Ihlamurlar aslında tüm Boğaz hattı boyunca; Avrupa’da Beşiktaş, Sarıyer; Anadolu’da da Beykoz ve Üsküdar’a uzanıyor. Bazıları 40 metre boya kadar ulaşabiliyor. 1000 yıl yaşayabilenleri bile görülmüş. Osmanlı öncesi dönemde servi ağaçlarının kapladığı, hatta bu yüzden Kyparades (serviler) ismiyle anılan semtteki gümüşi ıhlamursa henüz 22 metre boyunda. 1645 yılından bu yana Emirgan Korusu’nda başını sessizce göğe uzatıyor.

Bahsedemediğim at kestanesi, sivri meyveli dişbudak, ehrami servi, kızılçam ve çitlembik, akasya ve nicelerini keşfetmek için buradan buyurun.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

19. yüzyıldan bugüne: Bir İstanbul gezintisi

Bugün İstanbul'un anıt ağaçları arasında İstanbullu olmak üzerine düşünüyor, Galata'dan Eminönü'ne yürüyor, 19. yüzyılı anıyor, balık ekmek yiyoruz. Katılır mısınız?

11 Eki 2020

19. yüzyıldan bugüne: Bir İstanbul gezintisi

İLGİLİ OKUMALAR