MARMARA DENİZİ BİZE BİR ŞEYLER ANLATIYOR
Yaşadığımız çağda, felaketlerin ardı arkası kesilmediği için artık şaşkınlık duygumuzu maalesef kaybetmiş durumdayız. Şaşırmaktan veya üzülmekten çok öfkeyle dolu içimiz. Yakın zamanda duyduğumuz bir felaket de Marmara Denizi'ndeki müsilaj. Bu felaketlere ne sebep oldu? Kim doğaya karşı geldi? Aklımızda hep aynı sorular.
Müsilaj: Kayıtlara göre Marmara Denizi'nde ilk müsilaj (deniz salyası), 2007 yılında görüldü. Türkiye'nin sanayi kentlerinin atıklarının arıtılmadan denize aktarılması sonucu ortaya çıkan müsilaj, Marmara Denizi’ni yavaş yavaş kapladı. Uzmanlar, denizin üstünde gördüğümüz beyaz, köpük gibi yapının aslında “buzdağının görünen kısmı” olduğunu, aslen bu salgının denizin altında bir tül gibi uzayıp devam ettiğini açıklıyor.
Neye sebep oluyor? Müsilaj, deniz suyuyla atmosferin bağlantısını keserek su altındaki oksijenin azalmasına neden oluyor. Bu durum da deniz canlılarının hayatını tehdit ediyor. Balıklar gibi hareket hâlindeki deniz canlıları müsilaj tabakasından sıyrılmayı başarsa da deniz altında hareketsiz olan sünger, deniz patlıcanı, midye gibi canlılar, müsilaj yapısından olumsuz etkileniyor. Müsilaj tabakası tarafından çevrelenen bu canlılar, maalesef ölüyor.
Uzmanlar ne düşünüyor? Müsilaj yani deniz salyası, Marmara ve Adriyatik gibi daha kapalı denizlerde doğal süreçte oluşması beklenen bir durum olsa da şu an yaşandığı gibi yoğun, çok ve kalıcı olması doğal bir durum olarak adlandırılmıyor. Tüm uzmanlar, şu an yaşanan durumun birincil sebebinin "atıklar" olduğunda hemfikir. Deniz biyoloğu Mert Gökalp, "Marmara feryat ediyor. Bu, Marmara Denizi'nin foseptik çukuru olabileceğinin bir sinyali." uyarısını yapıyor. Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi'nden Profesör Mustafa Sarı, Marmara Denizi'ne arıtmadan atık boşaltımının acilen durması gerektiğini söylüyor. Bir artı Bir'e konuşan Marmara Çevresel İzleme projesi yürütücüsü, hidrobiyolog Levent Artüz, "Bu münferit bir olay değil, bir zincir, bir sonuç. Bundan sonra da böyle anomaliler göreceğiz. Marmara Denizi 1989 yılında öldü. Gördüğümüz, bir cesedin çürümesidir." diyor.
Doğa neler söylüyor? Türkiye’de, Marmara Denizi felaketi yaşanırken; New York Times’ın yaptığı habere göre, atmosferdeki karbondioksitin, pandemi düşüşüne rağmen rekor seviyeye çıktığı söyleniyor. Hatta araştırmacılar, atmosferde en az 3 milyon yıldır bu oranda karbondioksit bulunmadığını tahmin ediyor. Bununla dışında, Delaware Körfezi sahillerindeki yıllık sayım sonucunda, göçü dünyanın en uzun kuş yolculuklarından biri olan kıyı kuşlarının sayısında ciddi bir düşüş ortaya çıktığını gösteriyor. Sonuçlar, 2020'de bulunanların yaklaşık üçte biri; önceki iki yıldaki seviyelerin dörtte birinden azı; ve nüfusun yaklaşık 90 bin olduğu 1980'lerin başından beri en düşük seviyede olduğu açıklanıyor.
Doğa, canlılar, ekosistemler ihmalle ve yarını düşünmeden edilen her hareketle bir büyük yara daha alıyor. Dünyanın dört bir yanında benzer problemler yaşanıyor. Hiçbiri birbirinden daha önemli veya önemsiz değil. İnsanlığın, doğanın ve canlıların çığlığını duyması gerekiyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Marmara Denizi bize neler anlatıyor? Dijital kumaşlar, insanlığa ve endüstriye nasıl fayda sağlayabilir? Butler’a göre toplumsal cinsiyet, nasıl varlığının sürekli icra edilişiyle var oluyor?
13 Haz 2021

İLGİLİ OKUMALAR


