Haziran ortası, Mar Mikael limanlarında…

Mektubunu yola çıkmadan bir gün önce aldım. Sırt çantamın içindeki göze yerleştirdim. Açmadan. Tabakta en sevdiğim için hep sona bıraktığım bezelyeler gibi. Evet bezelye. Bir sürü çocuk köfte, patates, makarnayı en’ler listesine koyarken; ben havuç, pırasa, bezelyeyi ayırırdım. Uçakta, az sonra sokaklarını adımlayacağım ülkeye giriş formlarını dolduruken, mektubuna elim değince bunu düşündüm. Açmak istedim. Meraktan. Ama telaşla değil, keyifle okumak lazım. Bazı şeyler beklemeye de bekletmeye de değer.

Üç gün önceydi bu. Şimdi Papercup’tayım. Kitapların duvar kâğıdı gibi etrafımı sardığı bir masada okuyorum yazdıklarını. Beyrut. Adını duyduğunda acıları, anıları, olasılıkları anımsatan sevgili gibi. Son görüşmemizden bu yana altı yıl geçmiş, silah sesleri azalmış, müzik ve kahkahalar yükselmiş. Komşularımın sohbetlerini dinlemek için mola veriyorum. Sen de okurken tam da bu noktada ara verirsin belki. Yanındaki deftere birkaç not alırsın, mantar resmi çizersin veya telefona bakarsın, cevapsız aramalar birikmiştir.

Kalktım. Mar Mikael’de şakalaşarak yürüyen bir grup insanın peşine takıldım. Fransızca, Arapça, İngilizce kelimelerin birbirine karıştığı Beyrutça devam ediyor sohbet. Rue Gouraud’da yeni biri daha katıldı ekibe, elinde Plan BEY yazılı bir torba var. Defterimi çıkardım, adımlarımı yavaşlatarak not aldım; o dükkâna bir gideyim. Bavulda yer açtım, alınacaklar için. Başımı o saniye kaldırmasam, kaybediyordum onları. Sip’in sandalyelerinde oturuyoruz şimdi. Masalarımız ayrı da olsa, bir arada. Doğu’nun Limanları’nı çıkarıyorum çantadan. Kahve, altı sayfa, zambak kokusu, bir gündüz düşünden sonra Amin bizi buluşturuyor Leyla’yla. Gülümsememiz, kelimelerimizin ardından hayatlarımızın yolu kesişiyor. Liman katılıyor sohbetin ortasına. Liman. Ne güzel isim. Işık saçan demekmiş. Gözlerine benzetiyorum. Yolun neresinde olduğumu merak ediyorlar. Ortasında. Hep. Afaki gerçeklerden, özgürlüğün bedelinden, aşktan bahsediyoruz. Soyadlarını, adreslerini bilmediğim bu insanlar önümüzdeki dört gün Beyrut’taki evim olacaklar. Henüz bilmiyorum ama akşam Riwaq’ta Arapça şiir okumasına gideceğim. Bir hafta daha kalacağım. Planlar kendiliğinden. Dönerken falafellerini paket ettireceğim. Sahyoun muydu sevdiğin dükkân, Freiha mı? Yaz bana.

Hazal

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Haziran, yolumuzun buluştuğu yerde...

Bugün 19 Haziran. Soli'de "Müşterek Sofralar" Günü. Akdeniz bavulumuzu topladık. Çatal bıçak sesine karışan kahkahalar, okurken kuma düşmüş kitabın huzuru, yandaki şezlongda yatan arkadaşa uzatılan kulaklığın teki var içinde.

19 Haz 2021

İllüstrasyon: Yeraz Gökbaş

İLGİLİ OKUMALAR