Belirsizlik ortamında yokuş aşağı yuvarlanan zehirli verimlilik çabamız


Kunduz Yeni Premium Video Özelliğini Duyurdu!
Kunduz Premium Video Videolu konu anlatım içerikler, konu tekrarı yapmanın ya da bir konuyu örnek soru çözümleriyle pekiştirmenin en etkili yollarından biri olarak öğrencilerin internette aradığı içeriklerin başında geliyor. Fakat…
Daha fazlasını öğren →
Görsel: Lauren Martin
Bir sabah kalktığımda içim anlamsız bir öfkeyle doluydu. Sonra bu öfke bulutu dağıldı ve yerini endişeye bıraktı. O tanıdık endişe duygusu ile yüzleşmekten kaçarak kendimi yeniden angarya işler yapmaya odakladım. Fakat gelecek kaygısıyla birleşen üretken olma baskısından yine de kurtulamadım. Türkiye’de üniversite mezunu gençler arasındaki kaygı düzeyinin 10 üzerinden 7 ile en yüksek seviyelere çıktığını da hesaba katarsak hissettiklerim çok da abartılı sayılmazdı.
Gün içindeki ‘üretken olmalıyım’ dürtüsünün kökenleri mükemmeliyetçilik takıntımızdan geliyor. Toksik üretkenlik olarak adlandırılan bu durum pandeminin de getirdiği belirsizlik ortamıyla yokuş aşağı yuvarlanmamıza neden oldu. Huffpost’a konuşan “Joy of Business” kitabının yazarı Simone Milasas, zehirli üretkenlik hayatımıza yön vermeye başladığında, her gün başardıklarımıza bakmak yerine, o gün neleri yapamadığımıza odaklandığımızı söylüyor.
Üretken olmak istiyoruz çünkü geleceğimiz ile ilgili bir ton endişemiz var. Dakikalarımızı bize ileriki yaşlarımızda daha refah getirecek projelere harcamak istiyoruz. İstanPol’ün "Türkiye’de gençlerin güvensizliği raporu" gençlerin düzenli bir maaş ve çalışma ortamı talep ettiğini ama bu şartlar sağlanmadığı için kendilerini stres altında hissettiklerini ortaya koyuyor. Rapora göre işsiz gençler arasında yetersizlik hissinin tetiklediği 'işe yaramazlık kabusu'’nun gelecek endişesini arttırdığı da tespit ediliyor. İşte tam da bu nedenlerle daha çok üretken olmak istiyoruz. Ama ne yazık ki her günü üretken geçirmek ve anı yaşamak arasında gelip giderken verimli olmayı tamamen yanlış anlamış durumdayız.
Gerçek verimlilik nedir?
Hedeflerimize ulaşmak için minik adımlar belirleyerek her gün hedeflerimize daha çok yaklaşmaktır. Bu verimlilik tepeciklerinin içinde bizi motive eden küçük tepecikler de olmalı.
Verimlilik benim için çoğu zaman ‘bir şeyleri tamamlamak’ demek. Ama geçtiğimiz günlerde kafamdaki verimliliğin hayatımla uyuşmadığını fark ettim. Kendime yanlış bir verimlilik iskeleti oluşturmuştum. Yapılacaklar listemdekileri bitirmek bana yeterli gelmiyordu. Her gün farklı şeyler yapma arzusu ve ulaşılmaz hedefler koşuşturma kültürünün bir uzantısı olarak beni oradan oraya sürüklemeye devam ediyordu.
Yaptığımız her şeyde mükemmel olmak zorunda değiliz.
The Oxford student sitesinin attığı bu başlık beni içinde bulunduğum durumdan ani bir sıçrayışla uyandırdı. Neden ve ne için mükemmel olmaya çalışıyordum? Aklımızdaki ideal kişiye ulaşmak için ‘Yeni normalde’ çok fazla vaktimiz vardı. Kocaman bir çevrimiçi dünyanın içinde çeşitli sosyal ağ kurma, iş ve kişisel gelişim platformlarının hepsinde var olmalıymışım gibi geliyordu. Bir kısmımıza göre bu yeni normalde bulduğumuz bol kepçeden zaman, hayatımızın en verimsiz dönemiydi. Bazıları için ise bu dönem kişisel gelişimleri için önemli bir dönemdi. Benim için bu iki farklı kutuptaki belirsizliği gidermenin tek yolu rutinimi değiştirmek oldu.
Kendini geliştirme çılgınlığından nasibimi alınca yaptığım tek şey duramama halimi, gerçekten işe yarayan bir sistem ile değiştirmekti. Aktif ve pasif üretkenlik olarak ikiye ayırdığım aktivitelerim, pandeminin ortasında kendimi okyanustaki küçük balık olarak hissetmemi bir nebze engelledi. Bu süreçte üretmenin ve çalışmanın kendisinde bir sorun olmadığını anladım. Üretmek bizi hayata bağlayan önemli bir olaydı. Asıl sorun her şeye aynı anda başlayıp bir türlü sonunu getirememekti. Üretmek ve yeri geldiğinde durmak arasındaki dengenin sağlanması gerekiyordu.
Pandemide üzerinde durduğumuz zemini bir açık büfeye benzetince tüm taşlar yerine oturuyor. Bu açık büfede zehirli üretkenliğimiz, hangi yemekten başlayacağını bilemediği için panikleyen taraftı. Ama artık biliyoruz. Her yemekten tek bir kaşık alacağız!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

Bensu Cangüler
Yazar - 20lik

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR




