“Vatandaş Türkçe konuş” kampanyası ve medya
Mehmet Selahattin, genel olarak Ermeni ve Rumların yaşadığı Tatavla’yı anlattığı 1929 tarihli yazısında “O dil hercümerci nedir? Ermenice Rumcaya, Yahudice Rusçaya karışıp Türkçenin sesini elbirliğiyle boğmaya kalkışmalarına ne demeli?” diye soruyor.
Anadilinde konuşan azınlıkların “elbirliği içinde Türkçeyi boğmaya kalkıştığını” iddia ediyor. “Elbirliği” ve “boğmaya kalkışmak” ifadelerinden Türkçeye yönelik örgütlü bir saldırı olduğunu söylemeye çalışıyor.
Bu suçlayıcı tavrının arkasında devlet destekli ayrımcı bir kampanya bulunuyor. 3 Ocak 1928'de hukuk öğrencilerinin başlattığı ve 1930'lar boyunca devam eden ve azınlıkların kendi dillerini konuşmalarını engellemeyi amaçlayan hükûmet destekli “Vatandaş Türkçe Konuş” kampanyasını akıllara getiriyor.
Bundan sonrasını Rifat Bali’den dinleyelim:
“Türkçe konuşturma kampanyası Dâr-ül-fünûn Hukuk Fakültesi Talebe Cemiyeti’nin 13 Ocak 1928 tarihinde düzenlediği yıllık kongresinde aldığı bir karar ile başladı. Talebe Cemiyeti Reisi, özellikle İstanbul başta olmak üzere, azınlıkların umumi yerlerde Türkçeden başka bir lisan kullanmalarını yasaklamak için girişimde bulunulmasını istedi. Daha sonra Türk Ocakları’nda düzenlenen bir ikinci toplantıda da umumi yerlere Türkçe konuşulmasını tavsiye eden tabela ve flamaların asılmasına, okullarda konferanslar verilmesine karar verildi. Ancak uygulama ateşli ve gerilimli bir şekilde cereyan etti. Yabancı dilde gazete okuyan insanların ellerinden gazeteler öfkeyle alındı ve yırtıldı. Gençlerin Türkçe konuşmayan kimselere sürekli müdahale etmeleri sonucunda sık sık kavgalar meydana geldi. Umumi yerlere asılan ‘Vatandaş Türkçe Konuş’ flamalarını yırtan azınlıklar gözaltına alındı. İki kişinin kendi aralarında istedikleri bir dilde konuşmaları kendilere yöneltilen tehdit dolu bakışlar nedeniyle imkânsızlaştı. Bir dönemin ünlü gazetecisi Cihad Baban’ın şu satırları dönemin havasını oldukça güzel bir şekilde resmetmekte: ‘Bir gün Boğaziçi vapuru Boyacıköyü’nden kalktıktan sonra Boyacıköylü gençlerin bir adamı fena halde dövdüklerine şahit olmuştuk. Sonra öğrendik ki, ağzından burnundan kan gelecek kadar dayak yiyen bu adamın, veresiye mal vermek dolayısıyla bu hamiyetli görünen insanlardan alacağı varmış ve bir gün evvel onlardan alacağını istediği için, ertesi gün vapurda Türkçe konuşmadı diye dayak yiyormuş. O tarihler de bu gibi hâdiseler biri birini kovalamıştı. Kocası ile konuşan bir kadının, hiç Türkçe bilmeyen bir ecnebinin, tecavüze uğradığını duymuştuk.”
NEREDE YAYIMLANDI?
Tatavla'dan Kurtuluş'a, İstanbul-Prag hattı, rüzgar gibi geçen otomobiller, kürkü için çalınan kediler
30 Kas 2021

İLGİLİ OKUMALAR


