10, 9, 8, … , 3, 2, 1

Batılılaşmanın en önemli değişim alanlarından biri de eğlence hayatıydı. Eğlence hayatının dönüşümüyle modernleşmeye bir adım daha yaklaşılacağı düşünülüyordu. Karşıt görüşlülere göre ise bu hayranlık sadece Avrupa’nın medeniyetine duyulan bir alaka değil, sanatına, diline ve hatta dinine karşı da duyuluyor, bu özeniş matem için kola siyah bant bağlamaktan Noel Baba için çam kesip mum yakmaya kadar uzanıyordu. Konuya lüks ve israf çerçevesinden de bakan bu kesimlerle Mehmet Selahattin’in Noel’i ucubeye benzetmesi ve çam ağacı kesilmesini eleştirmesini benzer bakış açıları olarak değerlendirmek mümkün. Gerçi yazarımız özeleştirisini bir Nasrettin Hoca fıkrasıyla yapmaktan da geri kalmamış.

Aslında Osmanlı döneminde sadece Hıristiyanlarca kutlanan Noel’e ilk kez 1829 yılında ilgi duyulur. O yılbaşında İstanbul’daki İngiliz elçisinin Haliç’teki bir gemide verdiği baloya Osmanlı devlet adamları da katılır. 1856’da ise Sultan Abdülmecid Fransız elçisinin düzenlediği yılbaşı balosuna katılır, dans edenleri seyreder. Cumhuriyet dönemine gelindiğinde 1925 yılının sonunda Miladi Takvim’in kabul edilmesiyle birlikte yılbaşı kutlamaları batılılaşma ve modernleşmenin yanı sıra eğlence hayatının da ayrılmaz bir parçası haline gelmeye başlar. İlk resmi kutlama 1926 yılında yapılır. Yılbaşının cuma gününe denk gelmesi de büyük kutlamalar yapılmasında etkili olur. Elektrikler ilk defa o gece geceyarısı bir dakikalığına kapatılır. Işıkların bu şekilde kapatılması Mütareke Dönemi’nde İstanbul’da yılbaşı kutlaması yapan işgal kuvvetlerinde görülmüştür.

Yılbaşı kutlanması yaygınlaştıkça eğlence mekanlarının günler öncesinden hazırlıklara başlaması, gazetelere reklam vermesi, o güne özel indirimler, programlar ve çekilişler yapılması da âdet haline gelir.

Yazarımızın yazısında bahsettiği 1930’daki yılbaşı kutlamaları sonrasında Son Posta gazetesi, seneden seneye yılbaşının benimsendiğini, insanların İsa’nın doğumunu değil, yeni bir yıla girmeyi kutladığını söylüyordu. Beyoğlu, o yılbaşı gecesi ekonomik buhrana rağmen dolup taşmıştı. Şişli ve Topkapı’da yaşayan iki farklı kişiye belki aynı lokantada değil ama aynı kaldırımda rastlanabiliyordu. Sanki bütün İstanbul, Taksim ile Galatasaray arasındaydı. Saat 10’dan sonra kalabalık sokaklardan çekilmiş, “bu çoşkun insan nehri” barlara, lokantalara, gazinolara doluşmaya başlamıştı.

Vakit gazetesi, 1 Ocak 1931

Yılbaşının hemen ertesi günü ise Vakit gazetesinde yukarıdaki haber çıkar. Fransız bir kahin ile bir Çingene’nin 1931 yılı için bulundukları kehanetlere yer verilir.

NEREDE YAYIMLANDI?

“Yeni yıl şerefine dönse bari kahpe şans!” #11

Beyoğlu'nda bir yılbaşı akşamı, büyük ikramiye 200 bin lira, “Sanki biz insanların da kukladan farkı ne?"

28 Ara 2021

http://www.baharkilic.org/post/2014/12/31/Ulkemizde_Yilbasi_(Kutlamalar_ve_Protestolar).aspx

İLGİLİ OKUMALAR