Nazlıaka: Yol haritamız net, kadın-erkek eşit bir Türkiye

Nazlıaka: Yol haritamız net, kadın-erkek eşit bir Türkiye

11 Nisan - Lexus - Spektrum
Lexus ile birlikte

Yeni Lexus NX şimdi Türkiye’de

Lexus için yeni bir dönem başlıyor; özel bir geçmişin yeni varisi olan yeni Lexus NX hayatı N’lerde yaşamanız için şimdi Türkiye’de . Lexus’un geleceğini şekillendirirken markanın tasarımda gideceği yeni yönü ortaya koyan; dinamik,…

Daha fazlasını öğren →

"Ne zaman ülkeyi yöneten 'Ben kadın erkek eşitliğine inanmıyorum' dedi, ülkedeki tüm politikalar o günden sonra eşitsizlik üzerine kuruldu."

"Bir kadın bakanlığı kuracağız; böylelikle kadını aile içinde eriten değil, eşit birey olarak konumlandıran ve hayatın her alanında güçlendiren politikaları hayata geçireceğiz. "

"Covid 19'un nasıl aşısı varsa şiddetin de aşısı var; o da eşitliktir." 

Bu cümleler, CHP Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka'ya ait. "Türkiye’de kadın" konulu röportajımızda Aylin Nazlıaka'yla kadına yönelik şiddeti, kadın cinayetlerini, kadın istihdamını ve Türkiye'deki kadın politikalarını konuştuk. Ankara'da CHP Genel Merkezi'nde bir araya geldiğimiz Nazlıaka ile kadının siyasetteki yerinden de bahsettik. Hâlihazırda uygulanan politikaları yorumlayan Nazlıaka, partisinin yönetime geldiği takdirde yürürlüğe koyacağı politikaları da bizlerle paylaştı. 

1- Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri; kuşkusuz kadın cinayetleri. Günümüzde bu konuda yürütülen politikaları nasıl değerlendiriyorsunuz? CHP'nin iktidara geldiği takdirde kadın cinayetlerine yönelik yaptırımları neler olacak? 

Kadına yönelik şiddet dur durak bilmiyor. Ne yazık ki ülkeyi yönetenler, samimi bir duruş sergilemiyor. Özellikle şunu belirtmek isterim; ne zaman ülkeyi yöneten "Ben kadın erkek eşitliğine inanmıyorum" dedi, o gün itibarıyla üretilen tüm politikalar eşitsizlik anlayışı üzerine kuruldu. Covid-19'un nasıl aşısı varsa şiddetin de aşısı var. O da eşitliktir.

Sırf geçtiğimiz yıl 497 kız kardeşimiz hayattan koparıldı. Her gün en az 1 kız kardeşimiz katlediliyor. Türkiye'de her 3 kadından 1'i hayatı boyunca şiddet türlerinden en az birine maruz kalıyor. Bu yüzden şiddetin her türüyle mücadele edebilmek için İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmiyoruz, vazgeçmeyeceğiz.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı, şiddetteki artışı tolere edilebilir boyutta bulduğunu söyledi. İçişleri Bakanı, geçtiğimiz gün yaptığı açıklamada "Geçen yıla göre şiddette azalma var. Geçen yıl aynı dönemde 70 kadın ölmüştü bu sene 50 kadın öldü" diyerek 50 canın hayattan koparılması sanki azmış, bu kabul edilebilir bir durummuş gibi akla ziyan bir açıklama yaptı. 

"İnanıyoruz ki kadınların bu ülkede özgür, eşit ve güvende yaşayacağı bir Türkiye'yi hep beraber inşa edeceğiz."

2- İstanbul Sözleşmesi geçtiğimiz yıl feshedildi. Sözleşmenin yeniden yürürlüğe alınması için CHP'nin gerçekleştirdiği eylemler neler oldu? 

Hiç şüphesiz şu an kadına yönelik şiddetle ilgili en önemli yasal boşluk, İstanbul Sözleşmesi'nin bir gece yarısı kararıyla feshedilmesi oldu. Bu kararın ardından şiddet uygulayanlarda müthiş bir rahatlama oldu. Biz bu kararı Danıştay'a taşıdık. Yürütmeyi durdurma kararımız reddedildi; ama dava süreci devam ediyor. Umuyorum ki bazı Danıştay savcılarının verdiği kararlarda olduğu gibi İstanbul Sözleşmesi'nin hukuksuzca feshedildiği netleşecek ve İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe girecek. 

Ancak olmazsa, ilk seçimlerden sonra iktidara gelecek ve ilk 1 hafta içinde İstanbul Sözleşmesi'ni yeniden uygulamaya koyacağız. Attığımız imzanın tüm yükümlülüklerini yerine getireceğiz. İstanbul Sözleşmesi diyor ki "Kadına yönelik şiddeti önle, önleyemediysen kadını koru, koruyamadığın koşulda caydırıcı cezalar verilmesini sağla ve bütüncül politikalar üreterek kadını hayatın her alanında güçlendir." İşte biz hem ürettiğimiz politikalarla hem de yargı kararlarıyla şiddeti durduracağız. Kadına yönelik şiddetle ilgili davaların ayrı ceza mahkemelerinde görülmesi sağlayacağız.

"İçinde bulunduğumuz dönemde, ülkemizdeki kadınlar yeni haklar kazanmak için değil; var olan haklarını kaybetmemek için mücadele eder hâle geldi."

3- CHP'nin iktidara geldiği hâlde gerçekleştireceği politikalardan bahsetmişken partiniz kadın politikalarına yönelik uygulamaları neler olacak? Bir kadın bakanlığı kurulacak mı? Toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik projeler gerçekleştirilecek mi? 

Öncelikle bir kadın bakanlığı kuracağız; böylelikle kadını aile içinde eriten değil, eşit birey olarak konumlandıran ve hayatın her alanında güçlendiren politikaları hayata geçireceğiz.

Şu anda CHP'li belediyeler tarafından yönetilen illerde ve ilçelerde çok güzel uygulamalar var. Örneğin; anne kart, ücretsiz süt imkanı, kreşler, yaşlı bakım evleri, kadın danışma merkezleri, akşamın belirli saatlerinden sonra durak olmaksızın otobüsten inme/binme hakkı gibi. Kadını hayatın içine katan bu olanakları, devlet politikası hâline getirip yaygınlaştıracağız.

8 Mart resmî tatil günü olacak. Eğitimde fırsat eşitliği sağlayacağız. Eğitime ve sağlığa erişimin önündeki engelleri kaldıracağız. Örneğin rahim ağzı kanserini engelleyen HPV aşısının ücretsiz olması gibi olanaklarla, sosyal devlet olmanın gereğini yerine getireceğiz. Kadın sığınma evlerinin sayısını arttıracağız. Sığınma evindeki kadınlara oy kullanma hakkını kullandıracağız. Şu anda bu hakları gasp edilmiş durumda…

Şu anda ülkemizdeki kadınlar bırakın yeni haklar kazanmayı, var olan haklarını kaybetmeme mücadelesi veriyor. Hatta ve hatta hayatta kalma mücadelesi veriyor. En temek hakkı olan yaşam hakkı için direniyor. İşte biz ülkemizdeki tüm kadınların güven içinde yaşamasını ve rahat nefes almasını sağlayacağız. 

"Bizim yol haritamız çok net. Biz kadın erkek eşit bir Türkiye tasarlıyoruz." 

4- AK Parti milletvekillerince hazırlanan son yasal düzenleme hakkında neler söylersiniz? İyi hâl indiriminde yapılan değişikliği nasıl değerlendiriyorsunuz? 

AK Parti son yasal değişiklikle bir kez daha kadına yönelik şiddeti durdurmayı değil, algıyı yönetmeyi tercih etti. Kadına yönelik şiddetle mücadele için yasalarımızın oldukça yeterli olduğunu düşünüyoruz, bu nedenle kadın dernekleriyle birlikte "yasalara dokunma, uygula" diyoruz. Ne zaman dokunsalar bozuyorlar. 

Örneğin; ısrarlı takip için yeni bir yasal düzenleme yaptılar. Oysaki TCK'nın 96'ncı maddesi eziyet suçları kapsamında ısrarlı takibi içeriyor ve TCK 96'ya göre bu suçun cezası 2 yıl ile 5 yıl arasında; ancak AK Parti'nin getirdiği paketle 6 ay ila 2 yıl arasına düşürülüyor. Sanki kadınların haklarını koruyorlarmış gibi bir hava yaratıp, yeni düzenlemelerle hak gaspını sürdürüyorlar. 

5- Yasal düzenlemelerden bahsettik. Eğitime gelecek olursak CHP'nin eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik uygulamaları ve projeleri olacak mı? 

Öncelikle şu söyleyeyim; karma eğitimin tartışılmasına bile tahammülümüz yok. Toplumsal cinsiyet eşitliği bilinci, çocuk yaştan itibaren gelişiyor. Çocukların toplumsal yaşamın içinde beraber yer alması, aynı havayı soluyarak büyümesi hiç şüphesiz çok önemli. Kız çocukları ve erkek çocukların ayrı eğitim görmesini savunanları kınıyorum. Bizler, çağdaş, laik, bilimsel bir eğitim sistemi kuracağız. 4+4+4 sistemini derhâl kaldıracağız. Kız çocuklarımızın okullaştırma oranını yükseltmek için birtakım projeler hayata geçireceğiz. Taşımalı eğitime gerek kalmaması için her köyde yeniden okullar açılmasını sağlayacağız. Çocuklarımızın her birinin eşit kalitede eğitim alabilmesi için eğitimin standardını herkes için yükselteceğiz ve fırsat eşitliğini teminat altına alacağız. İlkokuldan itibaren çocuklara kadın- erkek eşitliği ve insan hakları eğitimleri vereceğiz. 

6- TÜİK'in "İstatistiklerle Kadın 2021" raporuna göre; istihdam edilen kadın oranı %26,3. Bu oranı nasıl değerlendirirsiniz? Partinizin kadın istihdamına yönelik uygulamaları neler olacak? 

Şu anda OECD ülkeleri içinde en düşük kadın istihdamı oranına sahip olan ülke konumundayız. Dolayısıyla kadınların istihdamın dışına itildiği bir gerçek. Aynı işi yapan kadın ve erkek arasında ücret farkı da var. Türkiye'de çalışan kadınlar kayıt dışılıkla da mücadele etmek zorunda. Şu anda çalışma hayatının içindeki her 10 kadından 3'ünün herhangi bir sosyal güvencesi yok. 

Kadınların hem iş güvenliğinin hem de iş güvencesinin olduğu, eşit işe eşit ücret aldığı, nitelikli işlerde çalıştığı bir Türkiye inşasını planladık. Bunun için de ilk 5 yıl içinde 6 milyon kişiyi istihdam yaratacak politikaları tasarladık. 6 milyon yeni istihdamın 4 milyonunu kadınlar oluşturacak.

Mesleklerdeki cinsiyetçi ayrımcılığı ortadan kaldıracağız; tıpkı bugün bizim belediyelerimizin kadın itfaiyeciler, kadın vatmanlar, kadın otobüs şoförleri istihdam ettiği gibi biz de kadının her alanda her meslekte çalışabileceğini göstereceğiz. Özel sektörde en az %35 oranında kadın istihdam eden firmalara, istihdam oranıyla doğru orantılı olarak artan teşvikler uygulayacağız.

Ev içi sorumlulukların sadece kadına ait olmadığının anlaşılmasını sağlayacağız. Sosyal devlet olmanın gereği olarak aile destekleri sigortasını uygularken yapılacak olan ödeneği kadının hesabına yatıracağız. 

Kısacası; hepimiz tok, hepimiz eşit, hepimiz özgür, hepimiz güvende oluncaya kadar mücadelemiz devam edecek. 

7- Kadınların siyasetteki konumundan bahsedecek olursak; bu alana katılımın son derece az olduğunu söylemek yanlış olmaz. Kadınların temsilini ve siyasete katılımını artırmak için neler yapılabilir? 

Gerek Türkiye'de gerekse dünyanın birçok ülkesinde siyasete "erkek işi" gibi bakılıyor. Bu nedenle de bir kadın siyasi bir kariyer yapmak istediğinde özgeçmişi sorgulanırken, mutlaka birtakım başarı hikayelerinin olması beklentisi varken, bir erkek için böyle bir kriter aranmıyor. Kadınların siyasete daha fazla katılımının sağlanması için pozitif ayrımcılık içeren politikalar uygulanması, kadınlara özel eğitimler verilmesi gerekiyor. Eşit temsil için ise yasal bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç var. Bu da pariteyi yani denklik modelini içeren ve fermuar sistemi dediğimiz listelerin bir kadın bir erkek şeklinde yazıldığı bir yasal düzenlemeyle mümkün olabilir. Partimiz bu yönde bir kanun teklifi hazırladı, 30 Kasım'da meclise geldi. Ne yazık ki AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. CHP iktidarında bu teklifimizi hayata geçireceğiz.

8- Son olarak partinizin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun hem eleştirilen hem takdir gören "helalleşeceğiz" söylemini size sormak istiyorum; CHP’nin bu söylemi herkesi içeriyor mu? LGBTi bireylerle de hellalleşecek misiniz? 

Helalleşmenin arkasında toplumun tüm kesimlerini kucaklama mantığı yatıyor. Öylesine ayrıştırıldık, öylesine kutuplaştırıldık ki kendimiz gibi olmayana, kendimiz gibi düşünmeyene çok yabancılaştık. Yaralara tuz basmak yerine birbirimizi anlamak ve toplumsal yaralarımızı sarmak zorundayız. Dolayısıyla tüm kesimlerle bir helalleşme olacak; ancak Genel Başkanımızın helalleşme söylemini yanlış anlayanlara şunu vurgulamak gerekebilir: Helalleşmek ayrı bir şey, suç işlemiş olan kişilerle yargı karşısında hesaplaşmak ayrı bir şey. Eğer ortada bir suç varsa helalleşeceğiz deyip o suçu görmezden gelmeyeceğiz; tam tersine hesap soracağız.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum
∙

BÜLTEN SAYISI

CHP'nin kadın politikaları, Le Pen ve Macron'un yarışı

Herkese merhaba. CHP Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka ile Türkiye'de kadın konulu bir röportaj yaptık. Fransa'da dün gerçekleşen seçimlerde Macron ve Le Pen ikinci tura kalması ve seçim atmosferi hakkında yazdık.

11 Nis 2022

Lexus ile birlikte
Francois Mori/AP

YAZARLAR

İlkim Emirler

Deputy editor @ Aposto

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR