"Bizimki psikolojik bir savaş": Türkiye'yi terk etmek #1

Gidiyorlar; ama sorun bir "neden gidiyorlar?"
"Bizimki psikolojik bir savaş": Türkiye'yi terk etmek #1

9 Ocak - BANDWITT
BANDWITT ile birlikte

Türkiye’nin öncü dijital dönüşüm platformu: BANDWITT Dijital dönüşüme nereden başlamalıyım? Firmam için en doğru çözüm ortaklarını nasıl bulabilirim? Tüm bu dönüşüm sürecini uçtan uca nasıl yönetebilirim? Sektör fark etmeksizin birçok firma bu soruların cevabını arıyor. 2017 yılından bu yana doğru teknolojilere ulaşmanın en hızlı ve kolay yolu olan BANDWITT , firmaların ihtiyaçlarını hızlıca belirleyerek onları en doğru teknoloji tedarikçileriyle eşleştiriyor. BANDWITT platformunda neler var? Hızlı analiz: BANDWITT metodolojisiyle firmaların mevcut teknoloji kullanımının hızlıca fotoğrafı çekilerek ihtiyaçları kolaylıkla belirlenebiliyor. Proje önerileri: BANDWITT kullanıcıları, firmaları için önem taşıyan yaklaşık on adet teknoloji projesine ve bu projelerin temel detaylarına ulaşabiliyor. Teknoloji tedarikçileri: Kullanıcılarının teknoloji ihtiyaçlarını kolayca gidermeyi amaçlayan BANDWITT , kullanıcılarını detaylıca incelenmiş, güvenilir ve alanında uzman teknoloji tedarikçileriyle buluşturuyor. Proje takibi: Analizden uygulamaya kadar tüm teknoloji projelerininin takip edilebildiği BANDWITT platformu, dijital dönüşümde süreklilik sağlıyor. Firmanızın dijital dönüşüm yolculuğunda yalnız yürümemesi için burayı ziyaret ederek BANDWITT hakkında daha fazla bilgiye ulaşabilir, size en uygun çözümlerle eşleşmek için [email protected] adresiyle iletişime geçebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

"Hollanda'ya gelen göçün ilk üç sıralaması; bir Ukrayna'da savaştan kaçan, vatanını bırakan Ukraynalılar; iki Suriye'den gelen göçmenler yine benzer şekilde bir savaş ortamı iç savaştan kaçan insanlar; üç ise maalesef Türkiye yani aslında tabii ki bir değil ama Türkiye'de de psikolojik bir savaş var."

Bu cümle, yaklaşık 2-2,5 aydır Hollanda'nın Amsterdam şehrinde yaşayan, mühendis olan Mustafa'ya ait. Türkiye'nin en iyi okullarından birinden mezun olmuş, yine Türkiye'nin en iyi şirketlerinden birinde çalışan ve durumunu "hâli vakti yerinde" olarak tanımlayan Mustafa, geçtiğimiz yıl daha fazla Türkiye'de yaşamak istemediğine karar vermiş ve kendisi bugün Hollanda'da. Peki bu değişimin nedeni neydi? 

Türkiye'den büyük göç 

Geçtiğimiz hafta Sözcü yazarı Murat Muratoğlu "Ne masallar ninniler söylediler, köprüler üstüne" başlıklı köşe yazısının bir bölümünde "Ülkeden kaçan kaçana" başlığı altında Almanya Federal Göç ve Mülteciler Dairesi'nin açıkladığı verilere göre, 2022'nin ocak ayından kasım sonuna kadar 11 ayda Türkiye'den sığınma ve iltica başvurularının %216 artışla 20 bin 802 kişiye ulaştığını paylaştı. 2021'in tamamında bu sayının 7 bin 873 olduğunu paylaşan Muratoğlu, "Ülkede savaş mı var? Vatandaşları neden bu ülkeden gitmek istiyorlar?" diye sordu. 

Öte yandan Hollanda İstatistik Kurumu'nun verilerine göre; 2022'de 168 bin bebeğin dünyaya geldiği ve 169 bin kişinin hayatını kaybettiği ülkedeki nüfus artışı bir önceki yılın iki katı olmuş. 2021'deki artış 115 binken bu sayı 2022'de 227 bin. Nüfusu 17,8 milyona ulaşan Hollanda'daki bu artışın temel nedeninin göç olduğu vurgusu yapılıyor. Habere göre Hollanda'ya en çok göç Rusya'nın işgalinin ardından Ukrayna vatandaşları tarafından yapıldı. Ukrayna vatandaşlarını, yaşanan iç savaş nedeniyle Suriye vatandaşları takip ederken Suriye vatandaşlarını ise Türk göçmenler izledi. Türk göçmenler üçüncü sırada yer aldı.

Veriler ne diyor? 

Sosyalveri isimli internet sitesinde yer alan incelemede "Türkiye'den giden göç ekonomik nedenlerle 1960'larda başlamış olsa da süreç içinde birçok sebepten etkilenmiştir. Günümüzde ise daha çok genç ve nitelikli nüfusu kapsayan beyin göçünün arttığı görülebilir." değerlendirmesinde bulunuluyor. TÜİK verilerine yer verilen incelemede 2016-2019 yıllarına ilişkin veriler yer alıyor. 

Türkiye'den yurt dışına göç edenlerin sayısı 2016 yılından 2019 yılına kadar sürekli artmış, 2016'da 177 bin 960 kişi yurt dışına göç etmiş, 2019 yılında ise bu sayı %85,60'lık bir artışla 330 bin 289 kişi olmuş. Bunun yanında Türk Tabipleri Birliğiv verilerine göre, 2022 yılında 1344 uzman hekim, 1341 de pratisyen hekim “iyi hâl belgesi” almak için başvuruda bulunmuş. 10 yıl önce ise bu sayı 59 kişiymiş.

Perspektif'te yer alan makalede yer verilen Uluslararası Göç Örgütü verilerine göre, Türkiye’nin en fazla göç verdiği ülkeler sırayla Almanya, Fransa, Hollanda, Avusturya ve ABD. En çok göç eden meslek gruplarının başında mimarlar, mühendisler, akademisyenler ve sağlık çalışanları geliyor. 

Veriler, Türkiye'den özellikle genç ve nitelikli çalışanların göç ettiğini gösteriyor. Yine veriler gösteriyor ki; Türkiye'de yaşamaktan vazgeçen nitelikli ve genç kişi sayısı yıldan yıla artış gösteriyor ve gösterecek. Peki bu kişiler neden Türkiye'den "vazgeçiyor?"

"Aynı ekonomik koşullarda çok daha iyi bir hayat"

Duygu 5 aydır, erkek arkadaşı Mustafa ise 2,5 aydır Hollanda'da yaşıyor. İkisi de Türkiye'de uluslararası firmalarda, yönetici pozisyonlarında çalışan, ortalamanın üzerine maaşlar alan, kendi tanımlamalarıyla "Türkiye’de hâli vakti yerinde -hatta bir tık hâli vakti yerindenin de üstünde- hayatlar yaşayan insanlar." Ancak ikisi de hemen hemen aynı nedenlerle Türkiye'yi değil, Hollanda'yı tercih ediyor. Bu tercihin nedenini tek kelimeyle özetlemek gerekirse "yorgunluk." Ancak Duygu ve Mustafa yaşadıkları süreci bize şöyle anlatıyor:

"Çok basit bir örnek vereyim; çok yakın bir arkadaşım benden 4 yıl önce buraya geldi. Geldikten iki yıl sonra ev aldı, arabasını aldı, aynı yaştayız ve benzer seviyelerde, benzer işleri yapıyoruz, benzer şirketlerde çalışıyoruz. O burada evini arabasını alıp çok iyi bir hayat yaşarken benim Türkiye’de bir ev almam ya da bir araba modelini yükseltmem, istediğim arabaya binmem ya da güzel bir evde oturmam, yani aslında insani şeyler lüks kalmaya başladı. İşte bu noktada artık kalmak istemiyorsun ülkende." -Duygu 

"Aslında Türkiye’deki hayatımdan çok memnun olmadığım için buraya geldim diyemem ama aynı ekonomik şartlarda çok daha iyi bir hayat yaşamanın mümkün olduğunu aslında buraya gelince gördüm. Ülkenin kalitesi birçok alanda düşmüş durumda bu hukuksal açıdan, sosyal açıdan, kültürel açıdan, sağlık açısından. Ama buna rağmen her şeyin fiyatı da artmış durumda insanlar için erişilemez hâle geldi. İşte bu yüzden bu değişimi yaparken rahat hayatı, huzurlu hayatı, stressiz hayatı satın almış oluyorsun. Birçok sevdiğini, yakınlarını bırakıyorsun bu değişimi yaparken ama bunun karşılığında huzur alıyorsun." -Mustafa

Duygu taşınmaya karar verme sürecinin "Türkiye'de her şeyin arka arkaya gelmeye başladığı zaman" aklına geldiğini, siyasi ve toplumsal meselelerin katlanılamaz noktaya gelmesinin bu kararda büyük bir etkisi olsa da asıl nedeninin ekonomi olduğu ifade ediyor. "Kur çok arttı, enflasyon çok yükseldi ve hiçbir önlem alınmadı. Ülke kötü yönetildi ekonomik olarak ve bende biraz şu hissi yarattı 'Benim gençliğim ve en güzel yıllarım bir şekilde kendi elimde olmayan sebeplerden dolayı mahvoluyor.' Bundan 10-15 yıl sonrasını düşündüğümde de çok iyimser bir tablo göremiyordum." diyen Duygu, "Neden denemeyeyim?" dediğini ve bu sürece başladığını her şeyin son derece hızlı ilerlediğini ve sonuçlandığını anlatıyor. Tanışma sürecinin biraz da olsa sancılı olduğunu, ülke değiştirmenin zor bir süreç olduğunu vurgulayan Duygu, "2-3 ay dişini sıkarsan o süreç bitiyor ve ondan sonrası gerçekten çok güzel" diyor. 

"Neden Hollanda?" sorusunda Mustafa, "Başlangıçta çok uluslu olduğu için." yanıtını veriyor. "Ayrıca burada kalifiye insanların azlığı gibi bir durumda söz konusu. Bu nedenle Türkiye gibi ülkelerden çok fazla yüksek vasıflı insanların göç etmesi gibi durumlar söz konusu oluyor." diyen Mustafa "Hollanda hükümetinin ayrıca expatlara verdiği birtakım avantajlar söz konusu. Bunlar da çok etkili oldu. Bu avantajlar nedeniyle çok fazla göç eden Türk mevcut ve bu da cesaretlendiriyor aslında. Çünkü Türkiye’de yaşamış olduğunuz sosyal ortamın benzerini burada yaşama olanağınız oluyor. Tamam sıfırdan dostluklar, arkadaşlıklar kurmak zorunda kalıyorsunuz belki ama yine burada geçmişte belirli bir kültürü, birikimi birlikte yaşamış insanlarla yakın olmak, birlikte olmak burayı tercih etmede ciddi bir önem taşımış oluyor." ifadelerini kullanıyor. Mustafa ayrıca Hollanda'da İngilizce'nin neredeyse anadil gibi konuşuluyor olmasının da göçmenler için büyük bir tercih unsuru olduğunu vurguluyor. Hollanda'nın sistemini nitelikli çalışan ihtiyacına göre kurduğunu anlatan Mustafa, bu nedenle taşınma ve belgeler gibi süreçlerin diğer ülkelere nazaran daha iyi ilerlediğini ifade ediyor. 

"10-15 yıl önceki Türkiye"

Türkiye ve Hollanda arasındaki en büyük farkı sorduğumda Duygu, "Burada gerçekten özgürsün. Düşünce özgürlüğün var, kendini ifade edebilme özgürlüğün var. Kimse seni düşündüğün ve söylediğin nedeniyle yargılamıyor. Ama Türkiye’de düşünce özgürlüğü gerçekten bir suç. Oradayken bunu görüyordum; ama şu an özgür olma ve olmama farkını çok daha berrak şekilde görüyor ve hissediyorum. Benim için en büyük fark bu." diyor. Mustafa ise soruya şu cevabı veriyor:

"Buradaki hayat aslında bizim Türkiye'de 10-15 yıl önce yaşamış olduğumuz hayat. 10 yıl önce, 15 yıl önce nasıl anne-babalarımız çocuklarını okula gönderirken ‘ille de özel okul olsun’ diye düşünmeyip rahatlıkla herhangi bir devlet okuluna gönderebilecek durumda hissediyorsa bugün burada yaşayan insanların aynı şekilde hareket ettiklerini görüyorum. 2013-2014 yıllarında bir Türk genci üniversiteden mezun olduğunda ilk işine başladığında bir otomobil alabiliyorken bir yurt dışı tatili yapabiliyorken şu anda bırak otomobil almayı nasıl geçineceğini düşünüyor. Burada ama yeni mezun biri bu bahsetmiş olduğum şeylerin hepsini rahatlıkla gerçekleştirebiliyor. Çocukluğumu hatırlıyorum, sokakta annem olmadan oynardım, dolaşırdım, haberlerde sürekli insanların birbirini vurmadığı, saçma ihmallerden dolayı bir fırının kazanının patlamadığı, yolda insanların tartışıp birinin birini vurmadığı dönemleri hatırlıyorum. Burada bu hayat hâlâ var. Burada aslında bizim 10-15 yıl önce yaşadığımız hayat hâlâ var."

"Burada cumhurbaşkanının ismini bilmiyorlar"

Günlük rutinlerinde yaşadıkları değişimi sorduğumda Duygu, "Ben burada eğer Türkiye'de gündem olan bir konuyu her yerde görmediysem, biraz bihaber oluyorum. Önceden kurları çok takip ederdim, artık hiç bakmıyorum. En büyük fark, eskiden arkadaşlarımla yemeğe gittiğimde, bir yere gittiğimde, özellikle gelmeden önceki son 1 yılda en büyük konu ekonomiydi. Siyaset çok fazla konuşuluyordu. Burada gerçekten hiç konuşmuyoruz. Buradaki Türk arkadaşlarımızla toplandığımızda da hiç konuşmuyoruz. Akşam ana haber izleyelim gibi alışkanlıklar olmuyor." diyor.

Mustafa ise yaşadığı değişimi "Burada yaşadığın hayatta gündem ekonomi, siyaset olmuyor. Burada cumhurbaşkanı kim bilmiyorlar, başbakan kim bilmiyorlar. Sadece ben değil, çoğu kişi için böyle. Bihaber takip etme ihtiyacın yok, olağanüstü gelişmeler yok çünkü. Dolayısıyla günlük rutinlerin değişiyor. Konuşma içeriğin değişiyor, Türkiye’de günlük konuşmalar mesela şuna zam gelmiş, bizim şirket bu kadar zam yapmış, siyasiler şunu demiş üzerinden ilerlerken burada bu günlük konuşmalar ‘mart ayında kayağa nereye gidelim, hafta sonu ne yaptın, neredeydin, haziran için tatil planını yaptın mı’ oluyor." ifadeleriyle anlatıyor.   

Neden Avrupa olduğunu sorduğumda ise Duygu "ABD ile karşılaştırdık, aslında ABD de aynı Türkiye gibi çok rekabetçi, çok kapitalist bir sistem var. Avrupa’da olmanın en güzel yanı şu: saat 17.00'de bilgisayarı kapatıyorsun ve sonrası sana ait. İnsanlar senin özel-iş hayat dengene çok önem veriyorlar ve senin de buna uymanı bekliyorlar." diyor. Mustafa da bir Emily in Paris örneğiyle durumu şöyle anlatıyor: 

"Geçtiğimiz gün Emily in Paris’i izliyorduk ve oradaki kız Şikago’dan geliyordu. Emily adeta bir Türk gibiydi. Her dakika çalışmayı düşünen, kahvaltı, öğle yemeği, akşam yemeği, partide işle alakalı şeyleri düşünen bir hayat yaşıyordu; ama diğerleri ise bunun tam tersine hafta sonu telefonlarını açmayan, öğle aralarında iş konuşmayan bir hayat yaşıyorlardı. Bu gerçekten Hollanda’da böyle, ABD’de ve Türkiye’de nasıl ‘çalışmak için yaşamak’ durumu söz konusu ise burada aslında 'yaşamak için çalışıyorsun'"

"Türkiye'yi terk etmek" yazı dizimizin ikinci kısmı "Amerikan rüyası" yarın Günün Hikayesi kanalında olacak. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

🗞️ Psikolojik savaş, seçime beş ay

Günaydın. Türkiye'den Almanya'y a sığınma ve iltica başvuruları 2o22 yılında bir önceki yıla göre %216 arttı, Hollanda'ya ise en çok göç yapılan ilk üç ülkeden biri Türkiye oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçime ilişkin "5 ayımız var" dedi.

09 Oca 2023

BANDWITT ile birlikte
Chip Somodevilla |  Getty Images

YAZARLAR

İlkim Emirler

Deputy editor @ Aposto

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

18 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta