Seramik ve mozaik avcılığı

İkinci yaşını kutlayan Şehrin Panoları Arşivi'nin detaycı ve incelikli kurucusu Nurtaç Buluç ile şehrin panolarını, kent hafızasını ve mimarlık-sanat ilişkisini konuştuk.
Yazı: Seren Erciyas
Şehrin Panoları ilk kez 2022’nin aralık ayında, Twitter’da dolanırken karşıma çıktı. Eskişehir Odunpazarı’ndan Seklice Apartmanı’nın cephesindeki çiçekli bir seramik pano paylaşımı, arşivin devamını incelemeye davet ediyordu. Kullanışlı arayüzü, haritası ve kaynakçasıyla şehirlerin cephelerinde çiçekler gibi açmış seramik ve mozaik panoların bir araya geldiği harika bir çevrimiçi arşivle karşılaştım. Bazı işleri ilk gördüğünüzde tutkuyla yapıldığını anlarsınız zira bu tutku inceliklerde ve özende saklıdır. Şehrin Panoları Arşivi de tutkusunun peşinden gidenlerin elinden çıktığını tüm detaylarında anlatıyordu.
Bugünden geriye bakınca bu arşivin ortaya çıkışı, kent hafızasına dönük verimli çalışmaların dönemi olarak gördüğüm, Sivil Mimari Bellek Ankara, Ankara Jewish Quarter, Lavarla’nın “Pusula” isimli keşif haritaları, Karakutu Hafıza Yürüyüşleri gibi projelerin art arda gerçekleştirildiği, hafızanın çeşitli şekillerde arşivlendiği, saklandığı ve paylaşıldığı güzel yılların devamına denk geliyor. Hafıza çalışmaları devam ediyor etmesine fakat sosyal medyada içerik üretenlerin radarına girmesi, “popülaritesinin” artmasıyla reels çılgınlığının göbeğine düşmesi ve bir şekilde hızlı içerik tüketiminin nesnesi haline getirilmesiyle ilgilisi dışında pek kimseyi heyecanlandırmıyor.
Heyecanı devam edenlerimiz için Şehrin Panoları’na dönecek olursak, Twitter’daki karşılaşmamızdan tam bir yıl sonra, 2023’ün aralık ayında, hayatın tatlı tesadüflerinden biri beni buldu ve projenin sahiplerinden Nurtaç’la bir akşam Beyoğlu’nda aynı yemek masasına düşüverdik. İlk andaki hayret çığlıkları yerini birbirimizi tanıma merakına bıraktığında öğrendim ki Nurtaç Buluç bir sanat tarihçisi, bir arkeolog, yolu Salt Araştırma’dan geçmiş bir araştırmacı, sanat danışmanı, bir akademisyen ve bir arşivci. Bugünlerde Kundura Hafıza’da arşiv ve araştırma sorumlusu olarak çalışıyor, dijital arşivcilik, özel sanat koleksiyonları, kültürel miras ve Erken Bizans araştırmalarına devam ediyor. Şehrin Panoları’nı ise iki yıl önce arkadaşı Mustafa Ergül ile kurmuşlar, şimdilerde yola tek başına devam ediyor. On parmağında sayısız marifet, Şehrin Panoları’nın detaycı ve incelikli kurucusu Nurtaç Buluç ile arşivi, kent hafızasını ve mimarlık-sanat ilişkisini konuştuk.
Geçtiğimiz günlerde ikinci yaşını kutlayan Şehrin Panoları’nı ben çok defa detaylıca inceledim ancak okurlar için bir de senden dinlemek isterim Nurtaç, ne zaman, hangi “dert”le yola çıktınız?
Şehrin Panoları, yaşadığımız şehrin mimarlık-sanat hafızasının çevrimiçi bir arşiv projesi. 2019’da başlayan ve pandemi döneminde şekillenen kişisel bir arşiv çalışması olarak ortaya çıktı, Türkiye genelindeki farklı yapı türlerini kapsayarak, bu yapılarda bulunan mozaik ve seramik panoların belgelenmesine odaklanıyor. Şehrin Panoları ismi ve web sitesi kurulmamışken İstanbul odaklı bir araştırma-belgeleme süreciyle yola çıkmıştık fakat araştırmalar arttıkça, yeni rotalar oluşturdukça projeyi kolektif bir kitle kaynak kullanımına dönüştürdük. Şimdi Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaşayan araştırmacılar, kendi mahallelerinde, semtlerinde karşılaştıkları seramik-mozaik eserleri bize ulaştırıyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu ay sanat dünyasının usta isimleriyle tanışıyor, yeni keşifler yapıyor, mücadele alanlarımızı sanatla genişletiyor ve kent hafızasının peşine düşüyoruz.
06 Haz 2024

İLGİLİ OKUMALAR


