Her şeye rağmen direnen kadınların 2024'ü: Geçen yılın muhasebesi


DemirDöküm dünyası yenileniyor “Geçmişten güç, gelecekten ilham aldık” mottosuyla ilerleyen DemirDöküm , 70 yıllık tecrübesinden yararlanarak kendini yenilemeyi sürdürüyor. DemirDöküm, yenilenen logosu ve mağaza konseptleriyle güçlü olduğu kadar yenilikçi adımlar atarken sektöre öncülük etmeye devam ediyor. Neden tercih etmeli? Türkiye’de ısıtma sektörüne öncülük eden DemirDöküm 1954’ten günümüze kadar sektörde birçok ilke imza attı. Geniş ürün gamıyla ısıtmaya dair her ihtiyaca uygun çözümler sağlarken yaygın ağı, ulaşılabilirliği ve sektördeki birikimiyle müşterilerine hızlı ve güvenilir hizmet sunuyor. Yenilenen DemirDöküm ile buradan tanışabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
“Kadınlar olarak, kendimizin ölü ve parçalanmış kısımlarımızı geri çağırmak, hayatın kendisinin ölü ve parçalanmış kısımlarını geri çağırmak bizim meditasyon pratiğimizdir.”
Kurtlarla Koşan Kadınlar
Türkiye’de 2024 yılı—önceki yılların bir tekrarı olarak—kadınlar için zordu. Yıl boyunca kadınlara ilişkin en çok konuşulan mesele, cinayetlerin önlenmesi ve kadınların yaşam hakkının tesis edilmesi oldu. Üstelik bu yıl, kadınlara yönelik suçların artışının yanında çocuklara yönelik şiddetin artışını da konuştuk.
- Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre 2023 yılında güvenlik birimlerine giden veya götürülen mağdur 242 bin 875 çocuğun yüzde 12’ye yakını cinsel istismar nedeniyle mağdur oldu. Bu da yaklaşık 29 bin çocuğa denk geliyor.
- Bir başka veri de, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan... 2024’ün ilk 11 ayında en az 233 şüpheli kadın ölümü, 375 kadın cinayeti kaydedildi. Şule Çet davasının kazandırdığı farkındalıkla yüksekten düşme, trafik kazası, ev kazası gibi ölümler de artık şüpheli sayılıyor.
Yüksek sesle dile getirilen yasalarla korunma talebi, maalesef karşılık bulmadı. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un işletilmesi konusunda adım atılmadı.
Kadınlara yönelik sistematik şiddetin yanında, yoksulluk da 2024 kadın gündeminin önemli bir maddesiydi. İzmir-Selçuk’a bağlı Cumhuriyet Mahallesi’nde elektrikli sobadan çıkan yangında 5 çocuğun hayatını kaybetmesiyle, hurdacılıktan hayatını kazanmaya çalışan anneleri gündeme geldi. Anne Melisa Sinem Akcan’ın çalışması, yine bir başka kadın tarafından eleştirildi. AK Parti Grup Başkan Vekili Özlem Zengin’in TBMM Grup Toplantısı’nda sarf ettiği “Dönüyorsunuz, dolaşıyorsunuz her şeyi paraya bağlıyorsunuz” sözü gündem oldu.
Sinem Dönmez, "Kelimelerin Gücü Adına: Bir yılın hafızasını dokuyan ilmekler" yazısında şöyle diyor:
“Kelimeler de dahil her bir mesele üzerinden bu kadar birbirimize düşmesek bu kadar yalnız da hissetmezdik belki de. Yine de Türkçede yılın kelimesini TDK’nin belirlediği seçeneklerden seçmesek ne olurdu diye düşündüğümde ister istemez aklıma çöküş, çürüme geliyor. Bir de Narin…”
Narin, 2024 yılının en çok anılan ismi oldu. Niye anıldığını yinelemek anlamsız kaçacak. Türkiye’de kadınların 2024’ünü bir cümleyle anlatmak gerekirse: "Hep kahır hep kahır" demek yeterli aslında ama bu bahsi böyle bitirmeyeceğiz.
2019 yerel seçimlerinde 81 ilde 3’ü Büyükşehir Belediyesi olmak üzere sadece 4 kadın Belediye başkanı seçilmişken 2024 yerel seçimlerinde 11 il ve 61 ilçede kadın adaylar belediye başkanı seçildi, bunu güzel haberler hanesine yazalım.
2024 yerel seçimlerinde Muğla’nın İkizköy mahallesi muhtarı, çiftçi Nejla Işık oldu. Türkiye’de maden projelerine karşı yürütülen protestolarda kadınlar ön safta yer alıyor. Işık da 5 yıldır ormanların talan edilmesine karşı mücadele veriyor. İkizköy yakınındaki Akbelen Ormanı, bir maden projesiyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalınca, Işık ve mahallenin kadınları davalar ve protestolarla ağaç kesimine karşı harekete geçti. Çatışmalar yaşandı, gözaltılar ve davalarla karşılaştılar, ancak kararlı mücadelelerini sürdürdüler.
Kadınlar yine sokaklara çıktı, haklarını savundu ve her şeye rağmen mücadele etmeye devam etti. Onları da Gülten Akın’ın Dedem Öldüğünde şiiriyle anacağım:
Öldü barbarlar da köle de, ölsün
Toprağa karıştı zalim mazlum
Sabrı da örseledi öfke, aşındı kendisi de
Egemene karşı evde dışarıda dünyada
Şimdi sözüm, davranışım özgürce, eşit eşite
Bunu çocuklarımızdan öğrendim
Geleneğin içinden büyüyen bir kadın yazar: Nobel Ödülü Kang’a verildi
Güney Kore bu yıl kadın haklarındaki tutumu nedeniyle en çok eleştirilen ülkelerden biri oldu. Toplumsal normların dayatmasına ve gelenekçiliğe karşı kadınların verdiği mücadele son yıllarda daha görünür hâle geldi.
Tam da kültürün içinden gelen bir yazar, Han Kang, 2024’ün edebiyat Nobel’ine layık görülen isim oldu. İsveç Akademisi Daimi Sekreteri Mats Malm, haberi vermek için Kang’i aradığında yazarın sıradan bir gün geçirdiğini, oğluyla akşam yemeğinden yeni kalktığını ve böyle bir müjde beklemediğini anlattı. Kang, bu ödülü alan 18. kadın. Vejetaryen kitabından alıntılayalım:
“Sabırla sımsıkı bütünleşen kadının hayatı, acımasız olduğu kadar adil de olan zamanla birlikte, sürüklenmeye devam etti.”
Erkeklere cidden 'yeto' mu?
Bu yıl Instagram ve Tiktok'ta sıkça duyduğumuz bir kelime vardı: Yeto. Bunun bir de “Erkolara yeto” versiyonuyla tanıştık ki bu, dünyada yükselen trendlerin Türkiye’deki karşılığı sayılabilir.
Donald Trump’ın ABD seçimlerini kazanmasının hemen ardından ülkeden ayrılacağını açıklayan ünlüler kadar şaşırtıcı başka bir şey yaşandı: Genç kadınlar evliliği, çocuk doğurmayı, geleneksel normlara uygun yaşamayı reddetmeye başladılar.
Güney Koreli bir feminist hareket olan “4B”ye bağlılıklarını duyuran kadınlar, yine ABD’de de influencerlar eliyle ünlü olan ve Tradwife adıyla da anılan “Mormon MomTok” akımını da eleştirdi. Mormon mezhebine bağlı ünlü anneler, bakımlı, çok çocuklu ve tüm ev işlerini yaptıkları videolarda “geleneksel bir görüntü vermekle” ve “kadınlara mükemmel annelik dayatmakla” suçlanıyorlar. Yine bu yıl Ballerina Farm ismiyle ünlü olan Hannah Neeleman’ın röportajı çok tartışma yarattı.
4B’nin anavatanı Güney Kore’deyse, kadınlar açısından başka tehlikeler var. 4B, Korecede dört “B” ya da “Nos” anlamına geliyor. Yani, “bisekseu” (erkeklerle cinsel birliktelik yok); “biyeonae” (erkeklerle çıkmak yok); “bihon” (erkeklerle evlenmek yok) ve “bichulsan” (çocuk sahibi olmak yok). Güney Koreli kadınlar, yıllardır cinsiyete dayalı ücret farkı ve ayrımcılıkla mücadele ediyor.
- Ülkede ayrıca dijital cinsel suçlar, yasadışı çekimler, genç kadınları hedef hâline getiren yapay zeka destekli deepfake pornografi salgını da var. Bunlar 4B hareketinin hızla büyümesine yol açtı.
Z kuşağı tarafından sahiplenilen bir tanım daha var: Boysober. Bu kavram, kadınların ilişkilerden, ilişki içindeki manipülasyonlardan kendini temize çekme isteğinden ortaya çıktı. Bir çeşit ilişki detoksu. Gibi dizisinden alıntılarsak: “Lovebombing, gaslighting, ghosting nihayetinde işte kara toprak…”
Z kuşağının kadınları artık kendilerini daha sakin bir zeminde tanımak ve tanımlamak istiyor. Bunun için bir ilişki beklemek yerine bekarlık fikriyle barışıp flörtsüz zaman geçiriyor.
Gisèle Pelicot: Cesaretin sembolü
Yine dünya tarihine geçecek bir dava, 2024 yılında yaşandı. Kadınlara cesaret vermesi, faillerin suçlarıyla yüzleşmesi ve tecavüzün mağdurun değil failin utancı olması adına büyük önem taşıyan davanın kahramanı Gisèle Pelicot.
38 yıl evli kaldığı eski eşi tarafından uyuşturucu verilerek tecavüze uğradığı gerekçesiyle başlayan davanın ilerleyen aşamalarında bu suçu 51 erkeğin daha işlediği ortaya çıktı. Kimliğini gizli tutma hakkından vazgeçerek hikayesinin tüm dünyada duyulmasını sağlayan Pelicot, tecavüzcüleriyle yüzleşti.
Tecavüzlerin çoğu kayda alınmıştı. Pelicot, “suçun utancını” eski eşine yüklemek için davanın açık ilerlemesini ve videoların paylaşılmasını istedi. Davada yargılanan 51 erkekten bazıları Pelicot'ya tecavüz ettiklerini itiraf etti. Dava dünyada “utancın yer değiştirdiği” vaka olarak niteleniyor.
Pelicot dava çıkışı herkese teşekkür etti ve “toplum neler olduğunu görsün diye mahkemenin kapılarını açmasından asla pişmanlık duymadığını” belirtti.
Nadia Murad yaşadıklarını bir kitapta topladı
2018 Nobel Barış Ödüllü Nadia Murad’ın hikayesini anlattığı Son Kız, Zülfü Livaneli’nin sunuşu ve Amal Clooney’nin önsözüyle Epsilon Kitap tarafından yayımlandı.
Kuzey Irak’ta doğan Nadia Murad, çobanlık ve çiftçilikle yaşamını sürdüren bir Ezidi ailesine mensuptu. Henüz 21 yaşındayken, 15 Ağustos 2014 günü IŞİD militanları köyünde yaşayan halkı katletti: Erkekleri ve seks kölesi olamayacak kadar yaşlı kadınları öldürdü. Nadia, Musul’da binlerce Ezidi kızı ile birlikte IŞİD’in köle pazarlarında satıldı. Tutsak edildi, defalarca tecavüze uğradı ve şiddet gördü. Nihayet Musul’da kaçmayı başardı.
Murad, dünya çapında çatışmaların neden olduğu cinsel şiddete dair toplumsal bilinci artırmak için deneyimlerini cesur şekilde anlattı. İnsan hakları avukatı Amal Clooney ile beraber IŞİD'i işlediği suçlardan sorumlu tutmak için çalışan Murad, çatışmalardan etkilenen toplumları yeniden canlandırmak ve bu saldırıların ardından hayata tutunan kişilere destek olmak amacıyla Nadia'nın İnisiyatifi'ni kurdu.
Trump’ı seçmek ya da Harris’in mücadelesi
Kamala Harris, ABD seçimlerinde mücadele ederken yalnızca Donald Trump’la değil, aynı zamanda cinsiyet eşitliğine yönelik basmakalıp fikirlerle de mücadele etti. Trump da seçim kampanyasını bu önyargılara dayandırarak ayrımcı bir söylem benimsedi; Harris’i “kökeni konusunda çelişkili ifadeler vermekle,” “ABD’ye göçmen ithal ederek kadınlara şiddeti körüklemekle” itham etti.
Harris bu ithamlara “Kadınları savunmaya devam edeceğim” karşılığı verdi.
Toparlanın köklere dönüyoruz
Kadınlar güçlü oldu, başarılı oldu, haksızlıklara karşı mücadele etti ve artık dinlenme hakkını da kullanmak, doğaya dönmek, belki yüzyıllarca engizisyonda yargılanmalarına neden olan doğayla ilişki kurma yeteneklerini yeniden hatırlamak istiyor. Girlboss kavramının zıddı olan girlmoss da böyle ortaya çıktı.
2024 üretme, çalışma, başarılı olma, daha iyisini yapma baskısı altında yaşayan kadınların “Hayır, biraz da durmak istiyoruz” dedikleri bir yıldı.
6 yıl sonra farklı bedenlerle sahnede
Victoria’s Secret defilesi 6 yıllık bir aranın ardından 2024 yılında geri döndü. Bu geri dönüşün sürpriziyse kadın bedeni konusunda ayrımcılık yaptığı gerekçesiyle eleştirilen markanın—nihayet—farklı bedenlere yer vermesi oldu.
2021’den bu yana kapsayıcı bir anlayış izlediklerini açıklayan Victoria’s Secret defilesinde Cher, Kate Moss, Carla Bruni, Doutzen Kroes, Tyra Banks yer aldı. Büyük beden modeli Ashley Graham ve trans modeller Alex Consani ile Valentina Sampaio da “melekler” dünyasına dahil oldu.
Sizin için yaşarım da…
Yeni Zelanda parlamentosuna seçilen 21 yaşındaki Hana-Rawhiti Maipi-Clarke’ın yaşı da dikkat çekici ama asıl merak uyandıran, genç kadının etnik kökenine duyduğu saygı ve bağlılık.
Birleşik Krallığı, Avustralya ve Yeni Zelanda’daki halkları asimile etmekle suçlayan Maorilerin temsilcisi Clarke, meclisteki konuşması öncesi Haka dansı yaptı.
Seçim konuşmasında seçmenlerine, “Sizin için ölürüm ama sizin için yaşarım da” diyen vekil kendini bir politikacıdan ziyade Maorilerin haklarının koruyucu olarak görüyor.
Gazap Üzümleri’nin esas kahramanı: Sanora Babb
Gazap Üzümleri yayımlandığında büyük ses getirdi. Yıllarca övgü topladı ve Büyük Buhran döneminin etkilerini anlatan Steinbeck’in güçlü gözlemleri insanları derinden etkiledi. Bütün bu etkinin altında, bir kadının emeği vardı. Üstelik bu emek, bilgisi dahilinde olmadan alınmış, çalışması sabote edilmiş ve kariyeri engellenmişti. Bahsi geçen Sanora Babb'ın adı unutulmasa da bugün şöhretli değil. ABD’de Büyük Buhran dönemini anlatan yazarlardan biri olarak tanınıyor.
Bu yıl Iris Jamahl Dunkle tarafından kaleme alınan Riding Like The Wild kitabı bu hikayeyi gün yüzüne çıkardı. Babb’ın Dustbowl mültecileri arasında çalışırken tuttuğu notlar, onun bilgisi dahilinde olmadan Steinbeck’e verilmişti ve yazar, ondan önce kitabını bitirmişti. Bu, Babb’ın kariyerinin kesintiye uğramasına ve romanının reddedilmesine neden oldu. Dahası, kimse Steinbeck’in gözlemlerinin ona ait olduğunu bilmedi.
Emilia Peréz’in sıra dışı hikayesi
Cannes Film Festivali’nin en çok ses getiren işlerden biri Emilia Peréz’in sıradışı hikayesiydi. Jacques Audiard imzalı Emilia Pérez, 37. Avrupa Film Ödülleri'nde film, yönetmen, senarist, kadın oyuncu ve kurgu dallarında ödüle layık görüldü.
Avukat Rita’yla Manitas arasındaki işbirliğini dans ve müzikle anlatan film, aynı zamanda Cannes’da dört başrol oyuncusuna birden en iyi kadın oyuncu ödülünü getirdi ve ana yarışmada iki ödül birden kazanan nadir filmlerden biri oldu. Emilia Peréz, Fransa'nın Oscar adayı.
Harvard Üniversitesi’ne Taylor Swift dersi
Dünyanın en köklü üniversitelerinden Harvard’ta 2023 sonunda 2024’ün müfredatını da etkileyecek bir düzenleme yapıldı: Okula bir Taylor Swift dersi konuldu.
35 yaşında dünya çapında bir fenomen olan Taylor Swift’in çalışmaları, kariyeri, onun hakkında yapılmış incelemeler dersin konusunu oluşturuyordu. Dersi vereceğini açıklayan Profesör Stephanie Burt, bunu düşünme nedenini şöyle özetliyordu:
“Ben bir edebiyat eleştirmeniyim. Çoğunlukla, bireysel sanat eserleri ve sanatçıların bunu nasıl ele aldığı üzerine yazıyor, ders veriyorum. Taylor Swift gerçekten bu tür bir ilgiyi hak ediyor mu? Bunu incelemek de bu dersin bir parçası.”
Afgan kadınlarının sesi
Afganistan’da 2021 yılında yönetime gelen Taliban, kadınların toplum içinde duyulacak sesle konuşmasını yasakladı. Ayrıca kadınların evlerinin dışında yüzlerini göstermesi de tamamen yasaklandı. “Erdemli olmayı teşvik etme ve ahlaksızlığın ortadan kaldırma” amacı taşıyan yasalar, Birleşmiş Milletler tarafından kınandı.
Yasa kadınların “acil” durumlar dışında sokağa çıkmasını da yasaklıyor. Afgan kadınlar yasayı “yaşarken ölmek” olarak tanımlayarak, her şeye rağmen direnmeye çalışacaklarını duyurdu.
Burka altında şarkı söylemeye, şiir yazmaya ve bunu dünyaya duyurmaya devam ettiler. Bu onların hayatlarına mâl olabilecek kadar büyük bir tabu.
İranlı kadınların direnişi sürüyor
Kadınlar, İran’da yaşam haklarını savunmak için 2024 yılında da sokaktaydı. 3 Kasım 2024’te Tahran’daki İslam Azad Üniversitesi’nin kampüsünde iç çamaşırlarıyla dolaşan kadının görüntüleri sosyal medyada yayımlandı.
İranlı yetkililer “Akıl sağlığı yerinde değil” dese de İran’daki öğrenci hareketinin Amir Kabir adlı haber bülteni kadının eylemini başörtüsü zorunluluğuna ve üniversite güvenlik görevlilerinin muamelesine karşı bir protesto olarak nitelendirdi. Bültende genç kadının Besic adı verilen İslam Devrimi Muhafızları Ordusu'na bağlı gönüllü gençlerden oluşan kuvvetler tarafından taciz edildiği ve güvenlik güçleri tarafından kıyafetlerinin yırtıldığı bildirildi. Bunun ardından, kadının tüm kıyafetlerini çıkararak protestoya başladığı aktarıldı. Kadın gözaltına alındı.
Uluslararası Af Örgütü'nün İran şubesi, X hesabından, “İranlı yetkililer, 2 Kasım’da, İslami Azad Üniversitesi’ndeki güvenlik yetkilileri tarafından zorunlu başörtüsüne yönelik tacize karşı protesto amacıyla kıyafetlerini çıkardıktan sonra şiddetle tutuklanan bir öğrenciyi derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakmalıdır” çağrısında bulundu.
Gazze’nin dirençli kadınları
Filistin’de yaşananlara karşılık Gazze’deki kadınların mücadelesi, yalnız 2024’ün değil, dünya tarihinin de en etkileyici olaylarından biri olarak anılacak gibi duruyor.
Filistin’e destek vermek için dünyadaki kadınlar harekete geçti. 26 yaşındaki Türk-Amerikan vatandaşı Ayşenur Ezgi Eygi, 6 Eylül günü, işgal altındaki Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilere karşı katıldığı bir protestoda İsrail güvenlik güçleri tarafından öldürüldü.
- İklim aktivisti Greta Thunberg, Nobel Edebiyat ödülü sahibi Sally Rooney, Annie Ernaux, Rachel Kushner ve Arundhati Roy, oyuncu Susan Sarandon Filistin’e desteğini açıklayan ve bu yüzden kariyerinde de eleştiri alan isimler arasında yer aldı.
Thunberg, eleştirileri, “...ezilenlerin, özgürlük ve adalet için mücadele edenlerin sesine kulak vermeliyiz” sözleriyle karşılarken, yazarlar tarafından yayımlanan bildiride “21. yüzyılın en derin ahlaki, politik ve kültürel krizine sessiz kalamayız” denildi.
Gazze’de bir yıldır yaşama mücadelesi veren ve yaşadıklarını ablasıyla çektikleri videolarda anlatan 10 yaşında bir kız çocuğu var: Renad Ataullah. Deir el-Balah'da yaşayan 10 yaşındaki Renad'ın Instagram üzerinden paylaştığı yemek videoları bir yıldır kaos, açlık ve ölümle mücadele eden insanlara umut ışığı oluyor.
Her zaman yemek yapmaya meraklı olan Renad, savaş sonrası yiyecek hiçbir şey kalmamışken bir yardım kutusundan çıkan şekeri bulunca büyük bir sevinç duymuş. Zaten onun yemekleri, savaş koşullarında ne bulunursa onunla yapılıyor. Mutfakları, malzemeleri yok. Videolar sık sık bombalama sesleriyle kesiliyor. Renad’ın hesabını ablası Nourhan Ataullah yönetiyor. Nourhan, 25 yaşında ve bir eczacı. İki kardeş yaşadıkları zorlukları hem tarihe not düşmek kaygısıyla hem de insanlara ulaşabilme mutluluğuyla paylaşıyorlar.
2024 bu kadınların yılı oldu. Umarım 2026 derlemesinde daha iç açıcı haberlere yer açabiliriz.
2025’i Renad’ın video açılışındaki gülümsemesiyle karşılayalım: Merhaba!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
ABD'nin New Orleans kentinde yılbaşı kutlamasına araçlı saldırıda en az 10 kişi öldü. Rus gazının Ukrayna üzerinden AB ülkelerine sevkiyatı durduruldu.
02 Oca 2025

YAZARLAR

Ayça Örer
Editör ve yazar. 1998'den itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde yazdıktan sonra 2003 yılından itibaren profesyonel gazeteciliğe geçiş yapan Örer; Kanal D, Anka Haber Ajansı, bianet, Taraf, Radikal, Ot Dergi ve Tuhaf Dergi’de röportajlar, izlenim haberler ve özel haberler hazırladı.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





