Bol filtreli hayvan zulmü

Sosyal medyada "evlat edinilen" yaban hayvanlarının yeni yaşamlarına şahit olmak eğlenceli olabilir ancak izlediğimiz 30 saniyelik sekansların ötesinde bu hayvanların nasıl yaşamlar sürdüğünü düşünüyor muyuz?

Yazı: Deniz Aytekin

Salvador Dali, 1969 yılında Paris metrosunun merdivenlerinden elinde tasmasının sapını tuttuğu karıncayiyenle çıktığında sanat tarihinin en ikonik fotoğraflarından birini vermişti. İki yıl sonra, 1971 yılında konuk olduğu bir televizyon programına bu kez daha küçük bir karıncayiyenle katılan sanatçı, hayvanın korkudan diğer konukların arkasına saklanmaya çalıştığı anlarda uzun ve yapışkan dilleri nedeniyle karıncayiyenleri çok sevdiğini, bu hayvanların “melek gibi” olduğunu anlatıyordu.

Dali, hayatı boyunca eserlerinde ilham kaynağı olarak kullandığı hayvanlarla etkileşim hâlindeydi. New York’ta omzunda bir horozla ortaya çıktı, Paris Hayvanat Bahçesi’ndeki bir gergedanın kafesine girerek resmini yaptı, bir başka gergedanla burun buruna poz verdi. Evinde beslediği oselo kedisi Babou’yu gittiği restoranlarda, sosyal etkinliklerde hatta cruise seyahatlerinde yanından ayırmadı.

Bir zamanlar Amerika’nın tamamına yayılan oselo kedileri, şu anda yalnızca Teksas’ın bazı bölgelerinde bulunuyor ve 2022 yılında yayımlanan bir raporda türe ait yalnızca 25 bireyin kaldığı belirtiliyor.

Bu benekli vahşi kedilerin yok olmasının en önemli nedenlerinden biri 1960-80 yılları arasında yükselen yasa dışı hayvan ve kürk ticareti. 20 yıllık bu süreçte resmî olarak 566 binden fazla oselo kürkü satıldı. Babou’nun nasıl bir yaşam sürdüğüne kaynaklarda değinilmese de Dali’nin oyuncu dostu Carlos Lozano, doğal yaşam alanından koparılan bu yaban hayvanı hakkındaki endişesini şöyle dile getirmişti:

"Onu [Babou] gülümserken sadece bir kez gördüm. O da kaçtığı ve Meurice'deki [Dali’nin müdavimi olduğu otel] konukların sıçanlar gibi dört bir yana kaçışmasına neden olduğu gündü."

Dali’nin etkisiyle yarım yüzyıl önce tüm dünyanın hayretler içerisinde tanık olduğu insan-yaban hayvanı etkileşimi (ya da bize yansıtılan biçimiyle "dostluğu") bugün Instagram’da biraz zaman geçiren hemen herkesin karşısına çıkan bir trende evrilmiş durumda. Evinde yılandan domuza, vahşi kedi türlerinden rakuna, kirpiden kaplana, tilkiden ayıya farklı türlerde yaban hayvanları besleyen binlerce kişi her gün komik, sevimli, duygusal bazen de korkutucu hayvan videoları üretiyor ve bu hayvanların hikayelerini anlatıyor. Hikayelerin çoğu da benzer şekilde başlıyor:

“Bir gün arabayla giderken yol kenarında bacağı kırık bir kuzu buldum…”, “Ormanda gezinirken kimsesiz yavru bir kirpiye denk geldim…”, “Sabah uyandığımda bahçede bulduğum yavru ceylan bir daha asla evimizi terk etmedi…”

Anlatılan hikaye bağlamında bu hayvanların yeni ve sıcacık yuvalarındaki o çok tatlı yaşamlarına şahit olmak evet çok eğlenceli ancak bir etkileşim daha almak uğruna her türlü kandırmacaya başvurmanın mübah olduğu bu çağda izlediğimiz 30 saniyelik sekansların öncesinde ve sonrasında neler yaşandığı muallak.

  • Tabii bu internet ünlüsü kedi ve köpekler gibi evcil hayvanlar için de geçerli ancak yaban hayvanlarının doğası gereği farklı ihtiyaçları ve alışkanlıkları var, dolayısıyla birçoğunun bize ruha dokunan müzikler eşliğinde sunulan mutlu mesut yaşamlarının gerçeği yansıttığını söylemek zor.

YAZININ DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

🦔 'Evcil' yaban hayvanları, müsilajın dönüşü

Sosyal medyada yayılan "evcil yaban hayvanları" akımını gündeme alıyor ve bu trendin hayvanlar üzerine etkilerini inceliyoruz. Marmara'ya dönüş yapan müsilaj ve WEF'nin küresel riskler raporunda iklim krizinin yükselişi de bültende.

18 Oca 2025

İLGİLİ OKUMALAR