25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü

Türkiye'nin en yakıcı sorunlarından biri kadına yönelik şiddet. Ancak resmî kurumlar, uzun yıllardır bu konuyla ilgili veri üretmiyordu. 10 yıl sonra TÜİK ve Aile Bakanlığı'nın ortak çalışması sonrası açıklanan “kadına yönelik şiddet verileri” ise kadın örgütleri tarafından kendi verileriyle uyuşmadığı gerekçesiyle eleştiriliyor.
Yazı: Melisa Gülbaş
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü, dünyanın birçok yerinde kadınların eşitsizlik, ayrımcılık ve şiddete karşı ses yükselttiği bir gün olarak kutlanıyor. Kadınlar, yaşamın her alanında karşılaştıkları şiddetin önlenmesi için devlet kurumlarını sorumluluk almaya ve yasaları etkin bir şekilde uygulamaya çağırıyor.
- Türkiye’de ise kadına yönelik şiddetin verileri dahi olması gerektiği gibi düzenli ve şeffaf şekilde tutulmuyor. Fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddetin yanı sıra yaşam hakları da sistematik olarak hedef alınan kadınlara dair politikaların olumlu ya da olumsuz sonuçlarını ölçmek de bu nedenle neredeyse imkansız hâle geliyor.
Öte yandan: İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması, Medeni Kanun ve 6284 sayılı yasa gibi temel güvencelere yönelik söylemler, toplumsal cinsiyet eşitliğini reddeden politik yaklaşımlar ve aileyi merkeze alan anlayış, kadın örgütlerine göre şiddeti daha da derinleştiriyor.
10 yıl sonra açıklanan şiddet verileri
TÜİK ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 2014’ten bu yana ilk kez bu yıl Türkiye’de kadına yönelik şiddete ilişkin bir araştırma yayımladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ülke genelinde 18 bin 275 kadınla yüz yüze görüşüldüğünü söyledi. Dijital şiddet ile son 12 aylık dönemdeki ısrarlı takip de kapsama ilk kez dahil edildi.
"Türkiye'de Kadına Yönelik Şiddet Araştırması 2024" verilerine göre kadınların %28,2’si psikolojik, %18,3’ü ekonomik ve %12,8’i fiziksel şiddete maruz kalıyor.
- Evli kadınların %26,4'ü psikolojik, %19,9'u ekonomik, %11,6'sı ise fiziksel şiddet görüyor.
- Boşanmış kadınların ise hayatlarının herhangi bir döneminde çok daha yüksek oranda psikolojik ve ekonomik şiddete maruz kaldığı görülüyor. Boşanmış kadınların %62,1’inin psikolojik, %42,5’inin ekonomik, %41,5’inin fiziksel şiddet gördüğü belirtilen raporda, hiç evlenmeyen kadınlar arasında ise dijital şiddet (%14,2) ve ısrarlı takip (%13,4) öne çıkıyor.
- Araştırmada, ısrarlı takibe uğrayan kadınların %39,6 oranında "yabancı biri", %32,1 oranında ise eski eş ya da eskiden birlikte olduğu kişiler tarafından takip edildiği ifade ediliyor.
- Eğitim durumuna göre bakıldığında ekonomik şiddetin herhangi bir okul bitirmemiş kadınlarda %31,8 ile en yüksek seviyede olduğu; yükseköğretim mezunlarında ise bu oranın %8,9’a düştüğü kaydediliyor.
‘TÜİK’in açıkladığı veriler bizim verilerimizle uyuşmuyor’
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun (TKDF) Ekim 2025 raporuna göre ise 2025’in ilk 10 ayında 317 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Cinayetlerin %63,5’i, kadınların evlerinde işlendi. En yaygın öldürme yöntemi ateşli silahlar oldu. Raporda, “Yaş aralığına bakıldığında, katledilen en genç 17 yaşında, yaşça en büyük ise 69 yaşındadır. 36-50 yaş aralığındaki kadınlar, %48 ile en yüksek orana sahiptir” denildi. Anıt Sayaç’ın verilerine göre ise 2025’in ilk 11 ayında en az 411 kadın öldürüldü.
Kadın örgütleri, uzun yıllardır kendi imkanlarıyla çetelesini tuttukları şiddet ve cinayet verilerine dayanarak TÜİK ve Bakanlığın verilerinin eksik olduğunu söylüyor ve "Paylaşılan verilerle kadına şiddet ve cinayet verileri ile örtüşmüyor" diyorlar.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Şiddetle mücadele mekanizmaları, kadın olmanın namevcut verileri, 11. Yargı Paketi'nde af, küresel ölçekte üç gelişme, 10. yılında Tahir Elçi'nin son konuşması ve barış çabalarında kültürel mirasın rolü.
28 Kas 2025

İLGİLİ OKUMALAR


