Barış görüşmelerinin gölgesinde savaş tamtamları

Son haftalarda Rusya-Ukrayna Savaşı’nda barış ihtimalinin yeniden gündeme gelmesi teoride umut verici görünüyor. Ancak masada konuşulanlar, konuşulmayanlar ve masanın dışında yaşananlar arasındaki uçurumlar, Avrupa başkentlerinde tam tersi bir ruh hâli yaratmış durumda. Peki Avrupa için ABD’siz bir savaş gerçekten mümkün mü? Ve son dönemde Avrupa'da görülen hazırlıklar bunun işareti mi?

Yazı: Gülener Kırnalı

Son haftalarda Rusya-Ukrayna Savaşı’nda barış ihtimalinin yeniden gündeme gelmesi teoride umut verici görünüyor. Ancak masada konuşulanlar, konuşulmayanlar ve masanın dışında yaşananlar arasındaki uçurumlar, Avrupa başkentlerinde tam tersi bir ruh hâli yaratmış durumda. Avrupa’da savaş ihtimali hiç olmadığı kadar konuşulur hâle geldi. Barış konuşmaları ile savaş tamtamları arasında gelgitli bir seyir izliyoruz.

Tabii bu garabetin baş aktörleri arasında Trump ve Putin gibi ne yapacağı öngörülemeyen muktedirleri saymak lazım. ABD’nin barış görüşmelerini Avrupa’yı büyük ölçüde dışarıda bırakarak yürütmesi, Trump’ın “kendi anlaşmasını yaptığı” algısı, Putin’in sertleşen açıklamaları ve eşzamanlı olarak Avrupa genelinde artan askerî teyakkuz, kalıcı bir barıştan ziyade yaklaşan bir sıcak savaş ihtimalini daha görünür kılıyor.

  • Üstelik ABD’nin geçen hafta açıkladığı Ulusal Güvenlik Belgesi ve bu belgenin Avrupalılar açısından “dosta korku, düşmana güven veren” bir belge olması Avrupa’nın endişelerine tuz biber ekti.

Tabii bu sürprizlerle dolu dinamikten neler çıkacağını tahmin etmek güç: Bir sabah kısa vadeli de olsa bir barış anlaşmasına uyanabiliriz. Keza bu satırların yazıldığı pazartesi gününde Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, apar topar Londra’ya gidip İngiltere Başbakanı Starmer, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Almanya Şansölyesi Merz ile dörtlü bir zirveye katıldı. Ardından da Brüksel’e dönüp AB ve NATO yetkilileriyle görüşen Zelenski, Avrupa kanadındaki görüşmelerde Avrupa ile ABD’nin planları arasında bir uzlaşı göremedi ve hepimizin bildiği şu kritik denklemi tekrarladı:

“Ukrayna ile Avrupa’nın birlik içinde olması kadar hayati öneme sahip olan bir şey varsa o da Ukrayna, Avrupa ve ABD’nin birlik içerisinde olmasıdır.”

Ama şu anki hâliyle olayların seyri, Ukrayna için kısa erimli bir ateşkesin ya da barışın umuduna sarılmaktan öteye gidemiyor. Ne var ki bu manzara, savaşın yükünü taşıyan Ukrayna’nın yanı sıra varoluşsal tehditlerine odaklanmış Avrupa kıtası için de hiç ümitvar değil.

Güvensizliğin siyasi, toplumsal, askerî yansımaları

Avrupa bildiğimiz “2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa” olmaktan çıktı. Sıcak savaş tehdidiyle tabiri caizse kimyası ve psikolojisi sekteye uğrayan Avrupa, perspektifini ve dilini bütünüyle değiştirmiş durumda. Henüz birkaç yıl öncesine kadar savunma tartışmalarını “stratejik özerklik” gibi soyut kavramlar üzerinden yürüten Avrupa Birliği, 2025 itibarıyla çok daha somut kavramlarla konuşuyor: Yeniden silahlanma, mühimmat üretimi, sivil savunma, savaş ekonomisi...

  • Stockholm International Peace Research Institute verilerine göre Avrupa’da askerî harcamalar 2024’te %17 artarak Soğuk Savaş sonrası dönemin en sert sıçramasını yaptı ve bu artış bir istisna değil, kalıcı bir trend. 2025 verileri bunun da üzerinde olabilir.

Bugün sorulması gereken soru şu: Avrupa barış ihtimalinin zayıfladığı bir dönemde, ABD’den bağımsız olarak Rusya’yla sıcak bir savaş ihtimalini gerçekten ciddiye mi alıyor? Yoksa bu hazırlık, daha çok psikolojik ve politik bir alarm hâlinin ürünü mü? Kısaca cevap vermek gerekirse Avrupa son haftalarda havadan nem kapmadı, mesnetsiz ve fevri bir alarm tartışmasına kapılmadı; epeydir sıcak savaş ihtimaline yönelik sistematik bir hazırlık içerisinde.


YAZININ DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

🧮 Yılın özeti, Avrupa'da savaş sesleri

Türkiye'nin 2025 yılı, Avrupa'da kıta savaşı ihtimali, gençlere yönelik hak ihlalleri, Trinidad ve Tobago'nun ABD desteği ve Suriye tarihine ışık tutan iki belge.

12 Ara 2025

🧮 Yılın özeti, Avrupa'da savaş sesleri

İLGİLİ OKUMALAR