Savaşın gölgesinde barışmak mümkün mü?

Dört yanımızda savaşın patlak verdiği bu günlerde, Türkiye’nin bir endişesi de İran içindeki muhalif Kürt unsurların rejime karşı harekete geçmesi. Sadece Ankara değil, Suriye, Irak ve Türkiye’deki Kürtler ve siyasetçiler de gelişmeleri yakından takip ediyor. Şu anda ihtimaller "İran’da rejim yıkılır mı ayakta kalır mı" sorusunda kilitleniyor. Öte yandan bir toplumsal mutabakat ortamı yaratmak için atılabilecek basit adımlar da var.
Yazı: Gökçer Tahincioğlu
Uzun süredir sesler birbirine karışıyor. Klavyenin başında ölümlerden ölüm beğenmek kadar bir savaşı yorumlamak.
Haber bültenlerinin belki de en kötü yanı, bir zaman dilimi içerisine bin bir olayı sıkıştırma zorunluluğudur. İnsanın bir hayatı olduğu, bir istatistikten, bir cenaze görüntüsünden ibaret olmadığı, güldüğü, ağladığı, bir şeyleri çok sevdiği, baharı beklediği, kışın çok üşüdüğü, o gece uyuyamadığı, geçen sene bu zamanlar çok daha rahat uyuduğu, hepsi, tamamı birden yok olur, görünmez olur bültenlerde.
- Belki daha geniş zamanlarda, daha az insanın öldüğü, her şeyin ama her şeyin daha az olduğu günlerde biraz daha yer ayırmaya vakit kalır. O zaman belki biraz daha anımsanır bir istatistik hâline gelirsiniz.
Seslerin birbirine karışmasının en büyük kötülüğü, kimsenin ses duymaya tahammülü kalmaması gibi bir sonuç üretmesidir. Bir isyanı, bir yardım çığlığını, sessiz bir ağlamayı, sessiz bir terk edişi, sesli bir kavuşmayı hiçbirini duymak istemez hâle gelir kalabalık. Göç etmek zorunda kalanı, kalmak zorunda kalanı, ölmek zorunda kalanı…
Giderek sertleşir bütün yorumlar, giderek tahammülsüzleşir, giderek karşıyı umursamaz hâle gelir. Dünyanın kendinden ibaret olmasını ister herkes. Aksini düşünen yok olmalıdır.
Türkiye, uzun bir süredir “barışmaktan” söz ediyor. Her ne kadar “barış” sözcüğü hâlâ sakıncalı bulunsa da yerine “münfesih”, “kardeşlik”, “terörsüzlük” gibi kavramlar konulsa da işin özü aslında değişmiyor. Dünyada bunun nasıl yapıldığının, yapılacağının örnekleri var.
Bu nedenle, ülkenin en milliyetçi partisinin, MHP’nin lideri Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başlatılan bu sürecin başından bu yana neden başlatıldığı, nereye evrileceği tartışma konusu.
Suriye’de Esad rejiminin devrilmesinin ardından bu tartışma yeniden alevlenmişti. Şam yönetimi ile SDG arasındaki çatışmalar sırasında ise tartışma alevlenmekle kalmadı, ipler neredeyse kopma noktasına geldi.
Suriye’de tansiyon şu anda düştü. Tarafların yeniden çatışma noktasına gelip gelmeyeceklerinin garantisi yok ama en azından Türkiye’deki sürecin sürdürülmesinin önünde Suriye şu aşamada engel olarak durmuyor.
Buna paralel olarak da TBMM’de oluşturulan komisyonun raporu doğrultusunda ilk yasal adımların atılacağı söyleniyor. Adalet Bakanı Akın Gürlek ile DEM Parti heyeti arasında yapılan görüşmelerden sonra, bayram sonrasında komisyonun gündemine ilk yasal düzenlemenin gelebileceği yorumları yapıldı.
İlk yasal düzenlemelerin de “eve dönüş” ve “cezaevleri” konusunda olması bekleniyor. Bu yasal düzenlemelerin çıkması kadar, düzenlemelerin içine konulacak basamaklar da önemli. Zira TBMM Komisyonu’nun hazırladığı raporda, tüm bu adımlar, örgütün gerçekten silah bırakması şartına bağlanmıştı. Özellikle eve dönüş konusunda kapının açılması ancak özellikle örgüt yöneticileri konusunda farklı bir teyit mekanizmasının izlenmesi bekleniyor.
Cezaevlerinde ise özellikle hasta ve yaşlı hükümlülere yönelik koşulların ele alınması öncelikli başlık. Bu kişilerin tahliyelerinin ya da ev hapsine alınmalarının kolaylaştırılması söz konusu olacak.
Elbette bu aşamada, İmralı’daki Abdullah Öcalan’ın durumu da tartışılacak. Özellikle ev hapsi konusunda atılacak her adımda İmralı’nın durumu ve MHP tarafından da sürekli gündeme getirilen statüsü konuşulacak.
Ancak aslında adım atılması için herhangi bir düzenlemeye ihtiyaç bulunmayan AİHM ve AYM kararlarının uygulanması konusunda bir gelişme yok.
Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala konusundaki AİHM kararları yıllardır uygulanmayı bekliyor. Ancak bu kararlar uygulanmadığı gibi Danıştay 5. Daire, “Barış Akademisyenleri” konusunda Anayasa Mahkemesi kararının kendisi için bağlayıcı olmadığını ilan edebiliyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Gölgesi olmayan siyasetçi Hamaney, savaşın ortasında barış ihtimalleri, Libya'nın Kleopatrası, Türkiye'ni faili meçhul karnesi, Küba muamması, Macron'un hatırlatması, iklim göçleri.
06 Mar 2026

İLGİLİ OKUMALAR


