Makinelere karşı değil onunla aynı sahnede

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Söyleşi: Eda Solmaz

İsviçreli davul virtüözü Jojo Mayer, 1990'lı yıllardan bu yana elektronik müzik ile akustik davul arasındaki sınırları araştıran müzisyenlerden. New York’ta doğan NERVE ile jungle, drum’n’bass ve house gibi elektronik müzik türlerinin programlanmış ritimlerini akustik davulda gerçek zamanlı olarak yeniden kuran Mayer, “reverse engineering” adını verdiği bu yaklaşımı son yıllarda da ME/MACHINE ile insan ve makine arasındaki etkileşime taşıdı.

  • Mayer, 11 Eylül Cuma akşamı Terminal Kadıköy’deki Komünite’de sahnelediği projede, çaldığı ritimleri, dinamikleri ve yoğunluğu anlık olarak analiz edip ona karşılık veren üretken bir sistemle doğaçladı.

ME/MACHINE’in çıkış noktası, Mayer’in 2019’da Londra’da Brian Eno ile yaptığı deneysel bir kayıt seansıydı. Pandemi sırasında programlama öğrenerek kendi sistemini geliştiren Mayer’le makinenin doğaçlamadaki rolünü, tesadüf ve hatanın yaratıcılık için neden vazgeçilmez olduğunu ve dijital çağda insan yaratıcılığını makineden ayıran şeyin ne olduğunu konuştuk. O da bize teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Me/Machine projeniz tam olarak nedir ve sizin için neden bu kadar önemli?

Başlangıç noktası, Londra’da Brian Eno ile yaptığım deneysel bir kayıt seansıydı. Üretken (generative) sistemlerle ilk kez orada, bu alanın öncülerinden biri olan Brian Eno sayesinde tanıştım. Davul setimi sistemine bağladı ve yaptıklarımızı işitince “Bir yılım olsa bunu nasıl yapacağımı öğrenir ve kendim için böyle bir makine yapardım” dedim. Bu 2019’daydı ve sonra pandemi başladı.

Pandemi sırasında herkes bir bekleyiş içindeydi. Birkaç ay geçince bu sürecin uzun süreceğini anladım; ben de dairemde yazılımlarla deneyler yapmaya başladım; bu sistemleri nasıl programlayacağımı öğrendim.

Birkaç ay sonra, yani nispeten hızlı bir şekilde yeni fikirler üretmeye başladım. Bir yılın sonunda çalışan bir sisteme sahip olmuştum. İkinci yılın sonunda ise neredeyse tamamlanmıştı ve sahne almaya başladım. Sistemin çalışma biçimine gelirsek... Bu interaktif bir sistem. Temel olarak makine benim çaldıklarıma tepki veriyor. Yani davul çalmam makine için girdi oluyor.

Çaldığım ritimler sisteme giriyor ve makine bunu dinamikler, yoğunluk, ifade biçimi gibi birtakım temel değerler üzerinden analiz ediyor. Temelde bilgisayar dinliyor diyebiliriz. Aslında gerçekten “dinlemiyor” tabii. Ama onu insanlaştıracak olursak makine benim ne yaptığımı dinliyor ve benim çaldıklarıma bağlı olarak benimle hareket ediyor.


YAZININ DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🥁 Makineyle doğaçlama, öfkenin kanatları

Jojo Mayer, ME/MACHINE ile makinenin doğaçlamadaki rolünü ve insan yaratıcılığını nerede aradığını Eda Solmaz’a anlattı. Tuba Büdüş, "Furious"ta kadın öfkesinin kadından kadına geçen kanatlarının izini sürdü.

14 Eyl 2026

Da Vinci Akademi ile birlikte

İLGİLİ OKUMALAR