ABD’de ara seçimler: Cumhuriyetçilerin hayal kırıklığı

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
ABD'de 8 Kasım günü ara seçimler gerçekleşti. Bu ara seçimlerde ABD Temsilciler Meclisi'nin tümü (435 koltuk) ve ABD Senatosu'nun 100 koltuğundan 35'i için adaylar oylandı. Oy sayımları için eyaletlerin farklı kuralları olduğundan dolayı bütün sayımlar hâlâ tamamlanmış değil.
14 Kasım gecesi itibarıyla, kesin sonuç olmamakla beraber, Demokrat Parti Senato seçimlerini kazanmış görünüyor. Cumhuriyetçi Parti ise Temsilciler Meclisi'nde çoğunlukta. Oy sayımlarının bitmesiyle 118'inci ABD Kongresi belirlenmiş olacak.
Bu yazıda ara seçimlerle ilgili genel durumu özetlerken Pensilvanya'da Mehmet Öz'ün adaylığını ve bir sonraki başkanlık seçimleriyle ilgili neler bekleyebileceğimizi değerlendireceğim.
"Kırmızı dalga" olmadı
Politico editörü Scott Bland, Demokratların özellikle Arizona ve Nevada eyaletlerinin oyları ve Pensilvanya'daki Cumhuriyetçi Parti desteğinin terse dönmesiyle Senato'yu Demokratların kazandığını ifade ediyor. Ara seçimlerde genelde muhalefette olan partinin oyları daha fazla olduğu için Demokrat Parti hükümeti sırasında yapılan bu ara seçimlerde "kırmızı dalga" bekleniyordu. Enflasyon, enerji fiyatları ve Ukrayna'nın işgali de bu beklentiyi artırıyordu. Fakat birçok yorumcu, net bir Cumhuriyetçi Parti desteği yerine hem Senato'da hem de kıran kırana bir seçim dönemi olduğunun altını çiziyor.
Cumhuriyetçi Parti'nin düşük performansı
Son dönemlerin ABD siyaseti gündemi göz önünde bulundurulduğunda Cumhuriyetçi Parti oylarının beklenenden düşük kalmasının nedeni olarak Demokrat Parti'nin Cumhuriyetçilerin aşırıcı politikalarını ve demokratik değerlere saygı göstermemesini vurgulayan seçim kampanyası gösterilebilir. Bunun yanında önceki ABD Başkanı Donald Trump'ın 2024'te bir daha aday olma ihtimali ve Cumhuriyetçi Parti gündemindeki kürtaj yasağı da bir kısım seçmeni Demokrat Parti'ye yaklaştırmış ve "kırmızı dalga" görüntüsünü engellemiş olabilir. Son olarak, seçmen katılımının ikinci en yüksek sayıdaki grubunun, çoğu Demokrat Parti seçmeni olan 18-29 yaş grubu olması yine Cumhuriyetçi Parti'nin düşük performansını açıklayan faktörlerden biri.
Demokrat Parti’nin ajandası tehlikede
Öte yandan, ABD siyasetinin güçler ayrılığı ilkesine göre oluşturulmuş sisteminden dolayı, Demokrat Parti'nin Senato'nun yanında Temsilciler Meclisi'ni de kontrol edememesi, hükümetin yasama yetkisine Cumhuriyetçi Parti'nin müdahale etmesini sağlayacak. Eğer Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi Parti'nin çoğunluğunda kalırsa, Demokrat Parti ve Başkan Biden, görevinin ilk iki yılında hazırlayıp takip ettikleri ajandaya bağlı kalmakta zorlanacak. Özellikle de çevre ve sağlık gibi sosyal programların ve kürtaj, eğitim ve oy verme hakları gibi reformların hayata geçirilmesinde zorluklar yaşanacak. İki parti son dönemde silah kontrolü ve teknoloji alanında yatırım konularında benzer pozisyon alsalar da Demokrat Parti'nin en çok üzerinde durduğu sosyal programlar ve kürtaj hakkının karşısında Cumhuriyetçi Parti'nin odağında bütçe kısma, sınır güvenliği, kanun yaptırımı harcamaları ve fosil yakıt üretimi var.
Doktor Öz'ün hayal kırıklığı
Pensilvanya eyaletinde Senato seçimlerinde Mehmet Öz ve John Fetterman yarıştı. Seçim kampanyası sırasında sağlık sorunları yaşayan Fetterman, iyileşene kadar video üzerinden kampanyaya devam etti. Demokrat Parti adayı olarak kazanan Fetterman, uzun zamandır ilk defa yer açılan Pensilvanya senatörleri arasında yer alacak. Seçim kampanyaları süresince özellikle Demokrat Parti, Öz'ü "Trump’ın desteklediği aday" olarak tanımladı. Öz, sunduğu televizyon programı The Dr Oz Show dolayısıyla ABD'de yaygın olarak tanınan, fakat profesyonel sağlık çalışanlarına karşı izleyicilerde kuşku uyandırması ve verdiği hatalı diyet önerileriyle de eleştirilen bir figürdü.

The Philadelphia Inquirer
Trump destekli adaylar düşüşte, Trump'ın işi zorlaştı
Mehmet Öz gibi Trump'ın desteklediği başka adayların da beklenenden düşük performans göstermiş olması, kendisinin Cumhuriyetçi Parti'yi kontrol edip edemeyeceği sorusunu da beraberinde getirdi.
Bu konu özellikle 2024'te yapılacak başkanlık seçimleriyle bağlantılı olarak değerlendiriliyor. Tahminlere göre; Cumhuriyetçi Parti içinde başkan adaylığı yarışında Trump ve 44 yaşındaki Florida Valisi Ron DeSantis karşı karşıya gelecek. Geçen hafta konu hakkında konuşan Trump, "2024'te DeSantis adaylığı bir hata olur" diyerek şimdilik pozisyonunu korumaya kararlı olduğunu belli etti.
2024 seçimlerine kadar Trump ve DeSantis arasında oluşacak rekabeti daha net şekilde gözlemleyebilir, özellikle Trump'ın kişiliği dolayısıyla DeSantis'i zayıflatmak için aşırıya kaçan söylem ve hareketlerini görebiliriz. Fakat bu durumda parti üyelerinin ve parti tabanının desteğini de kaybedeceğini tahmin ediyorum. Kısacası 2024 seçimleri yarışından önce Cumhuriyetçi Parti içinde sıkı bir yarış olacak gibi duruyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
ABD ara seçimleri değerlendirmesi, son seçim anketleri, toplumsal cinsiyet eşitliği raporu
16 Kas 2022

YAZARLAR

Deniz Kaptan
Yazar @ Spektrum

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.

Bir partinin logosu, tek başına o partinin geleceğini belirlemez. Seçmen desteğini asıl şekillendiren; partinin programı, liderliği, örgütlenme biçimi ve toplumla kurduğu ilişkidir. Yine de logo, milyonlara ulaşmayı hedefleyen bir siyasi yapının kamuoyuna sunduğu ilk işaretlerden biridir. Peki Yeni Parti’nin logosu nasıl bir mesaj veriyor? Tasarımın güçlü yanları neler, hangi yönleri henüz tamamlanmamış görünüyor ve daha tutarlı bir görsel kimliğe dönüşmesi için neler yapılabilir?

Avrupa Merkez Bankası, radikal bir kararla euro banknotlarını baştan aşağı değiştirmeye hazırlanıyor. Bu kararla Avrupa, yalnızca yeni güvenlik özelliklerine sahip banknotlar tasarlamıyor; aynı zamanda gölgede kaldığını hissettiği bir dönemde kendini nasıl anlatmak istediğini de yeniden düşünüyor.




