ABD'de Türkiye'ye İHA ve SİHA yasağı talebi

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
ABD Kongresi’nin Temsilciler Meclisi’nden 27 üye ABD Başkanı Joe Biden’a yazdıkları mektupta, Türkiye’ye yapılacak İHA ve SİHA teknolojisi ihracatının durdurulması gerektiğini savundu.
10 Ağustos günü basına yansıyan mektup Türkiye’de hem hükümet yanlısı hem muhalif kimlikler tarafından tepkiyle karşılandı. 13 Mayıs'ta Spektrum'da Türkiye yapımı İHA ve SİHA’ların üretimini, finansmanını ve Türkiye için olası diplomatik sonuçlarını gözden geçirmiştim. Bu hafta ise diplomatik sonuçlarına bir örnek teşkil eden bu mektubu ve anlamını değerlendireceğim.
Kongre’den Biden’a ilk mektup değil: Bu yıl Mart ayında 170’den fazla Kongre üyesi Başkan Biden’a, Türkiye’de insan hakları meselelerine vurgu yapması gerektiğini ve Mayıs ayında da 1915 olaylarını Ermeni Soykırımı olarak ilan etmesi gerektiğini belirten birer mektup gönderdi. 9 Ağustos'ta gönderilen mektubun öncüleri olan Demokrat David Cicilline ve Cumhuriyetçi Gus Bilirakis, Temmuz ayında da yine benzer bir mektup kaleme alıp Türkiye'ye drone teknolojisi ihracatının durdurulmasını istedi. En son gönderilen mektup ise yine hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi temsilcilerin imzasını taşıyor ve Türk İHA ve SİHA’larının ABD açısından önem verilen çatışma bölgelerinde “istikrarsızlık kaynağı” yarattığını belirtiyor. Mektubun tarihi ayrıca, Türkiye-Rusya arasında ikinci S-400 anlaşmasının yakında imzalanacağının konuşulduğu günlere denk gelmesi açısından da dikkat çekici.
Mektubun içeriği: Mektupta, teknolojinin ABD çıkarlarına aykırı olarak “Azerbaycan tarafından Ermeni sivillere karşı ve Türkiye tarafından ABD ile birlikte IŞİD'e karşı mücadele eden Kürt güçlere karşı" kullanıldığı, ayrıca Libya iç savaşında da yer aldığı ifade edildi. Bu ifadelerin çelişkili olduğu açık. Öncelikle, Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan tarafından kullanılan SİHA’lar askeri kullanım için satın alındı. Türkiye, ABD destekli Kürt güçlerin milli güvenliğini tehlikeye attığını ve kendini korumak durumunda olduğunu hep söyledi. Son olarak da Libya iç savaşında ABD ve Türkiye aynı safta yer alırken Türkiye yapımı SİHA’lar, Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’ın desteklediği Hafter güçlerine karşı kullanıldı. İddia edilen tehdidin yanında, Bayraktar üretimi İHA ve SİHA’larda Amerikan teknolojisinin ve parçalarının kullanıldığını belirten mektup, tehlikenin ilerlemesini engellemek için ABD-Türkiye arası askeri teknoloji transferinin durdurulması gerektiğini savunuyor. Son olarak, halihazırda Türkiye ile ilişkiler konusunda, ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası'nın (CAATSA) uygulamaya sokulduğu hatırlatılarak şimdiye kadar yapılan teknoloji transferlerinin bu yasayı ihlal edip etmediğinin araştırılması isteniyor.
İmzalayanlar kimler: Mektubu imzalayan 27 temsilcinin daha önceki aktivitelerine bakıldığında, Biden’a gönderilen önceki mektuplarda da imzalarının olduğu, içlerinden 11 temsilcinin 2018 yılında Ermenistan’a yönelik 70 milyon dolarlık yardım paketi için imza verdiği görülüyor. Söz konusu mektupta da belirtilen "Artsakh" isimlendirmesi, imzalayanların tarihi ve diplomatik açıdan Ermeni gayelerine hassasiyet duyduğuna ve etnik lobilerin etkisine işaret ediyor. Mektubun öncülerinden Demokrat David Cicilline, 2018 yılında o dönem Ermeniler tarafından "Artsakh" adı verilen Dağlık Karabağ'daki bölgenin yönetiminden Başkanlık Minnet Madalyası aldı. Aynı yıl “Türkiye’nin Irak ve Suriye’deki ABD destekli güçlere karşı artan düşmanlığı ve Rusya’yla gelişen dostluğu dolayısıyla” Türkiye’ye F-35 satışının durdurulması için çıkarılan beyannamenin de öncülerindendi. Mektubun ikinci öncüsü Cumhuriyetçi Gus Bilirakis ise geçtiğimiz yıl Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’ya sunulan, Karabağ Savaşı’nda Türkiye’nin Azerbaycan’ı destekleyen rolünü kınayan ve derhal ateşkes ilan edilmesini talep eden mektubun ilk imzalayanlarındandı.
Yorumlar: Devlete ait Anadolu Ajansı'nda yazan Mehmet Kancı, “Beyaz Saray’a Türkiye aleyhtarı mektuplar yazmak ya da yasa tasarıları hazırlamak dönemin modası haline geldi” değerlendirmesinde bulundu. Murat Yetkin ise yayınında benzer şekilde “ABD politikasında Türkiye’yi kötülemenin moda haline geldiğini” belirtirken bunda “Türkiye’nin Erdoğan ile özdeşleştirilmesinin de payı olduğunu” da ekledi. Diğer yandan, Güney Kıbrıs ve Ermenistan gazetelerinde, mektup olumlu karşılandı ve "yerinde bir önlem" olduğu yazıldı. Gelinen noktada, uluslararası tavrı ve iç siyasetinin karakteristiği dolayısıyla oluşan imajın, Türkiye’nin kendini savunma amaçlı girişimlerinin bile tepki çektiğini görmek mümkün.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta Afganistan'da Taliban'a karşı halktan bir tepki yükselmemesinin sebeplerine, IŞİD-Horasan örgütüyle Taliban arasındaki farklara ve ABD'de Türkiye'ye İHA ve SİHA teknolojisi ihracatının durdurulması talebine odaklanıyoruz.
03 Eyl 2021

YAZARLAR

Deniz Kaptan
Yazar @ Spektrum

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




