afetlerde engelli haklarını konuşmak neden önemli?

Dildeki ayrımcılık davranışlarda, düşünce yapısında, politikalarda da devam ediyor.
afetlerde engelli haklarını konuşmak neden önemli?

Milyonlarca engellinin yaşadığı Türkiye’de ve bir milyara yakın engellinin yaşadığı dünyada engelli bireyler, uzun yıllardır sosyal, ekonomik, siyasal ve kültürel yaşama katılım engelleriyle karşılaşıyor. “Engelli” kelimesi de içinde engellenmişlik bulunduruyor. Bu tanımın sorumluluğu bireye yüklediğini ve engeli içselleştirdiğini söyleyenler de var. Bu sebeple engelli hakları alanında çalışan birçok kişi ve kurum “sakat” kavramını bir “hakaret” olarak görmek yerine bu varoluşu sahiplenerek ve engelin toplumda olduğu savunarak kullanmayı tercih ediyor. Bu kavramsallaştırma, sakatlığın toplumsal yönüne vurgu yapması, engeli sakat kişinin bedeninde değil, onu çevreleyen ve çerçeveleyen toplumsal örgütlenmede araması için önemli

Ayrımcılık dilde de başlıyor: “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.”, “Körle yatan şaşı kalkar.”, “Sağır duymaz, uydurur.”, “Eli ayağı düzgün olsun yeter.” vb. Belki farkında bile olmadan kullanmaya devam ettiğimiz,, üzerine düşündüğümüzde daha da fazlasını bulacağımız dilimize yerleşen engelliliği olumsuzlukla bağdaştıran ayrımcı ifadeler var. 

Bir yandan dildeki ayrımcılık davranışlarda, düşünce yapısında, politikalarda da devam ediyor. Engelliliği hiç düşünmeden yapılan planlamalar gibi engellilik durumunu yalnızca fiziksel engelliliği düşünerek de ele alabiliyoruz. Ele aldığımızdaysa davranışlarda, yaklaşımlarda ve politikalarda “acıma”, “merhamet etme”, “tektipleştirme”, “muhtaç görme”yi temele koyarak eşitlikçi, kapsayıcı ve hak temelli yaklaşımdan uzaklaşabiliyoruz.

Kapsayıcı bakış açısı olmadığında, ortaya çıkan resmin bir ucunda da “engellilere özel” mekanlar, programlar var. Örneğin yalnızca engelli çocuklar için açılan anaokulu. Engelliler yalnızca bu alanlara sıkışabiliyor. Kapsayıcı bir eğitim sisteminde ise engelliler herkesle aynı alanları paylaşabilmeli. Herkesin ihtiyaçlarını temele alan bir evrensel tasarım söz konusu olmalı. 

Engellilerin maruz bırakıldığı ayrımcılık; sağlık, eğitim, istihdam hizmetlerinden yararlanmalarını engellediğinden siyasette, ekonomi yönetiminde, medyada engelli temsili neredeyse sembolik düzeyde. Afetlerde ise durumun boyutu da değişiyor. Hâli hazırda herkesin kaynaklara erişemediği, ihtiyaçlarının karşılanamadığı bir noktada engelli olmak, mağduriyeti katmerlendiriyor. Tam da bu sebeple engellilerin ihtiyaçlarına, haklarına mikrofon uzatmak gerekiyor.

Her zaman söylediğimiz gibi: Ötekileştirilen tüm canlılar, hayvanlar, ağaçlar, kadınlar, çocuklar, mülteciler, engelliler, yaşlılar ve LGBTİ+’lar için acil durum önlemlerinin alınması, haklarının korunması bir lütuf değil bir hak ve gereklilik. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

#25: afetlerde engelli hakları hâli

eğitimde yirmi beşinci hâlimiz: afetlerde engelli hakları hâli.

24 Mar 2023

.

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR