Afganistan'da neler oldu, neler olacak?

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
1990’lı yıllardan beri dışarıdan aldığı desteklerle güçlenen, ABD işgaliyle yenilgiye uğramış olsa da 20 sene sonra daha güçlü şekilde geri dönen Taliban, Afganistan’ın yeni hâkimi. Mayıs ayında Joe Biden’ın ABD’nin Afganistan’dan çekileceğini açıklaması üzerine Taliban birçok bölgeyi kontrolü altına almış, geçtiğimiz pazar günü de Kabil’in kontrolünü ele geçirerek “Afganistan’da savaşın bittiğini, yönetim ve rejim biçiminin değişeceğini” belirtmişti.
Taliban’ın “Afganistan İslam Emirliği’nin” kurulacağını ilan etmesi, BAE'de olduğu ortaya çıkan Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin halkını âdeta kaderine terk etmesi ve yalanladığı Tacikistan'daki Afganistan büyükelçisinin iddiasına göre 169 milyon dolar parayla kaçması bölgede büyük bir insani krize yol açtı. Binlerce Afganistanlı, Kabil Havalimanı'na akın etti. İnsanların ülkeden uçak tekerlerine tutunarak kaçmaya çalıştıkları, hatta gökyüzündeki uçaktan düştükleri videolar yayıldı. Çarşamba günü de Celalabad şehrinde halkın Taliban karşıtı protestosuna militanların ateş açması sonucu yaşamını yitirenler oldu. Kabil Havalimanı'nda da yine kargaşa yaşandı.
Taliban kimdir? Dünya kamuoyunda terör örgütü olarak bilinen Taliban, kendisini hep "sırasını bekleyen bir hükümet" olarak tanımladı. 1979’da Afganistan’ı işgal etmek isteyen Sovyetler Birliği, Pakistan ve ABD destekli mücahit hareketiyle karşılaştı. 10 yılın sonunda Sovyetler kaybettikten sonra bile ABD’nin mücahitlere olan askerî ve maddi desteği devam etti ve adı Peştuca “talebeler” anlamına gelen Taliban, Molla Muhammed Ömer tarafından 1994’te kuruldu. 1996’da yaşanan kargaşalar sebebiyle Taliban Kabil’de istikrarı sağlamak için yönetimi ele geçirdiğini duyurmuştu. ABD 11 Eylül saldırılarının sorumluluğunu üstlenen Usame bin Ladin’in Taliban tarafından korunduğunu öğrenince teslim edilmesini istemiş fakat reddedilince hem terörle savaşmak hem de Afganistan’a barış ve demokrasi getirmek vaadiyle 2001’de Afganistan’ı işgal ederek Taliban hükümetine son vermişti. O zamandan beri Pakistan istihbaratı tarafından desteklenen Taliban, 20 sene sonra tekrar başladığı yerde.
ABD’nin rolü: Trilyonlarca dolar para harcadıktan, binlerce asker gönderdikten sonra ABD’nin Afganistan’dan çekilme kararı, Taliban tarafından “zafer” olarak karşılandı. Aslında bu karar eski Başkan Donald Trump’ın 2020’de Taliban’la yaptığı anlaşmaya dayanıyor. Anlaşmada Taliban’ın Amerikan güçlerine saldırmaması, terör gruplarıyla bağlantılarını koparması ve Afganistan hükümetiyle barış sürecine başlaması hâlinde ABD’nin Afganistan’dan çekileceği belirtiliyor. Joe Biden da “bu savaşı beşinci başkana devretmeyeceğini” belirterek çekilme kararını onaylamıştı. Pazar gününden beri ağır eleştirilere maruz kalan Biden, kararının arkasında olduğunu, “Afganistan’da bir ulus inşa etmeye gitmediklerini, Afgan güçlerinin kendi toprakları uğruna savaşmak istemiyorken ABD askerlerinin ölmemeleri gerektiğini” söyledi. Hâliyle Biden hükümetinin güvenilirliği ve insan haklarına dair sözleri sorgulanmaya başlandı. Krizi yönetiş biçimi, stratejik tutarsızlığı sebebiyle sadece dünya kamuoyunda değil, ABD’de de çokça eleştirilen Biden’ın Afganistan halkını kaderine terk ettiği düşünülüyor.
Halkın durumu: 20 yıldır demokratik ve modern devlet umuduyla yaşayan Afganistan halkının bir kısmı Taliban’ın “zaferiyle” büyük hayal kırıklığına uğradı. Taliban’ın 1990’lardaki yönetimi sırasında kadınların burka giymeleri zorunluydu. Çalışmaları, okula gitmeleri ve yanlarında erkek olmadan dışarı çıkmaları yasaktı. Müzik ve diğer eğlenceler de yasaktı. Bu nedenle şu anda insanlar ülkeden kaçmaya çalışıyor. Taliban her ne kadar kadın haklarına saygı göstereceklerini, güvenli ortam yaratacaklarını belirtse de atılan adımlar bu söylemi inandırıcı kılmıyor. Örneğin geçtiğimiz günlerde ülkedeki 15 yaşındaki kız çocuklarının ve 45 yaşındaki dul kadınların Taliban askerlerine “verilmesine” dair bir fetva yayımlandığı söyleniyor. Ayrıca Fox News haberine göre burka giymeden dışarı çıkan bir kadın öldürüldü. Kadınlar Taliban’ın “reform” yapmasının mümkün olmadığını, ideolojilerinin özellikle kadınlara karşı köktendinci olduğunu söylüyor.
Uluslararası kamuoyu: Taliban’ın Kabil’i ele geçirmesi dünyada da hareketliliğe neden oldu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Afganistan’ın “tehlikeli bir dönüm noktasında” olduğunu belirterek bütün ülkelerin iş birliği içinde olması, Afganistan’ın tekrar “terör yuvası” hâline dönmemesi, insan hakları, kadın ve kız çocuklarının korunduğundan emin olunması çağrısında bulundu. Birleşik Krallık ve Kanada, Taliban hükümetini tanımayacaklarını belirtirken Pakistan, Suudi Arabistan, Rusya ve Çin tanıyacaklarını açıkladı. ABD, insan haklarını saygı duymaları hâlinde Taliban’ı tanıyabileceklerini söyledi.
Türkiye’yi neler bekliyor? Türkiye’nin büyük bir Afgan göçüyle karşı karşıya olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgedeki istikrarın yeniden sağlanması için Pakistan’la beraber çalışacağını söyledi. Orta Asya ve AB, göçmenleri kabul etmeye sıcak bakmadığı için bu sorundan en çok Türkiye’nin etkileneceği düşünülüyor. Öte yandan, Cumhurbaşkanı Erdoğan da dün "Taliban'ın ılımlı açıklamalarını memnuniyetle karşıladıklarını, havalimanının korunması konusunda da yeni şartları gözeterek planlar yaptıklarını" açıkladı. Taliban’ın birçok ülkeyle temas kurarak uluslararası sisteme entegre olmak için attığı adımlar göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’yle uzlaşabileceği düşünülüyor.
Şimdi ne olacak: Bölgesel dengeler açısından büyük değişikliklere yol açacak Taliban hükümetini hangi ülkelerin tanıyacağı önemli. 20 yıldır kazandıkları diplomatik ve siyasi deneyimle uluslararası tanınırlık için özellikle kadın hakları konusunda “ılımlı” söylemlerde bulunan Taliban yetkilileri, düşman istemediklerini ve onlara karşı savaşan herkesi affettiklerini söyledi. Biden’ın kararının kendisi için iç ve dış politikada sorunlar yaratacağı düşünülüyor. Zira durum, seçildiği günden beri “insan hakları” ve “demokrasi” vurgusu yapan Biden’ın, kendi çıkarları olduğunda bu kavramlardan ne kadar kolay vazgeçebildiğini gösterdi. Biden her ne kadar kararını savunsa da bundan böyle ABD güvencesine bel bağlamış bir halkı yüzüstü bırakmanın sorumluluğunu taşıyacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Taliban kontrolündeki Afganistan'da yaşananlara, Afganistan ordusunun başarısızlığının nedenlerine ve basın özgürlüğü tartışmalarının yaşandığı Polonya'ya odaklanıyoruz.
19 Ağu 2021

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR


