
Nostalji kelimesi, Yunanca “nostos” yani “eve dönüş” ve “algos” yani “acı, hüzün” kelimelerinden türemiş ve 17. yüzyılda bir tıp öğrencisi tarafından, memleketlerinden uzakta savaşan İsviçreli askerlerin hissettiği kaygıları anlatmak için kullanılmış. Ancak günümüzde kelimenin anlamı basit bir ev özleminden genişleyerek geçmiş zamana duyulan aşırı sevgi ve özlem olarak tanımlanmaya başlamış. Peki geçmiş gerçekten özlem duyulacak kadar güzel miydi ve nostalji duygusu zamanla bu evrimi nasıl yaşadı? Gen Z, neye, neden nostalji duymaya başladı?
Yılbaşı öncesi ailemi ziyarete gittiğim hafta, eski kasetlerin olduğu bir kutu buldum. Onları görür görmez on yaşında, evde bulunan bir teybe koyduğum kasete “Harry Potter ve Felsefe Taşı” kitabını okuyup zamanın ilk sesli kitabını kaydettiğim günleri hatırladım. İstemsizce içimden “ne kadar güzel zamanlardı” diye geçirdim. Peki, gerçekten güzel zamanlar mıydı? Bu noktada beynimizin sıkıcı ve kötü anıları unutma ve silmeye ne kadar meyilli olduğunu hatırlatmakta yarar var. Bu meyil, zamanla geçmişimizi toz pembe gözlüklerle görmeye başlamamıza neden oluyor ve içinde bulunduğumuz şu anda, bizi heyecanlandıran, mutlu eden, beynimizin kimyasında pozitif değişimler yaratmayan normal bir perşembe gününde, duyduğumuz bir şarkı, aldığımız bir koku, izlediğimiz eski bir film bizi geçmişte bunları ilk kez deneyimlediğimiz bir ana götürüyor ve geçmişimizi sadece o andan ibaretmiş gibi düşünmemize neden oluyor. Bu da geçmişe duyulan o özlemi doğuruyor.
Günümüz kapitalist dünyasında bazı markalar bu nostalji duygusunu reklamlarında, projelerinde kullanmayı da ihmal etmiyor. Her yıl Ramazan ayı geldiğinde gördüğümüz o sıcacık aile ve arkadaş sevgisinin hissedildiği ve “Ah nerede o eski bayramlar” dedirten sofralara eşlik eden Coca-Cola gibi… Nostalji pazarlaması, insanların ortak güzel anlarına olan özlemi etrafına ürünü yerleştiren ve o anlarla ürünü eşleştirerek potansiyel tüketicilere ürünün duygusal yanını aşılamayı hedefleyen bir pazarlama çeşidi. Bu da nostalji duygusunun manipüle edilip, aslında nostalji hissetmediğin ürünlerin ileride size nostalji uyandırabileceğini gösteriyor. Artık hissettiğimiz şeylere de güvenemediğimiz bir zamana mı geldik yani? Gerçek ne peki? Bir simülasyonda mı yaşıyoruz? Biz kimiz!? Sakin! Konudan saptık sanırım, bu başka bir yazının konusu olsun.
Pandemi dönemi ile hayatımızda büyük bir yer edinen TikTok platformu ve kısa video tüketimi de hissettiğimiz nostalji duygusunu evrimleştiren ögelerden oldu. Eskiden daha uzak bir geçmişe özlem duyarken artık birkaç ay öncesine nostalji duymaya başladık. Bunun en büyük nedenini şu şekilde açıklayabiliriz: TikTok’ta bir saat vakit geçirdiniz diyelim, son verilere göre bir kullanıcı ortalama sekiz saniye boyunca bir video izliyor (spesifik olarak 8,25 saniye), böylece bir saat içerisinde tükettiğiniz içerik sayısı 420 oluyor. Yazı ile dört yüz yirmi! Beynimize inanılmaz bir veri girişi gerçekleşiyor ve bunu günlerce devam ettirdikçe ve platformda geçirdiğiniz süreyi arttırdıkça giriş yapan bu kadar bilgi ile beynimiz bu içeriklerin çok önceden yüklendiği ve böylelikle onlara nostalji duymamız gerektiğini söylüyor. Ardından “Ah nerede o eski bayramlar”, “Ah nerede o eski BeReal’lar” cümlesine dönüşüyor.
Nostalji duygusu hissettiğimiz diğer tüm duygular gibi normal bir olay. Ancak içinde yaşadığımız dijital çağın diğer duygularımızı manipüle ettiği gibi nostalji duygusunu da manipüle ettiğini arada kendimize hatırlatmalı ve “geçmiş gerçekten de o kadar güzel miydi ya?” diye sorgulamayı unutmamalıyız.
Nostalji demişken yazının başında bu kelimenin nasıl ortaya çıktığını okuduğumuz zamanları hatırlıyor musunuz, ne güzel zamanlardı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

Cody Mehmet Çatal
Boğaziçi Uni. 🎓 @disneystudiosturkiye PR 💻 @20likbulten yazar ✍️ Sosyal medyada da birkaç videomu görmüş olabilirsiniz :)

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR




