
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Türkiye için bir umut olarak lanse edilen ve benim de yakından takip ettiğim altılı masa, şubattan eylüle geldiğimizde beklentileri karşıladı mı? Herkesin aklında bu soru var!
İlk başta masanın menüsü ile mutlu olan yorumcular, gazeteciler ve aydınlar, aylar geçtikçe masadaki yemeklerin tadının kaçtığının farkına vardı. Zira her toplantıda bir umutla beklediğimiz açıklamalar, zamanla yerini uzun uzaya aynı konuların tekrarının paylaşıldığı metinlere bıraktı. AK Parti iktidarının icraatlarından endişe duyan yorumcu ve gazeteciler de uzun süre altılıların ne yapacağını bekledi. Sonuç, hiç parlak değil. Sekiz ay sonunda bolca metin ve cevapsız sorularla baş başayız.
İlk toplantı
İlk olarak 12 Şubat’ta CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğine toplanan altılılar, aslında uzun süre önce anlaşılan “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” taslağı üzerinde anlaştıklarını -bu sefer toplu bir fotoğraf vererek- duyurdu. Evet, herkesin beklediği o fotoğraf gelmişti ama o fotoğraf kamuoyunun bir kısmı için eksikti. Muhalefet bloğunun önemli bir aktörü olan Halkların Demokratik Partisi o fotoğrafta yoktu.
Bilkent toplanması
12 Şubat ardından bu sefer de “Sistem” taslağının açıklanacağı tarih tartışmalara konu oldu. Altılılar tarafından seçilen tarih, 28 Şubat’tı. Lakin bu tarih öncesi Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile bu toplantı da gölgede kaldı. Otelin toplantı salonunda yapılan buluşmaysa yine beklentilerin çok uzağındaydı. O gün orada bulunan sivil toplum örgütleri, çalışmanın onlarla birlikte yapılmadığından dertliydi. Bu sefer toplu fotoğraf da eskimişti. İçerik de… Katılımcılar toplandı ve dağıldı.
Toplantılar ve aday
Masa, her ay toplantılarını bir rutine bağladı. Onlardan beklenen, adayın açıklanması ve ülkenin erken seçime götürülmesiydi. Lakin her toplantıda yeni yeni komisyonlar kuruldu ve işler komisyonlara sevk edildi. Halkın ekonomik krize bir an önce çare bulunması konusundaki beklentisine dair mesajlar, masanın basınla paylaştığı açıklamalarda bir satır ile bir paragraf arasında değişip durdu.
Aday konusu ise her toplantıda kamuoyunun beklediği en önemli konuydu lakin bu konuda da bir ilerleme kaydedilemedi. Hatta temmuz ayındaki İYİ Parti’nin ev sahipliğinde yapılacak toplantıda adayın açıklanacağı gazeteciler tarafından yazıldı ancak masa ilk turu devirdiyse de bugün itibariyle masanın bir adayı hala yok.
Heyecan ve tedbir
Masaya getirilen en önemli eleştiri, heyecan yaratamaması. Bazı yorumculara göre fazla heyecan çabuk sönümlenebileceği için masanın bileşenleri bundan kaçınıyor. Lakin masa popüler oyu istiyorsa bu heyecanı hem yaratabilmeli hem de devam ettirebilmeli. Aksi durumda, sandık günü geldiğinde kitlelerin duygularına hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan karşısında yenilgi kaçınılmaz olur. Masanın bileşenleri ise muhalif kamuoyunun beklediği ve bir türlü yaratamadıkları heyecanın artık ellerinden kaçtığının farkında olmalı.
Nihayetinde…
Kamuoyunun hep beklediği o fotoğrafla başlayan ve bir süre “ne çıkacak acaba” diye beklediğimiz masa turlarının ilki bitti. Hatta masa kurulduğunda ikinci turu düşünmüyorduk bile ama ilk turda istenilen yapılamamış olmalı ki, ikincisine ihtiyaç duyuldu. Birincisine bakarsak, ikincisinden umutlanmak çok zor görünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Oy oranları, BM'nin Sincan raporu, enerji zamları
07 Eyl 2022

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.

Bir partinin logosu, tek başına o partinin geleceğini belirlemez. Seçmen desteğini asıl şekillendiren; partinin programı, liderliği, örgütlenme biçimi ve toplumla kurduğu ilişkidir. Yine de logo, milyonlara ulaşmayı hedefleyen bir siyasi yapının kamuoyuna sunduğu ilk işaretlerden biridir. Peki Yeni Parti’nin logosu nasıl bir mesaj veriyor? Tasarımın güçlü yanları neler, hangi yönleri henüz tamamlanmamış görünüyor ve daha tutarlı bir görsel kimliğe dönüşmesi için neler yapılabilir?

Avrupa Merkez Bankası, radikal bir kararla euro banknotlarını baştan aşağı değiştirmeye hazırlanıyor. Bu kararla Avrupa, yalnızca yeni güvenlik özelliklerine sahip banknotlar tasarlamıyor; aynı zamanda gölgede kaldığını hissettiği bir dönemde kendini nasıl anlatmak istediğini de yeniden düşünüyor.

Özgür Özel liderliğinde kurulan Yeni Parti’nin 41 sayfalık parti programının ekonomi bölümünde, Özel’in meydanlarda sıklıkla kullandığı “Bu kara düzeni değiştireceğiz” ifadesi tekrar tekrar yer bulurken, ekonomi politikalarının temelinin “kalkınmacı devlet” üzerine kurulduğu görüldü. Yeni Parti programında planlı kalkınma, bağımsız Merkez Bankası, vergi reformu, sosyal adalet, Hazine garantili projeler, enflasyonla mücadele ve kamuda israf gibi konuları merkezine alıyor.

Demokrasi krizleri ilk bakışta afetlerle ilgisiz görünebilir. Oysa afet yönetimi literatürü tam tersini söylüyor. Türkiye'de de mutlak butlan kararıyla birlikte, belediye başkanlarının tutuklanmasıyla derinleşen siyasi gerilim sürecine bir kurumsal belirsizlik daha eklendi. Türkiye’nin deprem gerçeği ise durduğu yerde duruyor.



