Ankara parklarında bir kuş: 'Yıldız'

Tiyatro sezonu bazı ekipler için kapansa da bazı ekipler için dur durak bilmiyor. Onlardan biri de artalan kolektif ve oyunları Yıldız 14-19 Haziran tarihlerinde Ankara’nın çeşitli parklarında sahnelenecek. Oyuncusu Mine Nur Şen’e Direklerarası Seyirci Jürisi’nden Tek Kişilik Performans Ödülü kazandıran, Afife Tiyatro Ödülleri’nde En İyi Genç Kuşak adaylığı yapan Yıldız’ın yolculuğunu bütün ekipten dinledim.
Tiyatronun kış sezonu kapandı. Nasıl bir kış sezonu oldu sizin için?
Aslı Candaş (Yaratıcı Yapımcı): Yıldız sezonun başında seyirciyle buluştuğunda hepimiz için heyecan verici ve merakını sonuna kadar devam ettiren bir sezon oldu. Her gün başka bir habere uyandığımız ülkemizde tabii ki bir şeylerin stabil ilerlemesini beklemek pek mümkün değil fakat seyircinin her şeye rağmen salonda var olduğunu görmek umudumuzu bir şekilde devam ettirmemizi sağlıyor. Ekibin kendi içinde çok güzel bir ahenk yakaladığına da inanıyorum, birbirimizin elinden tuta tuta kışı kapattık diyebiliriz. Şimdi önümüz yaz ve en başından beri hayal ettiğimiz yerlerde de oynamaya başlayacağız. O da apayrı bir heyecan olacak bizim için.
Mine, senin ilk tek kişilik deneyimindi. Sahnede yalnız olmak nasıl hissettirdi? Neler zorladı, nelerin üstesinden kolaylıkla geldin?
Mine Nur Şen (Oyuncu): Zorlandığım kısım oyun seyirciyle buluşana kadarki dönemdi. Prova dönemi yani. Oyun bütün unsurlarıyla prova odasında tüm ekibin dahil olduğu bir üretim süreciyle oluştu. Ortaya dökülen fikirleri denemek, her an doğaçlamaya hazır olmak, parçaları büyütmek, birleştirmek, rejiyle performansı bir bütün hâlinde icra edebilmek için sınırlarımı çok zorladım. Ama bu sayede prova döneminde hem kırılgan hem esnek bir hâle geldim bence. Bu da bir oyuncu için önemli bir kas, oyun seyirciyle buluştuktan sonra da keyfini çıkardığım dönemler başladı. Sahnede yalnız hissetmiyorum. Oyun başlamadan beş dakika önce kuliste yalnız hissediyorum, oyun başlayınca geçiyor.

Yıldız’a nasıl hazırlandığını merak ettim. Onur Berk Arslanoğlu bana Çirkin oyununda “Tavuk” karakterine hazırlanırken kümeste analiz ettiğinden bahsetmişti. Sen nasıl bir süreç geçirdin, nelerden beslendin?
Mine: Ben de etrafımda gördüğüm kuşlara daha farklı bakmaya başladım tabii, ister istemez oluyor bu. Ama özellikle kuş gözlemledim desem yalan olur. Prova döneminde bundan uzak durmaya çalıştım hatta. Yıldız’ın başına gelen şeylere yaklaşımı, bakış açısı ona dair çok şey söylüyordu. Bunun bendeki bedensel karşılığını keşfetmeye başlayınca “kuşa ait” diyebileceğimiz renkler de beliriverdi. Beslendiğim yerlerin başında hikaye var yani, Yıldız’ın kuş olduğunu unuttum hatta uzun bir süre. Bu da bende daha farklı kanalları aktifleştirdi. Hayal ettiğimiz insan/hayvan ikiliğinin arasındaki forma yaklaştırdı bizi.
Size Direklerarası Seyirci Jürisi tarafından Tek Kişilik Performans Ödülü’nü kazandıran, Afife Tiyatro Ödülleri’nde En iyi Genç Kuşak Adayları arasına sokan Yıldız oyunu ne anlatıyor?
Deniz Dursun (Yazar): Bir ev ve kimlik arayışını odağına alıyor. Evden kaçan bir muhabbet kuşunun bazen uçup bazen konarak yerini aradığı, birtakım duyguları tattığı, tercihler yaptığı, bir kuşun başına gelebilecek basitlikte fakat insanda da karşılığı olan şeyler ve türlü denk gelişler yaşadığı bir oyun.
Oyun ilk kez Zorlu PSM’nin “Kısalar” atölyesinde “Miras” adıyla sahnelendi. Daha sonra sezonda uzun hâli seyirciyle buluştu. Önce kısa olarak yazıp tasarladığın bir metni uzatmak seni zorladı mı? Nasıl bir yazma süreci geçirdin?
Deniz: Hem zorladı hem zorlamadı. Şunu biliyordum: Yıldız kendine bir yer arıyor ve Yıldız büyüyecek. Bu koşul sabit kaldı. Kısa hâlinde tasarladığım aile ve evden kaçış hariç Yıldız’ın başına gelenler ise tümüyle değişti. Miras, yine kalmak ve gitmek üzerinden şekillense de ev-dış dünya ikiliği üzerine kuruluydu. Yıldız’ın temelinde ise bir “aidiyet arayışı” var. Bu yüzden uzatmaktan çok, kısa versiyonundan yola çıkarak yeniden yazmak demek daha doğru belki.
Kısa oyunun ardından biz Mine’yle devam etmeye Eylül 2023’te karar verdik. Ben metnin ilk taslağını bitirene kadar iki üç haftada bir Mine’yle buluşup metnin geldiği yeri konuşuyor, sürece yönelik birtakım planlamalar yapıyorduk. Onun varlığı çok rahatlatıcıydı. Hem ilk taslağı bitirmem için itici bir güç oldu hem de çokça fikir ve duygu paylaşımı yaptık. Sonrasında Aslı’nın da bizimle devam etmesi ve Anıl’la anlaşıp artalan kolektif çatısında buluşmamızla birlikte Mine, Anıl, Aslı, Yaşam ve ben, metni geliştirmeye ve dramaturjisini sağlamlaştırmaya odaklandık. Hiçbir zaman yalnız olmadığım için o anlamda zorlamadı. Ama bir yandan tam da bu sebeple zorladı. Çünkü bu kadar çok fikir alışverişinde bulunduğum, bu kadar yapıp bozduğum kolektif bir oluşumun içinde bulunmamıştım daha önce. Bu kadar çok ihtimal olabileceğini bilmiyordum. Sezgilerimle tercih ettiğim kimi şeylerin sözel karşılığını bulduğum, birimizin göremediğini diğerinin gördüğü, bazen kafamın karıştığı ama çoğunlukla derdimizin bir olduğunu bilerek rahatladığım, kendimi hem sıktığım hem serbest bıraktığım, yer yer sınadığım enteresan ve besleyici bir süreçti diyebilirim.

Yıldız, artalan kolektif’in ürünü bir oyun. Oyunda bizi sade ve kullanışlı bir dekor karşılıyor. Nasıl bir reji kurguladın?
Anılcan Beydilli (Yönetmen): Metni ilk okuduğumda sahneye yayılan bir reji göremedim. Bunun yerine oyun alanını kısıtlamak ve tek bir nesne/dekorun üstünde o nesnenin içerisindeki olasılıklar üzerinden bir reji tasarlamak bana daha cazip geldi. Bu nesnenin anlatıyla birleştiğinde hayal gücünü tetikleyecek, Mine’nin performansıyla birlikte bizi hikayedeki anları hayal etmeye itecek bir yapıda olması gerekiyordu, bu yüzden mümkün olduğunca soyut bir tasarıma ihtiyaç vardı. Mine’nin üniversite tiyatrosundan gelen dekor-konstrüksiyon bilgisi vardı, ikimiz birlikte konuşup çizerek dekoru tasarladık. Elimizde küçük ama her tarafından teatral bir olasılık üretebileceğimiz bir dekor oluştu. Provalarda da Gülnara ile birlikte bu olasılıkları keşfederek kompakt ve estetik bir reji dili geliştirmeye çalıştık.
14-19 Haziran tarihleri arasında Ankara’nın popüler parklarında sahnelenecek oyun. Nasıl hissediyorsunuz? Ankara seyircisini neler bekliyor?
Mine: Çok heyecanlıyım ben. Oyunu geçen yaz prova ederken hayal ettiğimiz şeylerin başında parklarda oynamak vardı. Büyük bir çabanın sonunda gerçek oluyor. Gurur duyuyorum bizle. Oyun metinsel olarak bir parkta geçiyor. Yani seyirci bir sahnede oyunu izlediğinde de sahnenin bir park olduğu ön kabulüyle takip ediyor oyunu. Şimdi gerçek mekanında, doğanın içinde, ağaçların arasında oynayacak olmak… Tarif etmekte zorlandığım güzel hislerle doluyum. Ankara seyircisini ve bizi nelerin beklediğini tam olarak kestirmek güç ama her parkta bambaşka şeyler yaşayacağız, buna eminim. Beni heyecanlandıran da tam olarak bu.
Deniz: Merak doluyum. Oyunda Yıldız hikayesini zaten bir parkta anlatıyor. Dolayısıyla park, alternatif bir mekan olmanın ötesinde ayrıca anlamlı bizim için. Farklı sahnelerde dahi bir sürü şey değişip dönüşebiliyor, Mine bambaşka şeyler yaşayıp yaşatıyorken parklarda başımıza neler gelecek, sabırsızlıkla bekliyorum. Seyircinin minderini sandalyesini alıp geleceği bir format bu. Her yaştan ve konumdan insanların olacağı da aşikar. Hem seyirciyle karşılaşma alanı olarak hem de seyir deneyimi açısından sonsuz olasılık deryası yani. Her halükarda bir şey yaşanacak. Gerçek bir şey. Bu çok heyecanlı.
Parklarda oynama fikri nasıl çıktı? Yıldız’ın hikayesini merak edenler hangi parklara gelmeli? Programdan bahseder misiniz?
Yaşam Özlem Gülseven (Dramaturg): Yıldız’ı çalışmaya başladığımız ilk günden beri oyunu parkta oynamak fikri vardı. Zaten süreci ekodramaturjik bir perspektifle şekillendirmiştik. Oyunda da Yıldız, hikayesini bir parkta anlatıyor. Biz de parkı, hem insanlara hem hayvanlara açık, vahşi doğa olmayan ama bir eve de benzemeyen “eşik” bir alan olarak düşündük. Yıldız’ın kendisi de bir eşik varlık aslında, ne tam bir kuş, ne tam bir insan. İkisinin arasında, ikisine de yeterince ait değil. Bu yüzden oyunu parkta oynamak doğa ve insan arasındaki karşılaşmayı daha sahici ve doğrudan bir biçimde deneyimlememize olanak sağlayabilir.
Ankara’daki parkları seçmemizin ayrıca bir anlamı var. Bu şehirde parklar gerçekten insanların buluşma ve sosyalleşme mekanları. İstanbul’un aksine, burada parklar gündelik yaşamın içinde aktif olarak kullanılıyor, benim gözlemlediğim kadarıyla toplumsal bellekte güçlü karşılıkları var. Böyle bir ortamda, parkta ötüşen bir kuşun sesini dinlemek, hikayesine kulak vermek, izleyiciyle kurmak istediğimiz bağ için çok heyecan verici olacak.
İzlemek isteyenler 14-19 Haziran arası sırasıyla Botanik, Seğmenler, Göksu, Altınpark, Kurtuluş ve 30 Ağustos Parkları’nda bulabilirler Yıldız’ı.
Son olarak sezonda iki yüz oyun var. Neden Yıldız’ı tercih etsinler?
Aslı: Yıldız’ın yolculuğu kendi hikayenizin neresinde olursanız olun tanıdık bir hissi, durumu veya soruyu yakalayabileceğiniz bir hikaye. Oyun bizi bir muhabbet kuşunun kendine ait olanı arama yolculuğuna tanık ederken aidiyet, özgürlük gibi çok temel kavramları ele alıyor. Yıldız da herkes gibi kendi yerini arıyor, müthiş derecede kocaman bir dünyayı ufacık bir muhabbet kuşu olarak ilk defa deneyimliyor; biz de yüzümüzde bir tebessümle izliyoruz. Mine’nin olağanüstü performansını kaç defa izlediğimi bilmiyorum ama her seferinde aynı şekilde etkileniyorum. Yani Yıldız’a tanık olmak bir şeylerin hafiflemesine yardımcı oluyor sanırım. Benim için bu hissi tanımlayan, oyunda çok sevdiğim bir laf var: “Bazen böyle şeyler olur, biz devam ederiz.”
OYUN TAKVİMİ
14 Haziran Botanik Parkı
15 Haziran Seğmenler Parkı
16 Haziran Göksu Parkı
17 Haziran Altınpark
18 Haziran Kurtuluş Parkı
19 Haziran 30 Ağustos Zafer Parkı
YILDIZ
Yazar: Deniz Dursun
Yönetmen: Anıl Can Beydilli
Oyuncu: Mine Nur Şen
Yaratıcı Yapımcı: Aslı Candaş
Dramaturg: Yaşam Özlem Gülseven
Yardımcı Yönetmen: Elif Tekinyer
Hareket Tasarım: Gülnara Golovina
Müzik: Gülin Kılıçay
Işık Tasarım: Yasin Gültepe
Fotoğraflar: Ayten Çelik
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Emrah Akbaş
Editör ve tiyatro yazarı.

Aposto Ankara
Her pazartesi saat 18.00'de Ankara'dan özenle seçilmiş etkinlikler, haberler ve hikayeler.
İLGİLİ OKUMALAR


