Arjantin'de Terapi Enflasyonu

Zappa Zamanlar“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
Enflasyonda Türkiye’yle yarışacak ülkelerin başında herhâlde Arjantin geliyor. Bu yıl sonunda Arjantin’de beklenen enflasyon oranı yüzde 90. Ve bu dev enflasyon rakamı bir ilk değil, Arjantinliler yıllardır büyük fiyat artışlarıyla yaşıyorlar. 2001’de yaşanan kriz, ekonomiyi ve toplumsal dengeleri epey bir sallamış. Peso üçte iki oranında değer kaybederken finans sistemi çökmüş, işsizlik devasa boyutlara ulaşmış. Nüfusun yarısından fazlası yoksullaşmış. Ülke, hem olumlu uluslararası konjonktürün etkisi hem de yoğun, istikrarlı bir ekonomi programıyla 2000’li yıllarda eşitsizlikleri ve yoksulluğu azaltarak ekonomik büyümeyi sağlamayı başarmış. Bununla birlikte Christina Kirchner’in başkanlığının ikinci döneminde, 2011-2015 arasında işler tekrar kötüleşmiş, mali dengeler bozulmuş. 2015’te Mauricio Macri’nin muhafazakâr hükümetinin başa gelmesiyle çare yeniden liberal ekonomide aranmış ama kötü gidiş bir türlü durdurulamamış. Son yıllarda da bir yandan salgın bir yandan savaş derken enflasyon almış başını gitmiş. Bununla birlikte muazzam büyüklükte bir döviz karaborsası oluşmuş. İnsanların çoğu dolarlarını evlerde tutuyormuş. 200 milyar dolara yakın paranın özel kasalarda tutulduğu tahmin ediliyor, bu dünyadaki doların yaklaşık yüzde 10’una denk geliyor.
Arjantin ekonomisinin tarihsel seyri keskin dönemeçlerle dolu devasa bir inceleme parkuru. Ekonomik büyüme alanındaki en önemli iktisatçılardan Simon Kuznets yıllar önce bu durumu şöyle ifade etmiş: “dört tür ülke vardır: gelişmiş, azgelişmiş, Japonya ve Arjantin.” Kuznets Japonya’yı bir kenara ayırırken istikrarlı ve hızlı büyüme performansına dikkat çekiyor olmalı. Arjantin için ise durum tam tersi. Arjantin 20. yüzyılın başında dünyanın en güçlü 10. ekonomisi. Sonrası iniş çıkışlarla dolu bir karne… Doğal kaynaklar açısından zengin, başta soya fasulyesi olmak üzere güçlü bir tarım ekonomisi, görece iyi bir sanayi altyapısı var ama bir yandan da ardı arkası kesilmeyen siyasi sorunlar, askeri darbeler, borç krizleri, yoksulluk, vs...

Buenos Aires’in Plaza Guemes meydanının bir adı da Villa Freud. Çünkü çok sayıda psikoloji ofisine ev sahipliği yapıyor.
Kaynak: CNN
Bizi bu yazıyı yazmaya iten ve Güney Amerika’nın Brezilya’dan sonra ikinci büyük ekonomisine sahip bu ülkeyle ilgili bilmeniz gereken esas ilginç ayrıntı şu: Arjantin, Dünya Sağlık Örgütü’nün istatistiklerine göre, kişi başına düşen psikolog oranında 100,000 kişiye 222 psikologla dünya birincisi. Arjantin’i 123’le Hollanda, 109’la Finlandiya takip ediyor. Bu rakamlar psikoloji literatürünün önde gelen ülkelerinden Amerika’da 30, Fransa’da 49, Almanya’da 50. Arjantin’de 2008’de bu rakam 145’miş. Bu nasıl bir dinamik içinde gelişti kestirmek zor, ama belli ki ekonomideki kötü gidişatla birlikte Arjantin’de zaten büyük olan psikolojik terapi sektörü daha da büyümüş. Özellikle gençler arasında depresyon çok yaygınmış.
Psikolojinin Arjantin’deki tarihi oldukça eski, 19. yüzyıl sonuna kadar uzanıyor. Elbette yıllar içinde psikoloji eğitimi ve uygulamaları çok çeşitlilik göstermiş ama bugün klinik psikoloji ve psikodinamik perspektifler daha yaygın. Arjantin’de psikolog olmak 6 yıllık bir eğitim gerektiriyor. Psikoloji mezunlarının çoğu lisansüstü çalışmalar yapmadan doğrudan çalışmaya başlıyor. Ortalama terapi saat ücreti ise 15 dolar civarındaymış.
Ekonomik stres arttıkça insanlar çareyi psikologlarda aramış. Peki devlet ne yapmış? Psikologların belki de en sevmedikleri şeyi yapmış, inkâr yolunu tercih etmiş: Hem işsizlik istatistiklerini hem de enflasyonla ilgili resmi rakamları manipüle etmiş. Hatta bir ara McDonalds’ın ülke içi lisansını uzatmak için Big Mac fiyatlarını düşük tutmasını koşula bağlamış ki Big Mac Index’te Arjantin sıralamada düşük çıksın.

Bu arada son yıllarda Arjantin’den başta Avrupa olmak üzere diğer ülkelere göç eden insanların sayısı epey artmış. Bunların çok büyük bir bölümü, iyi eğitimli, beceri seviyesi yüksek, yaratıcı ve yüksek teknolojili endüstrilerden gelen genç profesyonel insanlar. Geçen günlerde bu konuyla ilgili çıkan bir haberde göç fikrinin yaygınlığı şöyle anlatılıyordu:
Ayrılıp ayrılmamak ya da nasıl sorusu aileler, dostlar ve iş arkadaşları arasında büyük bir sohbet konusu hâline geldi. Buenos Aires'in daha varlıklı mahallelerinden Colegiales ve Palermo'daki şarap barlarında doğum günü kutlamalarından ziyade veda partileri daha sık yapılıyor.
Yine de Arjantin ve Türkiye arasındaki paralellikler bir yere kadar tabii. Türkiye’de psikolog yoğunluğu Arjantin’dekinin yüzde 1’inden bile az: 100,000 kişi başına 2.54. Belki de bu yüzden ekonomik stres, toplumsal sorunlar ve ruh sağlığı arasındaki etkileşimin bir sonucu olarak Türkiye’de ilaç kullanımı çok artmış. Geçen haftalarda Türkiye’de de BBC'den Berza Şimşek’in “Türkiye’de antidepresan satışındaki artış toplumda ruh sağlığının bozulduğunun bir göstergesi mi?” başlıklı haberi sık sık karşımıza çıktı. Bu haberden bir iki küçük bilgi:
Sağlık Bakanlığı’nın verileri, 2020’ye kadarki 11 yılda antidepresan kullanım miktarının yaklaşık yüzde 70 arttığını gösteriyor.
Bakanlığın, 2020 yılına ait son sağlık istatistiklerine göre, 2009 yılında 1000 kişi başına günlük 29 antideprasan ilacı düşerken, bu oran 2020’de 49’a çıktı. (…)
2017’de 48 milyon kutu antidepresan satılırken, 2020’de bu sayı yaklaşık 55 milyona, 2021’de ise yaklaşık 60 milyona çıktı. (...)
Türkiye’de Spotify’da geçen yıl en çok dinlenen iki podcast, ruh sağlığıyla ilgiliydi.
Bunlardan biri, Merdiven Altı Terapi. Yaratıcısı Deniz Dülgeroğlu, kişisel hikâyelerinden yola çıkarak kendini iyileştirme ve terapi sürecini anlatıyor.
Takipçileri çoğunlukla gençlerden oluşuyor.
Son üç yıldır influencer’lık yapan Dülgeroğlu, özellikle son bir yıldır insanların daha sıkışmış hissettiğini söylüyor:
"Ekonominin yokuş aşağı gidiyor olması nedeniyle kimse önünü göremiyor. 3 sene öncesinde gelen mesajlarda yine üzüntü vardı ama çaresizliği hiç bu kadar duyduğumu hatırlamıyorum. ‘Nasıl bulacağım çıkış yolunu?’ diyeydi sorular. Şu son bir senede, hatta altı ayda daha da yoğun, mesajlar şu şekilde: ‘Çıkış yolu yok. Biliyorum çıkış yolu olmadığını.'"

Bu bölümde Arjantin’le ilgili yazdıklarımızın büyük bölümü size daha önceki sayılarımızda da yakın takipçisi olduğunu söylediğimiz Columbia Üniversitesi ekonomi tarihi profesörlerinden Adam Tooze’dan. Kaynaklarımız, düzenli yayımladığı e-mail bülteni Chartbook’un 144 no’lu bölümü “The Energy Shock and the Southern Cone - Is Argentina the weakest link?” ve yine Tooze’un Foreign Policy dergisinin çatısında yaptığı Ones and Tooze podcast serisinin “The Crazy Economics of Book Publishing” başlıklı bölümü. Adam Tooze’un popülerliği Amerika’da özellikle beyaz yakalı solcular arasında muazzam artmış vaziyette. Adam Tooze’u ve artan popülerliğini merak ediyorsanız, New York Magazine’de çıkan yakın tarihli şu yazıyı okuyabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Zappa Zamanlar“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Arjantin’in ekonomik kriz sınavında psikologlar, Afrika’da soğuk zincir sorunu ve Fransa’yı sallayan hardal krizi
23 Eki 2022

YAZARLAR

Zappa Zamanlar
“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
İLGİLİ OKUMALAR
Kaybın ismini koymamıza rağmen gelecekten vazgeçmemek ve geleceği kurmak konusunda ısrarcı olmak. “Israr etmeliyiz” çünkü çocuklara ve gençlere hikâyelerini yazabilecekleri bir dünya borçluyuz.
26 Nis 2026

21. yüzyıl kültürü biçimsel bir nostaljiye hapsolmuş durumda. Geçmiş biçimleri yeniden paketlemek, zaten bilinen formülleri rafine ederek tekrar dolaşıma sokmak, tanıdık olandan şaşmamak... Mark Fisher'ın "geleceğin usulca yitişi" dediği olgu, “kültürün bugünü kavrayıp ifade etme kapasitesini yitirdiğine dair artan bir hisse” işaret ediyor.
12 Nis 2026

Bugün çoğu film, dünyayı anlamaya değil, onunla baş etmeye çalışan bireylerin duygusal evrenine çekiliyor. Bu yüzden de politik olan, sistemsel olan, yapısal olan arka plana itiliyor.
29 Mar 2026

Gastronomi, üretim zincirindeki eşitsizlikleri örten şık bir örtü yerine, bu eşitsizlikleri çözen bir kaldıraç olarak kullanılırsa; şehirler sadece bir "lezzet durağı" değil, belirsizlikler çağında "toplumsal direnç ve adalet merkezleri" haline gelebilir.
08 Mar 2026

“Bitti” dediğimiz o eski dünya düzeni, sadece askeri anlaşmalarla değil; bu tür “kalkınma” anlatılarıyla, mühendislerin hatıralarıyla ve hatta şairlerin sesleriyle örülmüştü.
15 Şub 2026



