Attan elektriğe...

Tramvayın kent belleğindeki yeri
Attan elektriğe...

Tramvay denince maziyi hatırlarız nedense? ‘Ah, nerede o eski günler!’ söyleminin bir parçası olmuştur hep. Oysa ki aslında bir ulaşım aracıdır tramvay. Tramvayı sadece İstanbul’un kaybolan bir değeri olarak görmek onun geçmişteki işlevini ve günümüzdeki kullanımını eksik değerlendirmek olur. Bu satırları Prag’dan yazan biri olarak tramvayın sadece bir nostalji öğesi değil, aslında bir şehrin ulaşım ağında hayati öneme sahip olduğunu burada fark ettim. Tramvayla yolculuk yaparken şehri görmenin ve tanımanın çekiciliği bu ulaşım aracını daha cazip hale getiriyor. Şüphesiz İstanbul ile Prag’ın, hatta İstanbul ile Çek Cumhuriyeti’nin bile nüfusu kıyaslanamaz. Yani İstanbul gibi oldukça kalabalık bir şehirde ulaşım aracı olarak sadece tramvay düşünülemez. 

Aslında 19. yüzyılda ortaya çıkan ve bugünkü tramvayların atası olan atlı tramvayların İstanbul’a gelişi (1871) Prag’a gelişinden dört yıl önceye rastlar. Atlı tramvaydan elektrikli tramvaya geçiş ise Avrupa için aynı yüzyılın sonlarında olurken bizde ilk defa 1914 yılında Karaköy-Ortaköy arasında kullanılmaya başlanır.

Ama konumuz iki şehri ya da iki şehrin ulaşım ağını karşılaştırmak değil. Yalnızca, bir şehirli olarak tramvayı salt romantik bir özlemle anmanın, siyasetçi olarak Cumhuriyet değerlerini korumayı propaganda malzemesi yapmanın dışına çıkmaktan bahsediyorum. Tramvaylar artık neden yok sorusunu sadece politik bir kaygıyla değil, bir şehircilik bilinciyle sormaktan bahsediyorum. Çünkü dikkat ederseniz ne 1950’lilerden itibaren Demokrat Parti’nin ABD etkisiyle karayoluna önem vererek tramvaydan vazgeçmeye başlaması ne de -yakın zamanda İzmir örneğinde olduğu gibi- tramvayın yeniden bir ulaşım aracı olarak hayatımıza girmesi yukarıda yazdıklarımın bir parçası olmaktan uzak değil.

Aslında Mehmet Selahattin’in Kurtuluş Tramvayı’ndan bahsetmesi yakın zamana kadar bir Kurtuluş sakini olmam ve pek çok kişi gibi Kurtuluş’tan Taksim’e ya da Tünel’e gidip gelmemle birleşince insan kendini Tünel-Tatavla tramvay hattını düşünmekten alıkoyamıyor. 

1914’te Silahtarağa Elektrik Fabrikası’nın açılmasıyla atlı tramvaydan yeni işlemeye başlayan elektrikli tramvaya ilk geçilen hatlardan biri de 11 numaralı Tünel-Tatavla hattı olur. Tünel’den kalkan tramvay Taksim’den geçip Pangaltı’ndan Tatavla’ya dönerek son durağa gider. Zamanla tramvay hattının güzergahı yapılaşmaya başlar. Pera’nın zengin Levantenleri ve gayrimüslimleri bugünkü Kurtuluş Caddesi’ne kagir evler yaptırır. Böylece Tatavla yüzünü Kasımpaşa’dan Şişli’ye çevirir. 1929 Yangını ile semtin adı değişince tramvay hattı da Tünel-Kurtuluş hattı olur. Bu hatta daha sonra 19 numaralı Beyazıt-Kurtuluş hattı da eklenir. Bu hat da işlek bir güzergahta olduğundan sabah 6’dan gece 11’e kadar seferler yapılır. Yine 1930’lardaki bir başka tramvay hattı da Kurtuluş-Eminönü hattıdır. 

Belli ki Tatavla’ya atlı tramvay seferlerinin başlamasından itibaren şehirleşmenin de paralel şekilde artmasıyla buraya farklı tramvay hatları konulma ihtiyacı hissedilmiş. 1960’lı yıllara gelindiğinde ise tramvaylar İstanbul’u tamamen terk edince bu hatlar da tarihe karışmış. 

1957 yılında ise 19 numaralı tramvay daha henüz tarihe karışmamışken Zeki Müren başrolünde olduğu Berduş isimli filmin bir sahnesinde tramvayda şarkı söyler.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Tram tram: Rüzgar gibi... #7

Tatavla'dan Kurtuluş'a, İstanbul-Prag hattı, rüzgar gibi geçen otomobiller, kürkü için çalınan kediler

30 Kas 2021

https://mobile.twitter.com/ietttr/status/730749364998709248

YAZARLAR

Göktuğ İpek

https://aposto.com

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.

İLGİLİ OKUMALAR