

Yeni Lexus NX şimdi Türkiye’de Lexus için yeni bir dönem başlıyor; özel bir geçmişin yeni varisi olan yeni Lexus NX hayatı N’lerde yaşamanız için şimdi Türkiye’de . Lexus’un geleceğini şekillendirirken markanın tasarımda gideceği yeni yönü ortaya koyan; dinamik, performans ve teknoloji açısından yenilikçi bir lüks deneyim sunan yeni NX’i keşfetmeye davetlisiniz. Daha modern, olgun ve güçlü bir kimlikte hayat bulan yeni model, ilk nesil NX'in sofistike tasarımını ileri bir seviyeye taşırken daha dinamik bir sürüşe davet ediyor. Şık ve çekici görüntüsünün yanı sıra NX’in “fonksiyonel güzellik” anlayışına sahip yeni tasarımı, daha iyi aerodinamikler, daha fazla sessizlik ve daha yüksek yakıt verimliliği barındırıyor. Lexus’un Omotenashi misafirperverlik felsefesinin yeni Tazuna kokpit tasarımıyla buluşması Yeni Lexus NX’e binmeyi bir seremoniye dönüştürüyor. Takumi Ustaları’nın yüksek işçilik kalitesini gözler önüne seren ve adeta lüks bir lounge konforu yaşatan yeni kabin tasarımı, binicinin dizginle atları kontrol etmesinden ilham alan Tazuna kokpit konseptiyle şekillendi. Böylece sürücü NX'le çok daha sezgisel bir ilişki kurarak her şeyin kontrol altında olduğu bir sürüş deneyimi elde ediyor. Yeni nesil NX, hibrit ve plug-in hibrit versiyonlarıyla satışa sunuluyor. Tam hibrit NX 350h, 4. nesil Lexus Hybrid teknolojisiyle performans ve verimliliği daha ileri taşıyor. Lexus’un hibrit teknolojisindeki köklü uzmanlığını yansıtan ilk plug-in hibrit modeli ise, yeni NX 450h+ ismiyle sahneye çıkıyor. Heyecan verici bir güce sahip Yeni Lexus NX, güç, yakıt tasarrufu, düşük emisyon değerleri ve elektrikli sürüş kabiliyetiyle sektöre yeni bir referans noktası kazandırıyor. Yeni NX, üçüncü jenerasyon Lexus Safety System + ile donatılan ilk Lexus modeli olma özelliği taşımasının yanı sıra geliştirilmiş Ön Çarpışma Önleyici Sistemi, Acil Direksiyon Asistanı, Adaptif Hız Sabitleyici ve Şerit Takip Asistanı özellikleriyle kaza riskini tespit etmek ve önleme konusunda yeni standartları belirliyor. Sürüşü daha güvenli ve konforlu hâle getiren Yeni NX, elektronik kapı açma sistemi e-Latch ile kapı açma anında arkadan bir araç, motosiklet ve bisiklet geldiğinde uyarı vererek kazayı önlemek için kapının açılmasını engelliyor. Yeni Lexus NX’i ilk deneyenlerden olmak için Lexus Showroomlarında test sürüşüne davetlisiniz. Başvurmak için burayı ziyaret etmeniz yeterli.
Daha fazlasını öğren →
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
"Ne zaman ülkeyi yöneten 'Ben kadın erkek eşitliğine inanmıyorum' dedi, ülkedeki tüm politikalar o günden sonra eşitsizlik üzerine kuruldu."
"Bir kadın bakanlığı kuracağız; böylelikle kadını aile içinde eriten değil, eşit birey olarak konumlandıran ve hayatın her alanında güçlendiren politikaları hayata geçireceğiz. "
"Covid 19'un nasıl aşısı varsa şiddetin de aşısı var; o da eşitliktir."
Bu cümleler, CHP Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka'ya ait. "Türkiye’de kadın" konulu röportajımızda Aylin Nazlıaka'yla kadına yönelik şiddeti, kadın cinayetlerini, kadın istihdamını ve Türkiye'deki kadın politikalarını konuştuk. Ankara'da CHP Genel Merkezi'nde bir araya geldiğimiz Nazlıaka ile kadının siyasetteki yerinden de bahsettik. Hâlihazırda uygulanan politikaları yorumlayan Nazlıaka, partisinin yönetime geldiği takdirde yürürlüğe koyacağı politikaları da bizlerle paylaştı.
1- Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri; kuşkusuz kadın cinayetleri. Günümüzde bu konuda yürütülen politikaları nasıl değerlendiriyorsunuz? CHP'nin iktidara geldiği takdirde kadın cinayetlerine yönelik yaptırımları neler olacak?
Kadına yönelik şiddet dur durak bilmiyor. Ne yazık ki ülkeyi yönetenler, samimi bir duruş sergilemiyor. Özellikle şunu belirtmek isterim; ne zaman ülkeyi yöneten "Ben kadın erkek eşitliğine inanmıyorum" dedi, o gün itibarıyla üretilen tüm politikalar eşitsizlik anlayışı üzerine kuruldu. Covid-19'un nasıl aşısı varsa şiddetin de aşısı var. O da eşitliktir.
Sırf geçtiğimiz yıl 497 kız kardeşimiz hayattan koparıldı. Her gün en az 1 kız kardeşimiz katlediliyor. Türkiye'de her 3 kadından 1'i hayatı boyunca şiddet türlerinden en az birine maruz kalıyor. Bu yüzden şiddetin her türüyle mücadele edebilmek için İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmiyoruz, vazgeçmeyeceğiz.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı, şiddetteki artışı tolere edilebilir boyutta bulduğunu söyledi. İçişleri Bakanı, geçtiğimiz gün yaptığı açıklamada "Geçen yıla göre şiddette azalma var. Geçen yıl aynı dönemde 70 kadın ölmüştü bu sene 50 kadın öldü" diyerek 50 canın hayattan koparılması sanki azmış, bu kabul edilebilir bir durummuş gibi akla ziyan bir açıklama yaptı.
"İnanıyoruz ki kadınların bu ülkede özgür, eşit ve güvende yaşayacağı bir Türkiye'yi hep beraber inşa edeceğiz."
2- İstanbul Sözleşmesi geçtiğimiz yıl feshedildi. Sözleşmenin yeniden yürürlüğe alınması için CHP'nin gerçekleştirdiği eylemler neler oldu?
Hiç şüphesiz şu an kadına yönelik şiddetle ilgili en önemli yasal boşluk, İstanbul Sözleşmesi'nin bir gece yarısı kararıyla feshedilmesi oldu. Bu kararın ardından şiddet uygulayanlarda müthiş bir rahatlama oldu. Biz bu kararı Danıştay'a taşıdık. Yürütmeyi durdurma kararımız reddedildi; ama dava süreci devam ediyor. Umuyorum ki bazı Danıştay savcılarının verdiği kararlarda olduğu gibi İstanbul Sözleşmesi'nin hukuksuzca feshedildiği netleşecek ve İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe girecek.
Ancak olmazsa, ilk seçimlerden sonra iktidara gelecek ve ilk 1 hafta içinde İstanbul Sözleşmesi'ni yeniden uygulamaya koyacağız. Attığımız imzanın tüm yükümlülüklerini yerine getireceğiz. İstanbul Sözleşmesi diyor ki "Kadına yönelik şiddeti önle, önleyemediysen kadını koru, koruyamadığın koşulda caydırıcı cezalar verilmesini sağla ve bütüncül politikalar üreterek kadını hayatın her alanında güçlendir." İşte biz hem ürettiğimiz politikalarla hem de yargı kararlarıyla şiddeti durduracağız. Kadına yönelik şiddetle ilgili davaların ayrı ceza mahkemelerinde görülmesi sağlayacağız.
"İçinde bulunduğumuz dönemde, ülkemizdeki kadınlar yeni haklar kazanmak için değil; var olan haklarını kaybetmemek için mücadele eder hâle geldi."
3- CHP'nin iktidara geldiği hâlde gerçekleştireceği politikalardan bahsetmişken partiniz kadın politikalarına yönelik uygulamaları neler olacak? Bir kadın bakanlığı kurulacak mı? Toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik projeler gerçekleştirilecek mi?
Öncelikle bir kadın bakanlığı kuracağız; böylelikle kadını aile içinde eriten değil, eşit birey olarak konumlandıran ve hayatın her alanında güçlendiren politikaları hayata geçireceğiz.
Şu anda CHP'li belediyeler tarafından yönetilen illerde ve ilçelerde çok güzel uygulamalar var. Örneğin; anne kart, ücretsiz süt imkanı, kreşler, yaşlı bakım evleri, kadın danışma merkezleri, akşamın belirli saatlerinden sonra durak olmaksızın otobüsten inme/binme hakkı gibi. Kadını hayatın içine katan bu olanakları, devlet politikası hâline getirip yaygınlaştıracağız.
8 Mart resmî tatil günü olacak. Eğitimde fırsat eşitliği sağlayacağız. Eğitime ve sağlığa erişimin önündeki engelleri kaldıracağız. Örneğin rahim ağzı kanserini engelleyen HPV aşısının ücretsiz olması gibi olanaklarla, sosyal devlet olmanın gereğini yerine getireceğiz. Kadın sığınma evlerinin sayısını arttıracağız. Sığınma evindeki kadınlara oy kullanma hakkını kullandıracağız. Şu anda bu hakları gasp edilmiş durumda…
Şu anda ülkemizdeki kadınlar bırakın yeni haklar kazanmayı, var olan haklarını kaybetmeme mücadelesi veriyor. Hatta ve hatta hayatta kalma mücadelesi veriyor. En temek hakkı olan yaşam hakkı için direniyor. İşte biz ülkemizdeki tüm kadınların güven içinde yaşamasını ve rahat nefes almasını sağlayacağız.
"Bizim yol haritamız çok net. Biz kadın erkek eşit bir Türkiye tasarlıyoruz."
4- AK Parti milletvekillerince hazırlanan son yasal düzenleme hakkında neler söylersiniz? İyi hâl indiriminde yapılan değişikliği nasıl değerlendiriyorsunuz?
AK Parti son yasal değişiklikle bir kez daha kadına yönelik şiddeti durdurmayı değil, algıyı yönetmeyi tercih etti. Kadına yönelik şiddetle mücadele için yasalarımızın oldukça yeterli olduğunu düşünüyoruz, bu nedenle kadın dernekleriyle birlikte "yasalara dokunma, uygula" diyoruz. Ne zaman dokunsalar bozuyorlar.
Örneğin; ısrarlı takip için yeni bir yasal düzenleme yaptılar. Oysaki TCK'nın 96'ncı maddesi eziyet suçları kapsamında ısrarlı takibi içeriyor ve TCK 96'ya göre bu suçun cezası 2 yıl ile 5 yıl arasında; ancak AK Parti'nin getirdiği paketle 6 ay ila 2 yıl arasına düşürülüyor. Sanki kadınların haklarını koruyorlarmış gibi bir hava yaratıp, yeni düzenlemelerle hak gaspını sürdürüyorlar.
5- Yasal düzenlemelerden bahsettik. Eğitime gelecek olursak CHP'nin eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik uygulamaları ve projeleri olacak mı?
Öncelikle şu söyleyeyim; karma eğitimin tartışılmasına bile tahammülümüz yok. Toplumsal cinsiyet eşitliği bilinci, çocuk yaştan itibaren gelişiyor. Çocukların toplumsal yaşamın içinde beraber yer alması, aynı havayı soluyarak büyümesi hiç şüphesiz çok önemli. Kız çocukları ve erkek çocukların ayrı eğitim görmesini savunanları kınıyorum. Bizler, çağdaş, laik, bilimsel bir eğitim sistemi kuracağız. 4+4+4 sistemini derhâl kaldıracağız. Kız çocuklarımızın okullaştırma oranını yükseltmek için birtakım projeler hayata geçireceğiz. Taşımalı eğitime gerek kalmaması için her köyde yeniden okullar açılmasını sağlayacağız. Çocuklarımızın her birinin eşit kalitede eğitim alabilmesi için eğitimin standardını herkes için yükselteceğiz ve fırsat eşitliğini teminat altına alacağız. İlkokuldan itibaren çocuklara kadın- erkek eşitliği ve insan hakları eğitimleri vereceğiz.
6- TÜİK'in "İstatistiklerle Kadın 2021" raporuna göre; istihdam edilen kadın oranı %26,3. Bu oranı nasıl değerlendirirsiniz? Partinizin kadın istihdamına yönelik uygulamaları neler olacak?
Şu anda OECD ülkeleri içinde en düşük kadın istihdamı oranına sahip olan ülke konumundayız. Dolayısıyla kadınların istihdamın dışına itildiği bir gerçek. Aynı işi yapan kadın ve erkek arasında ücret farkı da var. Türkiye'de çalışan kadınlar kayıt dışılıkla da mücadele etmek zorunda. Şu anda çalışma hayatının içindeki her 10 kadından 3'ünün herhangi bir sosyal güvencesi yok.
Kadınların hem iş güvenliğinin hem de iş güvencesinin olduğu, eşit işe eşit ücret aldığı, nitelikli işlerde çalıştığı bir Türkiye inşasını planladık. Bunun için de ilk 5 yıl içinde 6 milyon kişiyi istihdam yaratacak politikaları tasarladık. 6 milyon yeni istihdamın 4 milyonunu kadınlar oluşturacak.
Mesleklerdeki cinsiyetçi ayrımcılığı ortadan kaldıracağız; tıpkı bugün bizim belediyelerimizin kadın itfaiyeciler, kadın vatmanlar, kadın otobüs şoförleri istihdam ettiği gibi biz de kadının her alanda her meslekte çalışabileceğini göstereceğiz. Özel sektörde en az %35 oranında kadın istihdam eden firmalara, istihdam oranıyla doğru orantılı olarak artan teşvikler uygulayacağız.
Ev içi sorumlulukların sadece kadına ait olmadığının anlaşılmasını sağlayacağız. Sosyal devlet olmanın gereği olarak aile destekleri sigortasını uygularken yapılacak olan ödeneği kadının hesabına yatıracağız.
Kısacası; hepimiz tok, hepimiz eşit, hepimiz özgür, hepimiz güvende oluncaya kadar mücadelemiz devam edecek.
7- Kadınların siyasetteki konumundan bahsedecek olursak; bu alana katılımın son derece az olduğunu söylemek yanlış olmaz. Kadınların temsilini ve siyasete katılımını artırmak için neler yapılabilir?
Gerek Türkiye'de gerekse dünyanın birçok ülkesinde siyasete "erkek işi" gibi bakılıyor. Bu nedenle de bir kadın siyasi bir kariyer yapmak istediğinde özgeçmişi sorgulanırken, mutlaka birtakım başarı hikayelerinin olması beklentisi varken, bir erkek için böyle bir kriter aranmıyor. Kadınların siyasete daha fazla katılımının sağlanması için pozitif ayrımcılık içeren politikalar uygulanması, kadınlara özel eğitimler verilmesi gerekiyor. Eşit temsil için ise yasal bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç var. Bu da pariteyi yani denklik modelini içeren ve fermuar sistemi dediğimiz listelerin bir kadın bir erkek şeklinde yazıldığı bir yasal düzenlemeyle mümkün olabilir. Partimiz bu yönde bir kanun teklifi hazırladı, 30 Kasım'da meclise geldi. Ne yazık ki AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. CHP iktidarında bu teklifimizi hayata geçireceğiz.
8- Son olarak partinizin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun hem eleştirilen hem takdir gören "helalleşeceğiz" söylemini size sormak istiyorum; CHP’nin bu söylemi herkesi içeriyor mu? LGBTi bireylerle de hellalleşecek misiniz?
Helalleşmenin arkasında toplumun tüm kesimlerini kucaklama mantığı yatıyor. Öylesine ayrıştırıldık, öylesine kutuplaştırıldık ki kendimiz gibi olmayana, kendimiz gibi düşünmeyene çok yabancılaştık. Yaralara tuz basmak yerine birbirimizi anlamak ve toplumsal yaralarımızı sarmak zorundayız. Dolayısıyla tüm kesimlerle bir helalleşme olacak; ancak Genel Başkanımızın helalleşme söylemini yanlış anlayanlara şunu vurgulamak gerekebilir: Helalleşmek ayrı bir şey, suç işlemiş olan kişilerle yargı karşısında hesaplaşmak ayrı bir şey. Eğer ortada bir suç varsa helalleşeceğiz deyip o suçu görmezden gelmeyeceğiz; tam tersine hesap soracağız.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Herkese merhaba. CHP Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka ile Türkiye'de kadın konulu bir röportaj yaptık. Fransa'da dün gerçekleşen seçimlerde Macron ve Le Pen ikinci tura kalması ve seçim atmosferi hakkında yazdık.
11 Nis 2022

YAZARLAR

İlkim Emirler
Deputy editor @ Aposto

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Bu yılki NATO Zirvesi; semboller, anlatılar ve kültürel güçle örülen "yumuşak gücün" ortadan kalkmadığını; aksine yeni bir biçim kazandığını gösteren anlarla doluydu. Savunma sanayiinin ve caydırıcılığın öne çıktığı bir dönemde yumuşak güç de bu gerçekliğe uyum sağlıyor; daha sert semboller, daha karizmatik lider imajları ve daha gösterişli ritüeller üzerinden yeniden üretiliyor.




