AYM’nin İkinci Can Atalay Kararı

Anayasanın bu kadar açık bir şekilde ve inatla ihlal edilmesinden ve yok sayılmasından, sadece bu kararları verenlerin değil, aynı zamanda bunlar hakkında soruşturma yapma yetkisi olan kurumların da sorumluğunun doğacağı açıktır.
AYM’nin İkinci Can Atalay Kararı

Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Can Atalay’ın Anayasa Mahkemesinin ihlal kararına rağmen tahliye edilmemesi üzerine yapılan başvuruda Anayasa Mahkemesi ikinci kez ihlal kararı verdi.(1)  21 Aralık 2023 tarihinde verilen ve 27 Aralık 2023 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Genel Kurul kararında, başvurucunun seçme ve seçilme hakkı ile özgürlük ve güvenlik hakkının yanı sıra Anayasanın 148. maddesinde güvence altına alınan bireysel başvuru hakkının da ihlal edildiğine karar verilmiştir.  AYM bireysel başvurunun uygulanmaya başladığı Eylül 2012 tarihinden beri ilk kez bireysel başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. 

Bilindiği gibi AYM daha önce, Atalay’ın milletvekili seçilmesinden sonra Yargıtay tarafından tahliye talebinin reddedilerek yasama dokunulmazlığından yararlanamayacağına karar verilmesi ve ardından cezasının onanması dolayısıyla seçme ve seçilme hakkı ile özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine karar vermişti. Söz konusu kararın gereğini yerine getirmek için yeniden yargılama yapmak ve başvurucunun tahliyesine karar vermek üzere kararı ilk derece Mahkemesi olan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine göndermişti. İstanbul 13. ACM ise ihlalin Yargıtay 3. Ceza Dairesinin kararından kaynaklandığını belirterek dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne göndermişti. Ceza Dairesi ise yetkisini aştığını ileri sürdüğü AYM kararına uymayacağına karar vermiş ve keza karara katılan AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. 

Bunun üzerine Atalay’ın avukatları yeniden AYM’ye başvurdu. AYM Genel Kurulu, öncelikle önceki kararının gereğinin yerine getirilmediğini tespit etmiştir. AYM, İstanbul 13. ACM ile Yargıtay 3. CD’nin anayasal ve yasal zorunlulukları göz ardı ederek başvurucu hakkında yeniden yargılama işlemlerine başlamadığını, hükmün infazına devam olunduğunu ve başvurucunun hükümlü statüsünün sürdürüldüğünü belirtmiştir. AYM bu durumun Anayasa’nın 153. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı hükmü ile çatışan bir durum ortaya çıkardığını belirtmiştir (para 49).

AYM önceki kararında yeniden yargılama işlemlerinde “ilgili mahkemenin” İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi olduğuna karar verdiğini belirterek, kararın gereğini yerine getirme yükümlülüğünün bu mahkemede olduğuna ve dosyanın Yargıtaya gönderilmesinin yasaya aykırı olduğuna işaret etmiştir (para. 52). Ayrıca Yargıtay 3. CD’nin “Anayasa Mahkemesi kararına uyulmamasına" şeklindeki kararının Anayasa ve 6216 sayılı Kanun'a aykırı olduğunu ve 5271 sayılı Kanun'da veya diğer kanunlarda böyle bir karar türü bulunmadığını belirtmiştir (para. 53). Yargıtay’ın yeniden yargılama hususunda yetkisi bulunmadığını vurgulayan AYM, yeniden yargılama dosyasının görevi ve yetkisi olmayan bir mahkemece karara bağlanarak Anayasa'nın 142. maddesinin amir hükmüne ve Anayasa'nın 37. maddesinde yer alan tabii hâkim ilkesine açıkça aykırı hareket edildiğini belirtmiştir (para. 54). 

Anayasa'nın 148. maddesinde öngörülen bireysel başvuru hakkının, anayasal bir hak olduğunu hatırlatan Mahkeme, Anayasa Mahkemesi kararlarının etkili şekilde uygulanmasının da bireysel başvuru hakkının ayrılmaz bir parçası olduğunu ve verilen kararların ihlâl kararında tespit edildiği şekliyle icra edilmemesinin bireysel başvuru hakkının açık ve ağır bir şekilde ihlâli anlamına geleceğini belirtmiştir. AYM’nin bireysel başvuru sonucu verdiği kararlarının uygulanmamasının bireysel başvuruda bulunmayı kişiler için anlamsız hâle getireceğini vurgulamıştır (para. 56). Kararların gereğinin yerine getirilmemesinin yargıya güveni de zedeleyeceği, bireysel hakları ihlal edeceği ve hukukun üstünlüğüne aykırı olacağını vurgulayan Mahkeme, Anayasa ve yasalar çerçevesinde bağlayıcı olduğu konusunda kuşku bulunmayan AYM kararına uyulmaması nedeniyle başvurucunun bireysel başvuru hakkının, seçme ve seçilme hakkı ile kişi özgürlüğü ve güvenliği haklarının ihlal edildiğine karar vermiştir. 

AYM sonuç olarak hem önceki kararında hem de mevcut kararında tespit edilen ihlâllerin giderilmesi için;

i. Yeniden yargılama işlemlerine başlanması,

ii. Mahkûmiyet hükmünün infazının durdurulması ve başvurucunun ceza infaz kurumundan tahliyesinin sağlanması,

iii. Başvurucunun hükümlü statüsünün sona erdirilmesinin,”

zorunlu olduğuna hükmetmiş ve bunları yerine getirmek üzere kararın İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. 

Mahkeme ayrıca kararın bir örneğinin bilgi için ve ilgileri nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na da gönderilmesine hükmetmiş ve başvurucuya net 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. 

Kararın HSK’ya gönderilmesinin nedeni açıktır, AYM kararını uygulamayan yargıçlar hakkında idari ve cezai soruşturma açılması gerekmektedir. Ancak İstanbul 13. ACM bu kadar açık karara yine uymamış ve dosyayı tekrar Yargıtay’a göndermeye karar vermiştir. 

Anayasanın bu kadar açık bir şekilde ve inatla ihlal edilmesinden ve yok sayılmasından, sadece bu kararları verenlerin değil, aynı zamanda bunlar hakkında soruşturma yapma yetkisi olan kurumların da sorumluğunun doğacağı açıktır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Özgürlük GündemiÖzgürlük Gündemi

BÜLTEN SAYISI

2024 Yılı Türkiye Ekonomisi: Zorluklar ve Öneriler

AYM’nin İkinci Can Atalay Kararı, Devlet Bahçeli Anayasa Mahkemesi’nin Kapatılması Çağrısında Bulundu, 2024 Yılı Türkiye Ekonomisi: Zorluklar ve Öneriler.

02 Oca 2024

2024 Yılı Türkiye Ekonomisi: Zorluklar ve Öneriler

YAZARLAR

Ali Rıza Çoban

Anayasa hukuku doçentidir. Doktorasını temel haklar alanında İngiltere'de Leeds üniversitesinde yapmıştır. İnsan hakları hukuku, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, anayasa yapımı, karşılaştırmalı anayasa yargısı alanlarında çalışmaktadır. Kendi uzmanlık alanlarında sivil toplum kuruluşlarıyla ortak çalışmalar yürütmektedir.

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR