AYM’nin Son Can Atalay Kararı

Yasama organının Anayasanın ihlaline alet olmaması gerekir. Yasama dokunulmazlığı, milletvekillerinin şahsi çıkarları için değil, milli iradeyi eksiksiz temsil etmeleri için tanınmıştır. Meclis Başkanlığının illet iradesine sahip çıkma yükümlülüğü vardır.
AYM’nin Son Can Atalay Kararı

Bilindiği gibi Can Atalay, Gezi davasından tutuklu olarak yargılanırken 2023 yılında yapılan milletvekili genel seçiminde Türkiye İşçi Partisinden Hatay milletvekili olarak seçilmişti. Bunun üzerine Atalay, yasama dokunulmazlığı kazandığı gerekçesiyle hakkındaki yargılamanın durdurulması ve tahliyesine karar verilmesi talebiyle dosya temyiz aşamasında önünde derdest bulunan Yargıtay 3. Ceza Dairesine başvurmuş, ancak Daire, Anayasa Mahkemesinin benzer durumda daha önce verdiği ihlal kararlarını dikkate almaksızın Atalay’ın Anayasanın 83 ve 14. maddeleri gereği yasama dokunulmazlığından yararlanamayacağı gerekçesiyle talepleri reddetmişti. Bunun üzerine Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuruda Anayasa Mahkemesi, Atalay’ın özgürlük ve güvenlik hakkı ile seçme ve seçilme haklarının ihlal edildiğine karar vermişti.[1]  AYM’nin bu kararına uymayı da reddeden Yargıtay 3. Ceza Dairesi, AYM’nin yetkisini aştığını belirterek AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Ayrıca gezi davasında verilen mahkûmiyet hükümlerinden Atalay’ın da dahil olduğu bir kısmını onamıştı. 

Anayasa Mahkemesine yapılan ikinci başvuru sonucunda, AYM kendi kararına uyulmaması dolayısıyla bireysel başvuru hakkının yanı sıra seçme ve seçilme hakkı ile özgürlük ve güvenlik haklarının ihlal edildiğine yeniden karar vermiş[2] ve tespit edilen hak ihlallerinin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak kararın bir örneğinin başvurucunun yeniden yargılanmasına başlanması, mahkûmiyet hükmünün infazının durdurulması, ceza infaz kurumundan tahliyesinin sağlanması ve yeniden yapılacak yargılamada durma kararı verilmesi şeklindeki işlemlerin yerine getirilmesi için İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Ancak ilk derece mahkemesi AYM kararına uymak yerine dosyayı tekrar Yargıtay 3. Ceza Dairesine göndermiş ve Daire, AYM kararına uymayı tekrar reddederek davacının kesin hüküm giyme nedeniyle milletvekilliğinin düşürülmesine yönelik işlemlerin başlatılması için kararın bir örneğinin TBMM'ye gönderilmesine oybirliği ile karar vermiştir. 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun, AKP’li başkanvekili Bekir Bozdağ’ın başkanlığında yapılan 30 Ocak 2024 tarihli 54. Birleşiminde, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin söz konusu yazısı okunarak TBMM Genel Kurula bildirilmiş ve Atalay’ın vekilliğinin düştüğü kabul edilmiştir. Bu işlemin eylemli içtüzük değişikliği niteliği taşıdığı ve yok hükmünde olduğunun tespiti amacıyla Cumhuriyet Halk Partisine mensup 125 Milletvekili Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Anayasa Mahkemesi, bu başvuruya ilişkin gerekçeli kararını 1 Ağustos 2024 tarihli Resmî Gazetede yayımladı.[3] 

Anayasa Mahkemesi, daha önce Atalay hakkında verdiği bireysel başvuru kararlarını hatırlatarak, AYM kararlarının yargı organları dahil bütün kamu otoriteleri açısından bağlayıcı olduğunu vurgulamış ve Can Atalay hakkında verilen mahkûmiyet kararının yok hükmünde olduğunu belirtmiştir. Anayasa Mahkemesine göre, “AYM’nin 25.10.2023 tarihinde verdiği hak ihlali kararı sonrasında Hatay Milletvekili Şerafettin Can ATALAY ile ilgili kesinleşen bir hükmün varlığından söz etmek hukuken mümkün değildir. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararından sonra kararın hüküm fıkrasında belirtildiği şekliyle ihlale yol açan kararın ortadan kaldırılması anayasal bir zorunluluktur. Anayasa Mahkemesince Anayasa’yı ihlal ettiği tespit edilen bir yargısal kararı mahkemeler dâhil hiçbir kamu otoritesi esas alamaz ve Anayasa’ya aykırılığı sabit olan bir karara hukuken geçerlilik tanınamaz.” AYM kararlarının bağlayıcılığını hatırlatan Mahkeme, bu kararlara uyma konusunda diğer mahkemelerin ve kamu otoritelerinin takdir yetkisi bulunmadığını vurgulamıştır.

AYM’nin ihlal kararının yasama organı açısından da bağlayıcı olduğunu belirten Mahkeme, Yargıtay’ın AYM kararına uyulmamasına ilişkin kararının yok hükmünde olduğunu bu işleme dayanarak yaratılan fiili durumun hukuki bir sonucunun bulunmadığını vurgulamıştır. Ancak AYM, Yargıtay kararının “yok hükmünde” olduğunu vurgularken, yok hükmündeki bu karara dayanarak yapılan “TBMM işleminin” yok hükmünde olduğuna karar vermemiş, fiili durum olarak nitelendirdiği bu işlem hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.  Kanaatimizce AYM, eğer işe yarar bir karar vermek istiyorduysa “TBMM işleminin” de yok hükmünde olduğuna karar vermeliydi.

Nitekim bu kararın bir sonucu olmamış, AYM kararının etkilerini tartışmak üzere muhalefet partilerince 16 Ağustos 2024 tarihinde olağanüstü toplantıya çağrılan Meclis, AYM kararını tartışmaya açmadan çıkan şiddet olayları nedeniyle toplantıya son vermiştir. Esasen TBMM Başkanının yapması gereken, AYM’nin yukarıda sözü edilen 21.12.2023 tarihli Şerafettin Can Atalay (3) kararını Genel Kurulda okutmak ve Can Atalay’ın milletvekilliği statüsünün devam ettiğini tespit ederek özlük haklarından yararlandırılmasını sağlamaktır. Yasama organının Anayasanın ihlaline alet olmaması gerekir. Yasama dokunulmazlığı, milletvekillerinin şahsi çıkarları için değil, milli iradeyi eksiksiz temsil etmeleri için tanınmıştır. Meclis Başkanlığının illet iradesine sahip çıkma yükümlülüğü vardır.  

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Özgürlük GündemiÖzgürlük Gündemi

BÜLTEN SAYISI

Mecliste Olağanlaşan ve Tasdik Edilen Şiddet

AYM’nin Son Can Atalay Kararı, Cari Denge Üzerinden Kura Müdahale Tartışması, Mecliste Olağanlaşan ve Tasdik Edilen Şiddet.

26 Ağu 2024

Mecliste Olağanlaşan ve Tasdik Edilen Şiddet

YAZARLAR

Ali Rıza Çoban

Anayasa hukuku doçentidir. Doktorasını temel haklar alanında İngiltere'de Leeds üniversitesinde yapmıştır. İnsan hakları hukuku, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, anayasa yapımı, karşılaştırmalı anayasa yargısı alanlarında çalışmaktadır. Kendi uzmanlık alanlarında sivil toplum kuruluşlarıyla ortak çalışmalar yürütmektedir.

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR