Berlin techno kültürü, UNESCO kültürel miras listesine aday

UNESCO, yerkürenin farklı noktalarından köklenmiş kültürel hazinelerin önemini vurgulamak, korunmasını sağlamak ve bilinirliğini artırmak amacıyla; çeşitliliğin ve yaratıcı ifadenin göstergeleri olan kimi gelenekleri, Somut Olmayan Kültürel Miras başlıklı listelerde bir araya getiriyor.
Seçkiler, müzik, yemek, gündelik hayattan ritüeller, el sanatları, inançlar gibi temalar etrafında bir kültür inşa edebilmiş türlü eylemleri kapsıyor. Amsterdam’dan Gay Pride Parade, Jamaika’dan reggae ve Hindistan’dan yoga, listelerde yer almış kültürel değerlerden birkaçı olarak örnek gösterilebilir.
UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Temsilî Listesi’ne 2022 dönemi için yapılan adaylık başvuruları, önümüzdeki günlerde bir komite tarafından değerlendirilecek. Berlin merkezli kâr amacı gütmeyen müzik oluşumu Rave The Planet, kent yaşamının önemli bir parçası olan techno kültürünün UNESCO tarafından tanınması için tüm gereksinimleri karşıladığına inanıyor.
Techno; Detroit, Chicago, Belçika gibi dünyanın başka yerlerinde de kültür yaratmış olsa da; Berlin Duvarı’nın yıkılışı, Love Parade Festivali gibi tarihsel bağlantılar aracılığıyla, türün kentle kurduğu ilişkinin giderek güçlendiğini ve Berlin’in techno başkenti olduğunun artık dünyaca kabul edildiğini düşünen Rave The Planet, UNESCO’ya bir çağrıda bulundu.
Listeye dâhil olmanın şehirdeki techno kulüplerinin yaşamını uzatacağını, devlet sübvansiyonlarına ve diğer fonlara erişimi kolaylaştıracağını, böylece kültürün daha sağlıklı korunabileceğini düşünen oluşum, geniş kitlelerce desteklenmenin değerlendirme sürecinden olumlu sonuç alınmasına katkıda bulunacağı inancıyla, gönüllülere yönelik kimi bağış paketleri de hazırlamış.
Daniel Boon, Ellen Allien, Dimitri Hegemann, Alan Oldham, Alexander Krüger, Hans Cousto gibi Berlin’le özdeşleşmiş prodüktör ve DJ’lerin yer aldığı, Techno Culture in Berlin isimli 10 dakikalık kısa film, çağrının ardındaki motivasyonu oldukça iyi anlatıyor.
Listenin 2022 adaylıklarından seçmeler
Meddahlık geleneği, Mevlevi Sema Törenleri, Nevruz, Ebru Sanatı, Hıdırellez, Minyatür Sanatı gibi pek çok kültürel değeriyle listelere katılan Türkiye, önümüzdeki sene için çay kültürünü aday göstermiş. Yetiştirildiği Karadeniz Bölgesi’nde yeşil altın olarak adlandırılan çay bitkisi, demleme teknikleri, semaver, kıtlama gibi özelleşmiş tüketim biçimleri, servis edildiği mekanlar ve etkinlikler yoluyla Türkiye toplumunun gündelik hayatının önemli bir parçası olmuş ve kültürel bir nesneye dönüşmüş durumda.
Haitili toplulukların, önceki nesillerinin sömürgeciliğe karşı zaferinin sembolü olarak gördükleri Joumou çorbası, özellikle pazar sabahları ve 1 Ocak Bağımsızlık Günü’nde tüketilen özel bir yiyecek. Kölelik dönemlerinde içmeleri yasaklanan bu gıdayı onurlandırmak niyetindeler.
Güz Bayramı olarak anılabilecek Mehregan töreni, İran için oldukça köklü bir gelenek. Dostluk ve sevgiden sorumlu Mithra’yı anmak için, hangi takvime uyulduğundan bağımsız olarak, yılın 196. gününde kutlanırmış. Çiftçiler, zanaatkârlar ve yerel müzisyenleri buluşturan seremoni, hem Zerdüşt hem de Müslüman topluluklar tarafından benimsenmiş ve günümüzde de coşkuyla kutlanıyor.
Gong ve davul eşliğinde, göz alıcı kostümler içinde icra edilen Japon halk dansı Furyu-odori, ülkenin kırsalında görülen tayfun, kuraklık ve deprem gibi şiddetli iklim olaylarından etkilenen toplumun sakin bir yaşam umuduyla yarattığı törensel bir performans.
Belarus’un hasır dokumaları, ülkenin farklı bölgelerinde yaşayan ustalar tarafından, okullar, yerel zanaat merkezleri gibi kurumlarda, çocuk ve gençlere verilen eğitimlerle yeni nesillere aktarılıyor. Üniversiteler ve müzeler bünyesinde yer alan araştırma toplulukları, bu kültürel mirası korumak için çalışıyor.
Yazı: İlayda Güler
İllüstrasyon: Akif Kaynar
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Temsilî Listesi'nin 2022 adaylarına bir bakalım.
24 Kas 2021

YAZARLAR
İLGİLİ OKUMALAR

