Beşinci 'örtülü af': 115 bin kişiyi kapsayacak, terör suçları kapsam dışı

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İktidarın uzun zamandır gündeminde tuttuğu, 10. Yargı Paketi’nden son dakikada çıkartılan yeni “örtülü af” düzenlemesi, 11. Yargı Paketi’ne girdi. “Eşitsizliği gidermek” amacıyla hazırlandığı söylenen Covid düzenlemesi, hem yeni eşitsizlikler yaratıyor hem de kamuoyundaki bazı tartışmaların ne kadar boşa yapıldığını da gösteriyor.
Nedenlerine gelelim… Israrla “Bu düzenleme af anlamına gelmiyor” ifadeleriyle cezaevlerinin boşalmasına yönelik düzenlemeleri açıklamaya çalışan AKP, gerçekten eşitsizlik yaratan önceki Covid-19 düzenlemesini de böyle çıkarmıştı. O düzenleme 31 Temmuz 2023 öncesinde suç işleyen ve hakkında verilen ceza kesinleşenlerin tahliyesine olanak sağladı. Binlerce kişi tahliye oldu.
Ancak sonrasında bu düzenlemeye ciddi itirazlar geldi. 31 Temmuz 2023 öncesi suç işleyen ancak hakkındaki karar kesinleşmemiş olanlar, yargının ağır işlemesinin suçunun kendilerinde olmadığını, eşitliğe aykırı davranıldığını belirterek başvurular yaptı. Konu Anayasa Mahkemesi gündemine kadar geldi. Anayasa Mahkemesi, iktidar ortakları AKP ve MHP’nin bugünkü söyleminin aksine düzenlemenin eşitsizliğe yol açmadığını savundu. Ancak talepler bitmedi. Özellikle MHP, düzenlemede ısrarcı oldu.
Son dakika kapsam dışı
Bu yüzden geçen Nisan’da 10. Yargı Paketi hazırlanırken en büyük tartışma Covid düzenlemesi olarak bilinen düzenleme üzerinde yapıldı. Son dakikada taslak metinde yer alan bu düzenleme kapsam dışında bırakıldı. Ardından düzenlemenin yeni yasama yılında, ekim ayında gündeme gelebileceği iktidar kulislerinde konuşuldu.
- Yürütülen çözüm süreci kapsamında cezaevindeki kimi hükümlülerin tahliyesi için de bu düzenlemeye işaret ediliyordu.
2020'de pandemi nedeniyle açık cezaevinde bulunanlara verilen "Covid izni", 31 Temmuz 2023'e kadar uzatılmış, ardından tahliyelerine olanak sağlanmıştı. Ancak bu tarihten önce suç işleyip cezası kesinleşmeyen hükümlüler düzenlemeden yararlanamamıştı. Bakanlığın taslak çalışmasında ise 31 Temmuz 2023 tarihinden önce suç işleyenlerin tamamının benzer şekilde erken tahliyelerinin yolunun açılması öngörülüyordu.
Bu kapsama terör hükümlülerinin de alınacağı söyleniyordu. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kurmaylarının itirazı ile bu düzenlemenin özellikle de ağırlıklı olarak FETÖ hükümlülerinin yararlanacağı gerekçesiyle paketten çıkartıldığı iddia edildi.
Yeni pakette de 'terör suçları' yok
11. Yargı Paketi’ne son dakikada alınan düzenlemeye göre İnfaz Kanunu’na daha önce eklenen düzenlemede kelime değişikliği yapılarak eşitlik sağlanmaya çalışılacak. Mevcut kanunda “31 Temmuz 2023 tarihi itibarıyla” ifadesi yer alıyor. Bunun yerine “Tarihi ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle” ifadesi kanuna konulacak.
Buna göre, anayasal düzene karşı işlenen suçlarla, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar kapsam dışında kalacak. 31 Temmuz 2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerden, toplam hapis cezası on yıldan az ise bir ayını, on yıl ve daha fazla ise üç ayını bu kurumlarda geçirip ilgili mevzuat uyarınca açık ceza infaz kurumlarına ayrılmasına üç yıl veya daha az süre kalanlar, bu şartların oluştuğu tarih itibarıyla açık ceza infaz kurumlarına ayrılabilecek.
En az üç ay açık ceza infaz kurumunda kalanlar denetimli serbestlikten üç yıl erken yararlandırılarak tahliye edilecek. Kesinleşmiş ancak infaz edilmemiş diğer hapis cezaları bakımından da bu düzenleme uygulanacak.
Ağır suç işleyenler dahil 115 bin kişiye tahliye
Bu düzenlemeyle ilk etapta 55 bin, birkaç ay içinde de 115 bin kişinin tahliyesi bekleniyor. Tahliye olacaklar arasında ağır adli suçları işleyenler de bulunacak. Buna karşılık örneğin Terörle Mücadele Yasası kapsamında olan, şiddet eylemleriyle en ufak bağı bulunmayan, daha çok gazetecilerin yargılandığı “hedef gösterme” suçu kapsam dışında.
Beşinci kez örtülü af
AKP, “af” sözcüğünü ağzına almıyor olsa da 2010’dan bu yana cezaevlerinin boşaltılması için benzer yöntemlere başvurdu. Tamamında siyasi suçlular kapsam dışında kaldı.
2012'de çıkartılan kanunla, cezasının son altı ayını açık ceza infaz kurumunda kesintisiz olarak geçiren suçlular için, koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalmışsa "denetimli serbestlik" uygulanması öngörüldü. 2013 yılında geçici bir maddeyle 2021 yılına kadar anılan süre kayıtlarının uygulanmayacağı söylendi.
- Belli bir sürenin altında ceza alanların açık cezaevine bile geçmeden, cezalarının belirli bir kısmını çekmeden tahliye olması sağlandı. 2016'da 671 sayılı KHK ile koşullu salıverme için cezanın üçte ikisinin değil yarısının çekilmesi yeterli görüldü. Denetimli serbestlik için de en az bir yıl cezasının kalması şartı, iki yıla çıkarıldı. Sadece bu düzenleme ilk etapta 120 bin suçlunun tahliyesini sağladı.
2020'de pandemi nedeniyle açık cezaevinde bulunanlara ve denetimli serbestlik hakkı olanlara izin hakkı getirildi. 200 bine yakın suçlu düzenli izinlerle dışarıda tutuldu. "Alaattin Çakıcı Affı" olarak bilinen düzenlemeyle koşullu salıvermeye "bir yıl" kalması şartı, bir defaya mahsus olmak üzere "üç yıl"a çıkarıldı. 2023'te Covid-19 izninde bulunan hükümlülerden denetimli serbestliğe ayrılmalarına 5 yıl veya daha az süre kalanların, tekrar cezaevine dönmemesi ve kalan sürelerini denetimli serbestlik altında infaz etmeleri öngörüldü.
Ve şimdi de bu düzenleme yapılıyor.
Bütün bu düzenlemeler İnfaz Kanunu’nu yamalı bohçaya çevirmiş durumda. Ve aylardır süren, 18 yaşından küçük suçlulara yetişkin gibi ceza verilmesi tartışmasının da ne kadar boşa yapıldığını gösteriyor. Zira yetişkinler de aldıkları cezaları yatmıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Gökçer Tahincioğlu
Gazeteci ve yazar. 1997-2018 yılları arasında Milliyet Gazetesi’nde muhabir, haber müdürü ve köşe yazarı olarak çalışan Tahincioğlu, 2019’dan beri T24 internet sitesinde Ankara Temsilcisi ve yazarlık görevlerini üstleniyor.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




