Biden yönetiminin dış politikadaki ajandası

Biden, Trump’ın izolasyoncu politikasının aksine dış politikasında küresel sorunlara odaklanıyor; demokratik değerlerin ABD önderliğinde yükseleceğine inanıyor.
Biden yönetiminin dış politikadaki ajandası

ABD Başkanı Joe Biden göreve geldiği ilk günden bu yana yoğun bir tempoda iç ve dış meselelerle ilgileniyor. Covid-19 sebebiyle zarar gören ABD ekonomisini toparlamak için 1,9 trilyon dolarlık yardım paketini hem Senato’dan hem de Temsilciler Meclisi’nden geçiren Biden, ABD’deki işçilerin sendikalaşma hakları için de olumlu sinyaller veriyor. Ayrıca, öğrenci borçlarının silinmesi ve asgari ücretin artırılması da gündemdeki yerini koruyor. İç politikada bazı konularda Demokratların progresif kanadıyla yakın temaslar kuran Biden, ABD dış politikasında ise Trump döneminin “Önce Amerika” yaklaşımından uzaklaşmış görünüyor. 

  • ABD gerçekten geri döndü mü? Biden’ın Başkan olarak yaptığı ilk açıklamalardan biri “Amerika geri döndü” olmuştu. Trump döneminin izolasyoncu politikalarını desteklemediğini seçim kampanyasının başından bu yana açıkça söyleyen Biden, göreve başlamasıyla ABD dış politikasının rüzgârlarını tersine döndürdü. Bu dönüşün en önemli örneklerinden biri ABD’nin tekrar Paris Sözleşmesine katılmasıydı. Ayrıca Biden, hem ABD’nin Avrupa’yla bozulan ilişkilerine düzeltmek hem de Çin’in genişleyen etki ağını daraltmak için transatlantik ittifaklara olan bağlılığının altını çizdi. Biden’a göre son dönemde dünyanın her yerinde gerileme yaşayan demokratik değerlerin korunması ve tekrar yükselişe geçmesi ancak ABD önderliğinde şekillenecek demokratik dünya koalisyonundan geçiyor. Bu yaklaşım tutarsız değil. ABD’nin Trump döneminde Avrupa’yı yalnız bırakması, demokratik değerleri benimsemiş devletleri zor durumda bırakırken otokratik yönetimlerin elini güçlendirdi.

  • Biden yönetiminin Orta Doğu’ya yaklaşımı: ABD’deki 2020 seçimleri sadece Başkanın değişmesine değil, ABD Kongresi’nin de değişmesine aracı oldu. ABD Kongresi, özellikle ABD’nin Orta Doğu politikalarında daha fazla söz sahibi olmak istiyor. Obama döneminde İran ile yapılan tarihî nükleer anlaşmanın tekrar yürürlüğe konması; ABD’nin Suudi Arabistan’ın Yemen’de sürdürdüğü savaşa verdiğin desteğin kesilmesi; İsrail-Arap barışı; Suudi Arabistan’da yaşanan insan hakları ihlalleri gibi konular ABD Kongresi’nin öncelikleri. Bu bağlamda Biden ve ABD Kongresi arasında bazı fikir ayrılıkları olduğu da belirginleşiyor. Bu ayrılık en çok ABD’nin İran ile kurduğu ilişkide gün yüzüne çıkıyor. Kuzey Irak’taki ABD üssüne yapılan roketli saldırı sonrası Biden’ın, Suriye sınırları içinde İran tarafından desteklenen militanların bulunduğu bölgelere hava saldırısı yapılması için verdiği emir ABD Kongresi’nde birçok politikacı tarafından sert bir şekilde eleştirildi. Biden’ın Kongre’nin izni olmadan askerî güç kullanmasının yanlış olduğu dile getirildi. Öte yandan, Başkan Biden ve ABD Kongresi’nin dış politikada hemfikir konulardan bir tanesi Türkiye’yle olan ilişkiler. Türkiye hükümetiyle gerilimli günler yaşayan Biden yönetimi, Türkiye’nin yayılmacı politikasına sıcak bakmıyor. Türkiye’nin Kuzey Suriye’deki Kürtlerle olan sorunları, Rusya’dan alınan S-400ler, Türkiye-İran ilişkileri, mayıs ayında başlaması planlanan Halkbank davası ve Türkiye’nin her geçen gün otoriterleşmesi; Biden yönetiminin Türkiye hükümetiyle arasının kısa vadede düzelmeyeceğine işaret ediyor.

  • Küresel sorunlar: Bu gelişmeler ışığında Biden yönetiminin niyetinin Çin ve Rusya gibi daha küresel sorunlara odaklanıp Orta Doğu gibi bölgesel sorunlardan mümkün olduğunca uzaklaşması olduğu söylenebilir. Biden yönetimi bir yandan İran’a Suriye üzerinden gözdağı verirken bir yandan da diplomatik yolları açık tutuyor, Trump yönetiminin taraf olmaktan vazgeçtiği Nükleer antlaşmaya tekrar dönmenin yollarını arıyor. ABD, Orta Doğu’daki sorunları mümkün olduğunca az hasarla çözerek enerjisini iklim krizine, demokratik değerlerin küresel düzeyde gerilemesine ve Çin’in dünya siyasetindeki etkisinin artmasına yönlendirmek istiyor.

  • Denge siyasi, iç politika ve ABD’nin geleceği: Kullanılan güç bağlamında izlenen denge politikası ABD’nin sadece dış politikadaki tavrı hakkında değil, aynı zamanda Biden’ın iç politikadaki tutumu hakkında da ipuçları veriyor. Bir yandan Covid-19 sebebiyle zarar gören ekonomiyi ayağa kaldırmaya çalışan Biden, bir yandan da kendi partisindeki merkezci-progresif koalisyonu memnun etmeye çalışıyor. Bunun ötesinde kendi seçmeni olmayan muhafazakâr-milliyetçi seçmeni de dış politikadaki sert tutumuyla ABD’nin küresel siyasetteki gücünü kaybetmediği mesajını vermeye çalışıyor. Trump’ın hem 2016 seçimlerinde hem de 2020 seçimlerinde kullandığı “ABD’nin artık eski gücünde olmayan, diğer devletler tarafından istismar edilen ve küçük görülen bir ülke olduğu” söylemi Biden’ın başkan seçilmesine engel olamasa da ABD toplumunda karşılık gördü. Biden yönetiminin ABD toplumunda yaşanan politik ve kültürel değişime karşılık verip veremeyeceğini ise zaman gösterecek. ABD dış siyasette dengeli bir siyaset izlemeye çalışırken içerideki sorunlarını çözmediği takdirde gelecek seçimlerde ABD’yi sürpriz sonuçlar bekliyor olacak. Birçok statüko politikacısına göre dış politika ABD’nin birincil önceliğiyken ABD toplumunun önceliği; kötüleşen ekonomik şartlar, düşük gelirler, artan sağlık harcamaları ve öğrenci borçları, evsizlik ve sosyal güvenlik gibi sistemik ve karmaşık sorunlar. Demokratlar bu sorunlara kalıcı çözümler bulamadığı takdirde hem 2022 ara seçimlerinde hem de 2024 genel seçimlerinde hiç beklemedikleri sonuçlarla karşılaşabilir.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

ABD'nin dış politikası, Türkiye'nin 8 Mart karnesi, Avrupa'da İslamofobi

Bu hafta hikâyelerimizde Joe Biden yönetimindeki ABD'nin dış politikasına, Türkiye'nin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü karnesine, Avrupa'daki İslamofobi'ye ve geçtiğimiz haftanın yasama gündemine odaklanıyoruz.

11 Mar 2021

Kapak Görseli: Ece Tugay (@eccetu)

YAZARLAR

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR