Bilinçli tüketiciler için döngüsel gıda tüketim alışkanlıkları

Döngüsel bir gıda sistemi için tüketici alışkanlıkları
Bilinçli tüketiciler için döngüsel gıda tüketim alışkanlıkları

Küresel krizlerin yarattığı ekonomik baskılar elbette tüm ülkelerde farklı şekillerde etki ediyor. Yine de küreselleşmenin bir getirisi olarak -olumlu mu, olumsuz mu sorusunun cevabını size bırakıyoruz- enflasyonist baskılar bugün dünyanın her yerinde kendisini gösteriyor. Her ne kadar Türkiye enflasyonda lider(!) olsa da özellikle Rusya-Ukrayna savaşının tüm dünyada baskı oluşturduğu açık. Elbette en dikkat çekeni petrol, fakat bu yazımız petrol ile ilgili değil. Petrolü neredeyse tüm süreçlerin merkezine koymuş lineer ekonomimiz nedeniyle bundan birkaç ay önce yazmış olduğumuz “Dayanıklı Toplumlar” yazısında bahsettiğimiz dayanıklılık şu anda ne yazık ki dünyanın hiçbir yerinde mevcut değil. Petrolün yanında bildiğiniz gibi normalde kendimize yetecek ve hatta tüm dünyaya ihraç edebileceğimiz gıda ürünlerinde de sorunlar yaşamaktayız. Bu sorunlar hem enflasyon hem yanlış politikalar sebebi ile ortaya çıksa da aslında biraz daha geriye çekilip baktığımızda geleceğimizi deneyimliyoruz diyebiliriz. “Geleceği deneyimlemek de ne demek?” diyenler var ise gelin hep birlikte neyi kastettiğimizi anlamaya çalışalım.

Bildiğiniz gibi Maslow’un “İhtiyaçlar Piramidi”nin en altında gıda, barınma ve su gibi temel insani ihtiyaçlar yer alır. Bu ihtiyaçların karşılanması aslında bir insanın “insani” şartlarda yaşaması için gereklidir. Bunu yaparken elbette diğer canlıların yaşam haklarını da gözetmemiz gerektiğine inansak da konumuz bu da değil. Gıda temel ihtiyacı şu anda gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde çok fazla sorun olarak görülmese de dünya genelinde 800 milyondan fazla insanın açlıkla mücadele ettiğini Birleşmiş Milletler’in açıklamalarından biliyoruz. Açlıktan kastımız ise genelde bir insanın günlük kalori ihtiyacını karşılayamayacak kadar az besin maddesine erişim olarak tanımlanmakta. Fakat durum çoğu zaman çok daha kötü bir şekilde karşımıza çıkıyor. Bir insanın günlük kalori ihtiyacını karşılayamamasından çok uzak, bir günü tamamen aç geçirmek zorunda kalan milyonlarca insan bugün dünya üzerinde açlıkla ve dolayısıyla birçok çeşitli hastalıkla baş etmeye çalışmakta. Buraya kadar her şey gayet kötü görünüyor değil mi? Üzülerek söylemeliyiz ki daha yeni başlıyoruz.

Tüm bu açlık ve gıdaya erişim sorununa karşın bugün hala dünya genelinde tüketilebilir gıda ürünlerinin %30’undan daha fazlası israf ediliyor. Önceki yazılarımızdan hatırlayanlar olacaktır, fakat yine de kısa bir tanımlama yapalım. Gıda israfı perakende ve tüketici noktasında tüketilmediği için atık haline gelen gıda ürünlerini anlatırken, gıda kaybı tarladan sofraya gelene kadar olan süreçte yanlış uygulamalar, “marka değerini koruma” gibi aslında önemsiz veya kolayca çözülebilecek sorunlar sebebi ile oluşmaktadır. Şimdi “açlıkla gıda israfı ve gıda kaybının ne alakası var?” gibi bir soru akıllara geldiyse eğer sanıyoruz ki dünya genelinde sırf tüketilmediği için atık haline gelen gıda ürünleri ile yine dünya genelinde açlıkla mücadele eden 800 milyondan fazla insanı 4 kere doyurabileceğimiz gerçeği sizleri şaşırtabilir. Konuya buradan baktığımızda ise ister istemez şehirdeki hızlı, heyecanlı ve stresli hayatlarımızda umursamadan bir ısırık alıp attığımız gıda ürünlerinin açlıkla savaşan milyonlar için ne kadar da önemli olduğunu düşünmeden edemiyoruz. Kaynakların verimsiz kullanımı, daha çok tüketim ve bir nebze de olsa “açgözlülük” gıdaya erişim probleminin en temel sebepleri. Bunun yanında gıdaya erişim bugün sadece 800 milyon insanı etkiliyor olsa da yukarıda dediğimiz gibi bugün geldiğimiz noktada sıvıyağ erişiminden şeker kolilerinin istiflenmesine kadar birçok olay aslında bu şekilde üretmeye ve tüketmeye devam ettiğimizde gelecekte neler yaşayabileceğimizi de bize gösteriyor.

Özeleştiri konusunda hala daha olması gereken noktada olmadığımızı bildiğimiz için yazının bu noktaya kadar olan kısmı herkesi az da olsa rahatsız etmiş olabilir. Sonuçta kimse sosyal medyada fotoğrafını paylaştığı güzel bir yemek tabağındaki gıda ürünlerini tüketmediğinde başka bir yerde açlıkla savaşan birilerini düşünmemiştir değil mi? Gıdaya erişim problemi, gıda israfı ve kaybı, gıda sisteminin lineer bir sistemden döngüsel bir sisteme geçmesi ile çözülebilecek bir problemler bütünüdür. Bugün ülke olarak birçok gıdaya erişim konusunda problem yaşamasak da ileride sadece biz değil, tüm dünya bu problemle yüzleşmek zorunda kalacak. Felaket tellallığımızı burada sonlandırıyor ve bilinçli tüketiciler olarak döngüsel bir gıda sisteminde hangi uygulamaları ve tüketim alışkanlıklarını kazanmalıyız konusuna geçiyoruz.

“Yeterli” kelimesini gerçek anlamıyla kullanabiliriz
Öncelikle anlamamız gereken konu şu. Tüm suç yanlış üretim süreçlerinde değil. Bu yanlış uygulamaların yanında bilinçsiz tüketiciler olarak bizler de gıda sisteminin sorunlu işleyişine katkı sağlıyoruz. Bizim için yeterli olan besin kaynaklarına erişmek yerine hep daha fazlasını arzuluyor olmamız ne yazık ki en büyük problem. İrade kullanımı ve bilincimizle aslında günlük ihtiyacımız olan besin kaynaklarını tüketebilir, gerçekten “yeterli” tüketimi hayata geçirebiliriz.

Sağlıklı bir beslenme programı sadece bizim değil dünyanın sağlığı için de etkili
Sağlıklı beslenme programı denince özellikle Akdeniz diyeti ön plana çıkmakta. Taze sebze ve meyveler, zeytinyağlı yemekler vazgeçilmezimiz olmalıyken belki sistemden, belki de sadece canımız çektiği için sağlığımıza hiçbir şekilde yararı olmayan bol şekerli ürünler, fazlasıyla yağlı yemekler, paketli ürünler gibi birçok zararlı yeme alışkanlığına sahibiz. Vücudumuz için sağlıklı bir beslenme programına sahip olduğumuzda aynı zamanda birçok paketli ürüne olan talebi, birçok zararlı gazlı içeceğin üretiminde kullanılan kaynakların kullanımı önleyebiliriz. Bu da hem vücudumuzu desteklememiz hem de farklı şekillerde CO2 salımının azalmasına olanak tanımamız anlamına gelir.

Bitki bazlı diyet programı
Bitki bazlı beslenme, bir önceki başlıktaki sağlıklı beslenmeyi destekler nitelikte. Fakat etkisi sandığımızdan çok daha fazla. Bildiğiniz gibi karbon salımının neredeyse %40’ı metan gazından kaynaklanmakta. Bunun da en büyük kaynaklarından birisi hayvancılık ve mandıra amacı ile yetiştirilen ineklerin sebep olduğu metan gazı. Et ve süt ürünlerine olan talebin azalması sonucu ne kadar büyük ölçüde CO2 salımının önüne geçeceğimizi düşündüğünüzde, aslında vegan veya vejetaryen beslenme düzeninin sanılandan çok daha olumlu etkisi olduğunu kavramak mümkün. Nasıl ki döngüsel ekonomiye geçiş bir gecede gerçekleşmiyorsa, tüm insanlığın vegan veya vejetaryen beslenmeye bir gecede geçeceğini ummak da doğru değil. Fakat gündelik hayattaki tüketim alışkanlıklarımızı bu bilinçle gerçekleştirdiğimizde sandığımızdan çok daha fazla etki yaratabileceğimizi aklımızdan çıkarmamakta fayda var.

Alışveriş listelerimize uyumlu yemekler
Birçoğumuz özellikle ekonomi kötüye gittikçe alışverişlerimizde çok daha duyarlı bir hale geldik. Fakat yine de tam anlamıyla ihtiyaçlar dahilinde alışveriş yaptığını iddia edebilecek insan sayısı ne yazık ki çok az. Bu aşırı tüketim alışkanlığımı dolabımızda birçok gıda ürününün bozulması, son kullanma tarihinin geçmesi gibi sorunlara sebep olurken, gıda israfını da istemeden desteklediğimiz gerçeğini gösteriyor. Aynı zamanda kaynakların verimli kullanımı ilkesi ve döngüsel ekonominin en temel argümanı olan “atık=hammadde” görüşü ile aslında kullanmayı düşünmediğimiz birçok bitki sapı veya kuru ekmek gibi gıda ürünlerini yaratıcı şekillerde kullanmamız da döngüsel bir gıda sistemine geçişte tüketiciler olarak evlerimizde benimsememiz gereken alışkanlıkların başında gelmekte.

Etiketlerin önemi
Gıda alışverişlerimizde belki de en dikkat ettiğimiz nokta ürünlerin son kullanma (SKT) veya tavsiye edilen tüketim(TETT) tarihleri değil mi? Peki bunların dışında ürünlerin hangi şartlarda üretildiğine, içerisinde hangi malzemeleri barındırdığına ne kadar dikkat ediyoruz? Sağlığınız için ürünlerin içeriklerine bakarken gerçekten de çevresel standartlara uygun üretim süreçlerine sahip olduklarına bakarak alışveriş kararlarımızı güncellemek sandığımızdan çok daha fazla pozitif etki yaratabilir.

Dünyanın öbür ucundan gelen meyveye gerçekten ihtiyacımız var mı?
Bu konu her zaman için tartışmalı bir konu olarak hayatımızın bir parçası olacak kanısındayız. Fakat gerçekten bilinçli bir tüketici olarak düşündüğünüzde dünyanın öbür ucundan gelen bir meyveye ihtiyacımız olmadığını, yerel meyve ve sebzelerin de özellikle ülkemizde fazlasıyla yeterli ve besleyici olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Yerel üreticileri desteklemek hem ekonomiye hem de lojistik süreçlerini azaltması sebebi ile CO2 salımının önüne geçilmesi noktasında fazlasıyla önemli.

Bu listeyi uzatmak elbette mümkün. Fakat genel konsept aslında çok basit. Gündelik hayatın akışında hızlıca yaptığımız tercihler çok önemli değil gibi görünse de dünya üzerindeki her bir insanın benzer hızda tercihler yapması, alınan kararların da etkisini fazlasıyla büyütmekte. Modern dünyanın bir gerekliliği gibi hayatımızdaki yerini sağlamlaştıran paket servis hizmetleri biz tüketicilere hızlı ve zahmetsiz bir yemek alternatifi sunuyor olsa da her geçen gün çevreye ve kaynaklarımıza verdiğimiz zararı besleyen bir süreci de sürdürmekte. Haftalık alışverişler, planlı yemekler ve en önemlisi vücudumuza aldığımız besinlerin faydaları gibi çok basit konularda daha bilinçli kararlar aldığımız noktada emin olun ki üretim süreçlerinin de değişmesine katkı sağlayabiliriz. Yazının ilk bölümünde yaptığımız felaket tellallığı ne yazık ki çok da uzakta olmayan bir gelecekte bizleri bekliyoruz. Yine de geleceğimiz kötü olacak diye dertlenmek yerine, geleceğimizi kendi ellerimizle şekillendirmemiz gerektiğine inanıyoruz. İyi haftalar.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Döngüsel EkonomiDöngüsel Ekonomi

BÜLTEN SAYISI

Bilinçli tüketiciler için döngüsel gıda tüketim alışkanlıkları

Döngüsel bir gıda sistemi için tüketici alışkanlıkları

31 Mar 2022

Bilinçli tüketiciler için döngüsel gıda tüketim alışkanlıkları

YAZARLAR

Döngüsel Ekonomi

Döngüsel Ekonomi Hakkında Her Şey!

İLGİLİ OKUMALAR